@article{article_1754416, title={Şürünbülâlî’nin Dürerü’l-Hükkâm Haşiyesinde Molla Hüsrev’e Yönelttiği Eleştiriler: Talâk-ı Fârr Örneği Bağlamında Bir Değerlendirme}, journal={Artuklu Akademi}, volume={13}, pages={226–244}, year={2026}, DOI={10.34247/artukluakademi.1754416}, url={https://izlik.org/JA49LK28DS}, author={Korkmaz, Ömer and Kayapınar, Hasan}, keywords={İslam Hukuku, Şürünbülâlî, Molla Hüsrev, Dürerü’l-hükkâm, Talâk-ı Fârr}, abstract={Bu çalışma, Osmanlı fıkıh geleneğinin temel metinlerinden biri olan Molla Hüsrev’in Dürerü’l-Hükkâm adlı eserine yazılan haşiyelerden Şürünbülâlî’nin haşiyesini merkez alarak, haşiye literatüründe yer alan eleştirel tutumun niteliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Söz konusu haşiye, sadece metnin şerhine yönelik açıklayıcı bilgiler içermemekte aynı zamanda metne yönelik kavramsal, metodolojik ve içeriksel eleştiriler de ihtiva etmesi bakımından dikkat çekici bir örnek teşkil etmektedir. Bu bağlamda çalışmada, Şürünbülâlî’nin özellikle talâk-ı fârr konusuna dair getirdiği eleştiriler ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir. Talâk-ı fârr meselesi, miras hukukuyla aile hukukunun kesiştiği ve toplumda çeşitli suiistimallere açık bir alan olması sebebiyle klasik fıkıh metinlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Şürünbülâlî, bu konuda Molla Hüsrev’in yaklaşımını yeterince açıklayıcı bulmayarak, metnin lafız yapısı, tertip düzeni ve toplumsal gerçeklik üzerinden bir dizi tenkit yöneltmiştir. Özellikle “maraz-ı mevt”in (ölüm hastalığı) tanımında kadın ve erkekler arasında var olan ayrıma dikkat çeken müellif, hüküm inşasında kadın ve erkeğin farklı durumlarının dikkate alınması gerektiğini ifade etmektedir. Ayrıca fıkıh hükümlerinin toplumsal gerçeklikle bağ kurması gerektiğini savunmaktadır. Şürünbülâlî’nin eleştirileri yalnızca içeriğe değil, aynı zamanda metnin sunum biçimine ve pedagojik yapısına da yöneliktir. Molla Hüsrev’in bazı meseleleri gereğinden fazla teknik ve karmaşık bir şekilde ele aldığını, bunun da öğrencilerin anlamasını güçleştirdiğini ifade eder. Sonuç olarak, bu makale, Osmanlı fıkıh düşüncesinde haşiye geleneğinin pasif bir tekrardan ibaret olmadığını; bilakis, eleştirel düşüncenin ve içtihat faaliyetinin sürdürüldüğü dinamik bir zemin sunduğunu ortaya koymaktadır. Şürünbülâlî’nin yaklaşımı, klasik metinlere gösterilen saygının eleştirel bir bilinçle harmanlandığı bir örnek olarak değerlendirilmekte; bu yönüyle Osmanlı fıkıh geleneğinde düşünsel süreklilik ile dönüşüm arasındaki ilişkinin izini sürmeye imkân tanımaktadır.}, number={1}