@article{article_1671523, title={TÜRKİYE’DE MALİ DİSİPLİNİN SAĞLANMASINDA KAMU HARCAMALARININ ETKİSİ (1999-2023 DÖNEMİ)}, journal={Journal of Public Economy and Public Financıal Management}, volume={5}, pages={48–74}, year={2025}, author={Direk, Furkan and Şahbaz Kılınç, Nazan}, keywords={Mali disiplin, kamu harcamaları, kamu kesimi borçlanma gereği, Türkiye}, abstract={Çalışmada Türkiye’de merkezi yönetim kamu harcamalarının, kamu gelirlerinin, bütçe dengesinin ve kamu net borç stokunun nominal değerleri ve GSYİH içindeki paylarına ait verilerin mali disiplinin sağlanması açısından etkisinin analizi ve değerlendirmesi yapılmıştır. Analiz ve değerlendirme sürecinin sonucunda; Türkiye’nin 1999 yılına göre mali olarak daha güçlü olsa da 2002 yılı sonrasında sağlanan mali disiplinin 2013 yılına kadar sürdürüldüğü ve bu yıldan sonra git gide bozulan bir sürece girildiği görülmektedir. Ayrıca 2017 yılına kadar bir seferlik gelirler (vergi affı, imar affı, varlık barışı, bedelli askerlik, özelleştirme gelirleri, Merkez Bankası kârının erken aktarımı vb. gibi uygulamalar) ile desteklenerek mali disiplin sağlandığı dikkat çekmektedir. Daha sonra seçim ekonomisine girilmesi, rasyonel olmayan politikalar ile artan bütçe açığının Merkez Bankası kaynakları ile finans edilmesinin enflasyonu daha da tetiklemesi neticesinde 2017 yılında çift haneli (11,14) enflasyon dönemine yeniden dönüldüğü gözlemlenmektedir. Yükselen enflasyonun borçlanma faizlerini de yükseltmesi nedeniyle kamu borç stoklarının da artmaya başladığı ve 2017 yılında GSYİH’a oranı %8,1 olan oranın 2018 yılında sert bir yükselişle %13,1’e çıktığı ve 2023 yılında %21,2 düzeyine kadar yükseldiği tespit edilmiştir. 1990’lı yıllar boyunca Türkiye’de mali disiplinin ihmal edilmesi, kamu mali dengelerinin bozulmasına ve makroekonomik istikrarsızlığın derinleşmesine yol açmıştır. Bu süreç sonunda ortaya çıkan 2001 krizi, yapısal zafiyetlerin ve mali disiplinsizliğin neticesi olmuştur. Mali disiplin hedefinden uzaklaşılan bir ortamda, geçmiş deneyimlerden ders alınmadığı ve gerekli yapısal reformlar hayata geçirilmediğinde benzer krizlerin yaşanması da kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu bağlamda, mali disiplinin tesis edilmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması, ekonomik istikrarın korunması ve makroekonomik kırılganlıkların azaltılması açısından öncelikli bir politika gerekliliği olarak önemini korumaktadır.}, number={1}, publisher={Akademik Çalışmalar Derneği}