@article{article_1724821, title={Boykot Gıda Ürünlerinin Etik Analizi}, journal={Rize İlahiyat Dergisi}, pages={83–95}, year={2026}, DOI={10.32950/rid.1724821}, url={https://izlik.org/JA65SF24LF}, author={Bulut Uslu, Nurefşan}, keywords={Boykot, Beslenme Etiği, Tüketici Ahlakı, Temiz Gıda, Gıda Adaleti, Gıda ve Güç, Buycott}, abstract={Bu çalışmada etik beslenme pratikleri bağlamından hareketle boykot listesinde olan gıda ürünlerinin felsefi değerlendirmesi yapılacaktır. Gıdanın, maddi bir tüketim nesnesinden öte etik ve politik bir anlam taşıdığı varsayımından hareket ederek, soykırım, işgal veya etnik temizlik gibi insan haklarına uygun olmayan bazı politikalara dayalı dolaylı ya da doğrudan bu suça katkı sağlayan gıda ürünlerinin “temiz gıda” olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmekteyim. Gıda tüketimi bu nedenle biyolojik bir süreçten fazlasıdır. Beslenmenin kültürel, dini, tıbbi, etik boyutları olduğu gibi politik bir anlamı da vardır. Bu tür bir tartışma literatürde etik tüketim (ethical consumption), tüketici etiği (consumer ethics), etik farkındalık (ethical awareness), gıda adaleti (food justice), gıda politikası kavramından farklı olarak, politik gıda (political food), gıda kapitalizmi (food capitalism), gıda emperyalizmi (food imperialism), gıda sömürgeciliği (food colonialism), gıda ve güç ilişkileri (food and power relations) ve aynı zamanda bir kitap ismi de olan Gıda Üzerinden Direniş (Resistance Through Food) kavramları üzerinden ele alınmaktadır. Bu kavramlardan yola çıkarak çalışmanın temel iddiası, gıda maddesinin sağlığa zararlı olup olmaması meselesi kadar hangi ekonomik, ideolojik ya da askeri yapıların sürdürülmesine hizmet ettiği sorusunun da etik bir mesele olmasıdır. Bu anlamda beslenmeye dair epistemolojik sınırlar, İslam düşüncesinde yer alan “içki üretiminin, satılmasının, taşınmasının, içirilmesinin, satılması ve satın alınmasının” yasaklanması ilkesine atıfla, etik sorumluluğun sadece son tüketiciyle sınırlı kalmayan bir ahlaki daire içinde düşünülmesi gerektiğidir. Gıda ürünlerinin üretim, dağıtım ve tüketime kadar uzanan zincirinde yer alan her bir halkada ortaya çıkan etik sorunlar, bir ürünün helal, temiz ya da mübah sayılabilmesi önünde engeller oluşturabilmektedir. Bu tanımlamalar konuyu açıklayabilmek için bilinen kavramlar üzerinden ele alınmakta ama bu hukuki değil etik zeminde tartışılmaktadır. Diğer bir yaklaşım, gıda maddelerinin içerikleri yanı sıra üretim ve dağıtım zincirlerindeki politik ve etik ilişkilere de dikkat edilmesi gerekliliği ve tüketicinin sorumluluğunun tüketmekle sınırlı olmadığıdır. Bilakis tüketim tercihiyle desteklenen yapıların, ideolojilerin küresel ölçekte mazlum halklar üzerinde yıkıcı etkiler oluşturabileceği bir gerçekliktir. Bu nedenle etik beslenme anlayışı, adalet, sorumluluk ve farkındalık gibi ahlaki ilkeler temelinde şekillenmelidir. Çalışmada genel olarak etik beslenme tercihlerinin bir erdem olarak sorumluluk bilinciyle şekillenmesi gerektiğini ortaya koymayı, spesifik olarak ise boykot gıda maddelerinin “temiz” sayılamayacağının kanıtlanması amaçlanmaktadır. Savunulan temel argümanın soykırım, sömürgecilik, işgal ya da insan hakları ihlalleriyle doğrudan ya da dolaylı bağlantısı bulunan hiçbir gıda ürününün etik açıdan etik-dışı sayılacağı ve temiz sayılamayacağı ve bunun da hadis kaynaklarından yola çıkarak ispatlanacağı üzerinde durulmaktadır. Özellikle etik beslenmenin, neyin yenilip yenmeyeceğine dair bir meseleyi aşarak, beslenme tercihlerinin hangi yapıları sürdürdüğünü, kimlere zarar veya fayda verdiğini hesaba katan ahlaki bir sorgulama alanı olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.}, number={31}