@article{article_1746292, title={Anadolu’da Tasavvufî Düşüncenin Öncü İsimlerinden Âşık Paşa ve Garibnâme’nin Misyonu}, journal={Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi}, volume={11}, pages={447–477}, year={2025}, DOI={10.32955/neu.ilaf.2025.11.2.03}, author={Şahin, Eşref}, keywords={Sufism, Aşık Paşa, Garibnâme, 14th Century, Turkish Literature, Turkish Language}, abstract={Âşık Paşa, Osmanlı’nın kuruluş yılları olan 13.-14. yüzyıllarda Anadolu coğrafyasında yaşamış, yazmış olduğu eserlerle tasavvuf literatürüne ve kültürel kimlik inşasına katkı sunmuş, mümtaz şahsiyetlerdendir. Çalışma tarihsel bir kişilik olarak Âşık Paşa’dan bahsederken aynı zamanda onun temel eseri Garibnâme çerçevesinde tasavvufi düşünceye sunduğu katkıları da ele alacaktır. Âşık Paşa’nın halkın anlayabileceği sade bir dille yazmış olduğu Garibnâme adlı eseri tasavvufi düşüncenin geniş kitlelere ulaşmasına olanak sağlamakla beraber Türk-İslam sentezinin somutlaşmasına da katkı sunmuştur. Türkçeyi tasavvufun taşıyıcısı bir dil olarak kullanıp onu tasavvufun anlam dünyasıyla buluşturarak dil ve inanç ekseninde önemli bir iz bırakması Âşık Paşa’nın Türk Tasavvuf Edebiyatı’nda kültürel bir öncü olarak değerlendirilmesini de olanaklı kılmaktadır. Araştırmada Âşık Paşa’nın tasavvufi temaları ve kavramları nasıl ele aldığı analiz edilip tasavvufî anlayışı çözümlenecektir. Böylece araştırma Âşık Paşa’nın Anadolu’da tasavvuf düşüncesinin öncü isimlerinden birisi olarak kabul edilmesinin arkasındaki tarihsel ve fikri zemini anlamak açısından önemli bir imkân sunacaktır. Garibnâme Türkçenin garip bırakıldığı bir dönemde ortaya koyduğu güçlü ve etkili duruşuyla Türkçeye can suyu olmuş müstesna metinlerden birisidir. Bu yönüyle o, Türkçe’nin İslâm’ın manevî boyutu olarak kabul edilen tasavvufun ince meselelerini taşıyabilen, yüksek tefekkürlerini kuşatabilen ve bunları aktarabilen bir dil olma konumunu sağlamlaştırmıştır. Yüksek hakikatlerin şiir formuyla halkla buluştuğu bu eser siyasal faaliyetlerin krizi beslediği bir zamanda manevî vatanı koruyan bir işleve sahip olmuştur. İnsanların ihtiyaç duyduğu irşat edici izahlar, nasihat edici yol göstermeler Garibnâme’de ölçülü ve dengeli bir şekilde yer bulmuştur. Halkın kendi dilinden ve kültüründen beslenip aşkla mayalanan bu eser tasavvufi hakikatlerin öğrenilmesine uygun önemli kaynaklardan birisi olmuştur. Bu nedenle araştırma bir taraftan Anadolu mayasına katkı sunan kilit isimlerden biri olan Âşık Paşanın tarihsel kimliği üzerine odaklanırken diğer taraftan Garibnâme adlı eserinde yoğunlukla yer verdiği tasavvufî kavram ve konuları işleyiş biçimini incelemeyi amaçlamaktadır. Kendisine benzer eserler arasında müstakil yerini almış bulunan Garibnâme Türkçe’nin nesir sahasında olduğu gibi nazım sahasında da tasavvufi hakikatleri hem tezyin eden hem de ifade edebilen bir dil olduğunu ispat etmiştir. Garibnâme toplumun kriz, bunalım ve yeni imkânların iç içe geçip farklı tesirler altında kaldığı bir dönemde, Anadolu’da tasavvuf düşüncesini önceleyen bir metin olarak müstesna bir konuma sahiptir. Toplumun bütün kesimlerinin anlayabileceği didaktik bir dille yazılmış olan Garibnâme tasavvufi düşünce ve yaşamın yaygınlaşmasına hem teorik hem de pratik katkılar sunmuştur. Zira o tasavvufî hakikatlerin sade bir dille aktarılmasını mümkün kılan zengin ve derin bir içeriğe sahiptir. Buna ek olarak Garibnâme’nin dil ve inanç arasında kurduğu rafine irtibat Türkçenin manevî ve ahlâkî hakikatlerin taşıyıcısı bir dil olarak değerlendirilmesini de mümkün kılmaktadır. Başka bir deyişle Âşık Paşa ve eseri Garibnâme Anadolu topraklarının maddî-manevî vatan kılınmasını sağlayan epistemik, ontolojik ve ahlâkî inşânın zemininde yer almaktadırlar.}, number={2}, publisher={Near East University}