@article{article_1753399, title={İsrail Ordusunda Dürzi Askerlerin Statüsü ve Hak İhlalleri}, journal={Bulletin of Palestine Studies}, pages={234–252}, year={2025}, DOI={10.34230/fiad.1753399}, url={https://izlik.org/JA55PA67NG}, author={Yıldız, Tuba}, keywords={Palestine, Israel, Druze, Military Service, Identity, Politics.}, abstract={7 Ekim 2023 tarihinde Hamas tarafından İsrail işgaline karşı başlatılan “Aksa Tufanı” operasyonunun uluslararası gündemde yer almasıyla birlikte, İsrail’in bölgedeki ihlalleri sorgulanmaya başlanmıştır. Ancak yaşanan katliamları yalnızca İsrail-Filistin çatışması üzerinden değerlendirmek eksik bir yaklaşım olacaktır; bu bağlamda İsrail içindeki iç dinamiklere, özellikle de ülkenin sosyal ve askeri politikalarında kritik rol oynayan Dürzi toplumuna odaklanmak gerekmektedir. Bu çalışma, İsrail vatandaşı olan Dürzilerin askeri ve sosyal durumlarını, ordu içindeki statüleri ve karşılaştıkları hak ihlalleri ekseninde ele almaktadır. İsrail, kuruluşundan itibaren benimsediği etnik temelli ulus-devlet anlayışını, 2018 tarihli “Yahudi Ulus Devleti Yasası” ile anayasal bir çerçeveye oturtmuştur. Bu yasa, devlete sadakat temelinde entegre olmuş Dürzilerin statüsünü zayıflatarak onları “vatansız vatandaş” kimliğine sürüklemiştir. Siyonist zihniyet, bir sömürge mekanizması olarak Dürzi tarihini yeniden kurgulamış, topluluğu Yahudilikle bağlantılandırarak diğer Araplardan ayrıştırmayı hedeflemiştir. Özellikle İsrail ordusunda (IDF) görev alan Dürzi askerler, Batı Şeria ve Gazze’deki ev baskınlarında, kontrol noktalarındaki sert uygulamalarda ve hapishanelerdeki Filistinli tutuklulara yönelik baskı süreçlerinde görevlendirilerek Siyonist politikalara hizmet etmek zorunda bırakılmıştır. Bu strateji, İsrail’in Dürziler ile Filistinliler arasında bilinçli bir uçurum ve düşmanlık yaratma politikasının somut bir göstergesidir. Çalışma, İsrail’in “sadık azınlık” söyleminin Dürzi toplumuna eşit yurttaşlık hakları sağlamadığını; aksine demokrasi ile etno-milliyetçi yapı arasındaki gerilimin kurbanı olduklarını ortaya koymaktadır. Yerel kalkınma, bütçe dağılımı ve imar sorunları gibi yapısal eşitsizlikler, uzun vadede “Dürzilerin İsrailleştirilmesi” projesinin geçerliliğini yitirmesine neden olmaktadır. Nitekim Dürzilerin devletle kurdukları tarihsel sadakatin yanında, giderek daha güçlü dile getirilen eşitlik ve tanınma talepleri arasında sıkışmış çok katmanlı bir toplumsal konumda durdukları görülmektedir. Sonuç olarak bu araştırma, İsrail’in “kimliksizleştirme” politikasıyla karşı karşıya kalan Dürzilerin, hem devletin güvenlik politikalarındaki araçsallaştırılmış rollerini hem de yaşadıkları aidiyet krizini ve iki devletli çözüm arayışlarını detaylandıracaktır.}, number={18}