@article{article_1760268, title={Zamanın Kırıldığı Yerde: Oğuz Atay’da Bellek, Yabancılaşma ve Varoluş}, journal={Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi}, volume={16}, pages={488–493}, year={2025}, DOI={10.54558/jiss.1760268}, author={Şamlıoğlu, Kemal}, keywords={Yabancılaşma, zaman algısı, varoluşsal sorgulama, modern birey, anlam arayışı}, abstract={Amaç: Bu çalışma, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken adlı öykü kitabında yer alan Beyaz Mantolu Adam, Unutulan ve Korkuyu Beklerken öyküleri özelinde bellek, yabancılaşma ve varoluşsal kopuş temalarını incelemektedir. Araştırma, Atay’ın karakterlerinin kimlik, zaman algısı ve toplumsal aidiyetle yaşadıkları parçalanmış benlik deneyimlerini nasıl kurguladığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yöntem: Çalışmada, nitel içerik analizi yöntemi benimsenmiş; varoluşçu felsefe ve edebiyat kuramları temel alınarak metin merkezli bir yorumlama yapılmıştır. Atay’ın sıklıkla başvurduğu bilinç akışı, iç monolog ve anlatıcı-karakter belirsizliği gibi anlatım teknikleri; tematik parçalanmışlığı destekleyen biçimsel unsurlar olarak ele alınmıştır. Yöntem, edebiyat, psikoloji ve felsefe gibi disiplinleri bütüncül biçimde birleştirerek çok katmanlı bir analiz sunmayı hedeflemiştir. Bulgular: Analiz sonucunda, Atay’ın karakterlerinin yalnızca topluma değil, zamana, mekâna ve kendi benliklerine de yabancılaştığı tespit edilmiştir. Beyaz Mantolu Adam öyküsünde karakterin sessizce silinmesi ve toplumsal bellekte iz bırakmaması, görünmezlik korkusunu ve özneleşememe hâlini temsil etmektedir. Sessizlik, edilgenlik ve nihayetinde yok oluş; karakterin varoluşsal bir teslimiyet içine girdiğini göstermektedir. Unutulan öyküsünde ise tavan arası, karakterin bastırılmış çocukluk anıları ve kimlik krizleriyle yüzleştiği bir bilinç mekânına dönüşmektedir. Zamanın doğrusal akışı bozulur, geçmişle şimdi iç içe geçer; karakter hem hafızasına hem de kimliğine yabancılaşır. Korkuyu Beklerken adlı öyküde ise tehdit ve paranoya altında yaşayan anlatıcı, gerçeklikten uzaklaşarak içsel bir kapanmaya sürüklenir. Belirsiz bir otoriteye karşı duyulan korku, bireyin sadece dış dünyadan değil, kendi bedeninden, zaman algısından ve zihinsel bütünlüğünden kopmasına neden olur. Sonuç: Atay’ın öyküleri, modern bireyin varoluşsal sorunlarını hem tematik hem biçimsel düzeyde işler. Parçalı yapı, okuyucuyu da bu çözülmenin bir parçası hâline getirerek anlatıyı bir deneyime dönüştürür. Korkuyu Beklerken adlı öyküler, Oğuz Atay’ın varoluşsal temaları estetik açıdan parçalı anlatılarla harmanlama konusundaki özgün yeteneğini gözler önüne serer. Atay’ın karakterleri, yalnızca postmodern bireyin psikolojik çalkantılarını değil, aynı zamanda 20. yüzyılın sonlarına özgü kültürel ve felsefi açmazları da yansıtır. Özgünlük: Bu çalışma, Atay’ın metinlerini düşünsel çerçevesiyle birlikte ele alması ve üç öyküyü karşılaştırmalı biçimde analiz etmesiyle alanyazına özgün bir katkı sunmaktadır.}, number={2}, publisher={Çankırı Karatekin Üniversitesi}