@article{article_1674433, title={Büyük Oyun’un Gölgesinde Sözde Koleksiyoncu: Emperyal Aktörleri Aldatan Kaşgarlı İslam Akhun}, journal={Asya Studies}, volume={9}, pages={277–296}, year={2025}, DOI={10.31455/asya.1674433}, author={Özkan, Murat and Kuzakçı, Başak}, keywords={Rusya, İngiltere, Türkistan, Kaşgar, Büyük Oyun, İslam Akhun, Sir Marc Aurel Stein}, abstract={XIX. yüzyılda arkeoloji, bilimsel bir disiplin olarak gelişirken, aynı zamanda emperyalist genişlemenin önemli bir aracı haline geldi. Rönesans ve Aydınlanma dönemlerinde antik uygarlıklara duyulan ilgi, zamanla Batı’nın kültürel ve politik üstünlük iddiasını destekleyen bir mekanizmaya dönüştü. Sanayi Devrimi ile hızlanan emperyal genişleme, arkeolojik keşifleri yalnızca tarihsel ve bilimsel merakın bir ürünü olmaktan çıkarıp, Batı’nın kendi medeniyet anlatısını güçlendiren bir stratejiye dönüştürdü. Bu süreçte, Avrupa’nın hızla büyüyen müzeleri için yapılan kazılar, kültürel mirası sahiplenme ve bu miras üzerinde tahakküm kurma girişimlerine dönüştü. Bu dönemde, Rusya ve İngiltere arasındaki jeopolitik rekabet, “Büyük Oyun” olarak adlandırılan mücadele kapsamında, Türkistan’da yoğunlaştı. Bölgenin stratejik konumu, iki imparatorluğun ekonomik ve siyasi hâkimiyet mücadelesinin merkezine yerleşti. Rusya, Türkistan’a doğru ilerlerken, İngiltere de Hindistan’daki sömürge düzenini korumak ve bölgedeki etkisini artırmak için çeşitli girişimlerde bulundu. Bu süreçte, her iki güç de arkeolojik keşifleri ve bilimsel çalışmaları destekleyerek, tarihî mirası sahiplenme ve bölge üzerindeki meşruiyetlerini güçlendirme yoluna gitti. Sir Marc Aurel Stein’in keşifleri, bu rekabetin akademik ve kültürel boyutunu gözler önüne serdi. Arkeolojik kazılar ve tarihî belgelerin toplanması, yalnızca bilimsel bir faaliyet değil, aynı zamanda siyasi ve ideolojik bir araç haline geldi. Bölgeden çıkarılan eserler, Batılı müzelerde sergilenerek Avrupa’nın Türkistan üzerindeki tarihsel iddialarını pekiştirmesine hizmet etti. Kaşgar’da faaliyet gösteren yerli bir tüccar olan İslam Akhun’un sahte antik eserler üreterek Batılı koleksiyonerlere satması, bölgedeki arkeolojik faaliyetlerin ekonomik boyutunu ortaya koydu. Aynı zamanda, Batılı araştırmacıların bölgeye dair bilgilerini ne derece eksik ve yönlendirilmeye açık olduğunu da gözler önüne serdi. Sahte eser ticareti, bireysel bir aldatmacanın ötesinde, Batılı güçlerin bölgeye dair çelişkili yaklaşımlarını ve emperyal bilginin inşa edilme sürecini gözler önüne seren önemli bir süreçti. Bu süreç, özellikle XIX. yüzyılda Türkistan üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışan Rusya ve İngiltere arasındaki rekabetin yarattığı siyasi ve kültürel mücadelelerle de yakından ilişkiliydi.}, number={32}, publisher={Mehmet Akif KARA}