@article{article_1776216, title={Doğu Endülüs’te Mülûkü’t-Tavâif’in Son Temsilcilerinden İbn Merdenîş ve Benî Merdenîş Hânedanı}, journal={Mütefekkir}, volume={12}, pages={292–310}, year={2025}, DOI={10.30523/mutefekkir.1776216}, author={Can, Mesut}, keywords={İslam Tarihi, Endülüs, Mülûkü’t-Tavâif, İbn Merdenîş, Muvahhidler}, abstract={Murâbıtların zayıflaması ve Muvahhidlerin yükselişi arasındaki siyasî istikrarsızlık döneminde Doğu Endülüs’te kurulan Benî Merdenîş Hânedanı’nın tarihi ile kurucusu Ebû Abdillâh Muhammed b. Sa‘d b. Merdenîş el-Cüzâmî’nin siyasî ve askerî faaliyetleri, bu çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Bağımsız bir hânedan haline gelmeden önce kaynak-larda “Hristiyan saldırılarına karşı koyan liderler” olarak çizilen ailenin imajı, bazı sonraki dönem kaynaklarında ve günümüz araştırmalarında Müslümanların karşısında “Hristiyanların dostu ve/veya iş birlikçileri” şeklinde dönüşüme uğramıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniğine dayanarak yürütülen araştırmada, bir yandan klasik İslâm Tarihi kaynaklarında dağınık halde yer alan veriler derlenerek kronolojiye göre tasnif edilmek suretiyle hânedanın ortaya çıkışı, gelişimi ve çöküşü, dönemin siyasî dinamikleri çerçevesinde ortaya konulurken; aynı zamanda söz konusu dönüşümün sebepleri irdelenmektedir. Araştırmada ortaya konduğu üzere; geçmişten günümüze kadar gelen farklı tarihsel algılamaların ortaya çıkmasında İbn Merdenîş’in Muvahhidler karşısında ayakta kalmak için izlediği dış siyaset ile, hânedanın kurucu ailesinin Arap soyluluğuna mensup görünme çabalarına rağmen köken itibariyle yerli İspanyol Müslüman (müvelledûn) olmalarının rolü büyüktür. İbn Merdenîş, Muvahhidlere boyun eğmek yerine mücadeleyi seçti ve yöntem olarak pragmatik bir hayatta kalma stratejisi izledi. Bu kapsamda, Kastilya ve Barselona krallıkları ile İtalyan deniz güçlerine (Pisa, Cenova) yüksek miktarda haraçlar ödeyerek ittifaklar kurdu. Ancak bu ittifakların halk üzerindeki ağır vergi yükünü ve hoşnutsuzlukları artırması, Fahsü’l-Cellâb Savaşı’ndaki (560/1165) yenilgiyle birleşince hânedanın içten çözülmesini hızlandırdı. İbn Merdenîş’in 567/1172’deki vefatının ardından Muvahhidlere teslim olunmasıyla sonuçlandı. Hânedanın Endülüs’teki siyasî varlığı ise, son temsilci Ebû Cemîl Zeyyân’ın direnişine rağmen Aragon Kralı I. Jaime’nin istilası karşısında Belensiye’nin 636/1238’de düşmesiyle kesin olarak sona erdi.}, number={24}, publisher={Aksaray Üniversitesi}