@article{article_1716245, title={Hanefi Muhtasar Geleneği Bağlamında en-Nukâye}, journal={Bitlis İlahiyat Dergisi}, pages={38–55}, year={2025}, url={https://izlik.org/JA34LA35ZS}, author={Doğan, Fatih and Demir, Halis}, keywords={İslam Hukuku, Fıkıh, Muhtasar, Sadrüşşerîa, en-Nukâye muhtasaru’l-Vikâye}, abstract={Hanefî muhtasar geleneğinin tarihî gelişiminin tespiti ve incelenmesi, Hanefî literatürünün derinlemesine anlaşılması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede, Sadrüşşerîa’nın (ö. 747/1346) kaleme aldığı en-Nukâye Muhtasaru’l-Vikâye adlı eseri, dikkat çekici bir örnek teşkil etmektedir. Bu çalışmada, Hanefî muhtasar geleneğinde önemli bir yer tutan Sadrüşşerîa’nın söz konusu eseri tanıtılmıştır. en-Nukâye’ye yönelik yazılmış 14 şerh ile bu eser üzerine gerçekleştirilen 1 doktora tezi tespit edilmiştir. Sadrüşşerîa’nın hayatı, ilmî şahsiyeti ve eserleri hakkında kapsamlı bilgiler sunulmuş; en-Nukâye’nin telif amacı ve yöntemine dair ayrıntılı analizler yapılmıştır. Hanefî fıkhın ihtisarı belirli bir süreç içerisinde şekillenmiş olup pek çok ilmî eser bu bağlamda ortaya konulmuştur. Bu husus dikkate alındığında, ihtisar ve muhtasar literatürünün tanıtımı ile tespiti son derece önemlidir. Makalede muhtasar eserlerin zamanla ihtisar edilerek yeni bir literatür oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Muhtasar ve ihtisar konusundaki çalışmalar genellikle ilk dönem metinlerini temele alarak gerçekleştirilmişken; muhtasar eserlerden yapılan ihtisarların gaye ve yöntemlerinin yeteri kadar ele alınmadığı görülmüştür. Zira her bir ihtisar müelliflerin kendilerine özgü üslup ve yöntemleriyle yeniden telif edilmiştir. Bu bağlamda, ihtisar ve muhtasar literatürünün tarihi serüvenini Mergînânî’nin (ö. 593/1197) el-Hidaye adlı eseri, Sadrüşşerîa’nın Vikâyetü’r-rivâye fî mesâili’l-Hidâye isimli çalışması ve daha sonra kaleme aldığı en-Nukâye’deki vedia (emanet) konusunun incelenmesi, bu geleneğin gelişimini somut bir şekilde göstermektedir.}, number={14}