@article{article_1740265, title={“Koloni”de Dilin Sosyodraması: Çevre Dil Bilimsel Bir Okuma Denemesi}, journal={Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi}, volume={9}, pages={323–338}, year={2025}, DOI={10.38122/ased.1740265}, url={https://izlik.org/JA25AW42SR}, author={Miçooğulları, Mehmet}, keywords={çevre dil bilimi, dil ölümü, kimlik ve dil, Audrey Magee, Koloni}, abstract={Bu çalışma, çevre dil bilimi kuramının edebî metinler üzerinden nasıl tartışılabileceğini ortaya koymak amacıyla Audrey Magee’in Koloni adlı romanını incelemektedir. Çevre dil bilimi, bir dilin yalnızca yapısal yönleriyle değil; aynı zamanda sosyoekonomik, ideolojik ve kültürel çevresiyle kurduğu çok katmanlı ilişkilerle ilgilenen disiplinler arası bir alandır. 1970’li yıllarda Einar Haugen’in öncülüğünde gelişen bu yaklaşım, özellikle Halliday, Fill ve Stibbe gibi isimlerin katkılarıyla kuramsal olarak derinleşmiştir. Bu çerçevede çevre dil bilimi; dil ölümü, dil planlaması, dilsel çatışmalar ve çok dillilik gibi alanlara odaklanmakta ve dillerin içinde var olduğu çevresel, kültürel ve siyasal koşulları göz önünde bulundurarak analiz yapmaktadır. Bu teori, özellikle marjinalleşen, bastırılan veya görmezden gelinen azınlık dillerinin durumunu anlamaya ve bu dillere yönelik koruma politikaları geliştirmeye yönelik katkılar sunar. Bu kuramsal çerçevede ele alınan Koloni, bir dilin sosyal ekosistem içerisindeki yerini, baskın dillerin çevresel etkilerini ve marjinalleşen dillerin yaşadığı dönüşümleri kurmaca anlatı yoluyla gözler önüne sermektedir. Romanın merkezinde yer alan Fransız dil bilimci Jean-Pierre Masson’un dört kuşak boyunca sürdürdüğü dilsel gözlemler, bireylerin dil tercihlerini etkileyen çevresel faktörleri görünür kılmaktadır. Bu bağlamda çalışmada, dilsel değişimin bireylerin bireysel kararlarından ziyade tarihsel, siyasi ve ekonomik etkenlerle yönlendirilen sistemik bir olgu olduğu vurgulanmaktadır. Göç hareketleri, eğitim politikaları, sınıf farklılıkları ve devlet müdahaleleri gibi dışsal faktörler, dilin kullanım biçimini ve toplumsal statüsünü şekillendiren temel unsurlar arasında yer almaktadır. Araştırmanın bulguları, baskın dillerin yalnızca iletişim aracı olarak değil; aynı zamanda sosyal prestij, ekonomik kazanç ve kültürel aidiyet üretme işlevi gördüğünü de ortaya koymaktadır. Bu çok yönlü işlev, marjinal dillerin kullanım alanlarını daraltmakta, onları kamusal alandan silmekte ve sembolik hâle getirmektedir. Masson’un sunduğu çözüm önerileri -dilsel izolasyon, ekonomik teşvik ve yerel yatırımlar- çevre dil biliminin yalnızca tanılayıcı değil, aynı zamanda müdahale edici, dönüştürücü ve sürdürülebilir çözümler sunan bir çerçeveye sahip olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak bu çalışma, çevre dil bilimi ekseninde edebiyatın farkındalık yaratma gücünü ve dil politikalarına katkı sunma potansiyelini bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymaktadır.}, number={2}