@article{article_1351237, title={Şah, Çar ve Sultan Arasında: Ermeni Kutsal Makamı Eçmiyadzin’in Çalkantılı Yılları (1700-1725)}, journal={Türkiyat Mecmuası}, volume={34}, pages={63–94}, year={2024}, DOI={10.26650/iuturkiyat.1351237}, url={https://izlik.org/JA28EM63SX}, author={Köse, Ensar}, keywords={Revan, Eçmiyadzin (Üçkilise) Katogikosluğu, Osmanlı Devleti, Rus Çarlığı, Safevîler, Kafkaslar}, abstract={Bu çalışmanın odağında, Ermeni cemaati ve toplumunun en üst kutsal makamı olan Eçmiyadzin Katogikosluğu vardır. Osmanlılar buraya, Üçkilise demişlerdir. Ermenilerin siyasi birlikten yoksun olduğu tarihlerde, ruhban zümresinin başları (katogikoslar ve patrikler), bir bakıma topluma liderlik etmişlerdir. Dolayısıyla onların faaliyeti, salt dinî ritüellerden ibaret değildir. Nitekim araştırma boyunca Eçmiyadzin katogikoslarının, isteyerek veya değil, siyasi ve askerî olaylara müdahil oldukları, hatta zaman zaman etkin rol almaktan çekinmedikleri görülmektedir. Araştırmanın zaman aralığı, genel olarak Kafkasların hareketli yıllarıdır. Ermeni milliyetçisi Israel Ori’nin, “birlik” misyonuyla 1699’da Avrupa’dan Kafkasya’ya dönmesi, Ermeni toplumunda heyecana neden olmuştur. Dönemin Rus Çarı Büyük Petro’nun, bölgeye yönelik genişlemeci siyaseti ve 1722’deki meşhur Kafkas (Hazar) seferi, bu heyecanın dalga boyunu yükselttiği gibi, Ermeni toplumunun beklentisini de arttırmıştır. Bu tarihlerde, Afganların çıkardığı isyan ateşiyle kavrulan Safevî Devleti ise inkırazın eşiğindedir. Nihayet Osmanlı tahtında oturan Sultan III. Ahmed ve damadı Nevşehirli İbrahim Paşa’nın, “ilkesel” olarak yürüttüğü barışçıl siyaseti sürdürmek, Kafkaslarda ortaya çıkan bu yeni konjonktürde mümkün olamayacaktır. Bölgeye komşu bu büyük güçlerin kavgasında, Revan’daki Ermeni toplumu ve Eçmiyadzin ruhbanı, bir şekilde taraf olmaya zorlanmıştır. İşte bu araştırmada, Ermeni ruhanî merkezleri (Eçmiyadzin ve Gandzasar Katogikosluğu ile İstanbul Patrikliği) arasındaki rekâbetin, hatta husumetin, siyasi ve askerî gelişmelerin seyrini ne yönde etkilediğine de kafa yorulmuştur. Araştırmanın temel kaynakları, büyük ölçüde, Türk ve Rus arşivindeki belge ve diğer kayıtlardır. Ayrıca dönemin şâhidi kronik yazarlarının eserlerinden ve ikincil kaynaklardan da istifade edilmiştir.}, number={1}