@article{article_1803708, title={Yargısal Aktivizm: Anayasal Yargıda Sınır, Tür ve Meşruiyet Sorunu (Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Bir Analiz)}, journal={İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi}, volume={13}, pages={217–266}, year={2026}, url={https://izlik.org/JA85TB34KL}, author={Dumanlıdağ, Muhammed Furkan}, keywords={Yargısal aktivizm, anayasa yargısı, meşruiyet, self-restraint, demokratik denge}, abstract={Bu çalışmada yargısal aktivizm kavramı, “sınır, tür ve meşruiyet” perspektifinde ele alınarak Türk Anayasa Mahkemesinin (AYM) kararları üzerinden normatif bir değerlendirme yapılmaktadır. Yargısal aktivizm, literatürde çoğunluk karşıtı tutumdan içtihadi maksimalizme, yargısal yasamadan yöntemsel sapmalara kadar geniş bir yelpazede ele alınmaktadır. Ancak bu kavramın demokratik meşruiyet, kuvvetler ayrılığı ve temel hakların korunması bağlamındaki çok boyutlu doğası göz ardı edilmektedir. Bu makale, öncelikle Amerikan ve Avrupa anayasa yargısı modellerini yargısal aktivizm bağlamında karşılaştırarak kurumun kuramsal temellerini ortaya koymakta, ardından Waldron, Grimm, Dworkin ve Bickel gibi düşünürlerin yaklaşımları çerçevesinde meşruiyet sorununu tartışmaktadır. Çalışma ile elde edilmek istenen özgün katkı ise teorik çerçeveyi Türk anayasa yargısına uygulayarak AYM’nin çeşitli kararlarında sergilediği aktivist veya çekimser tutumların hangi aktivizm türlerine karşılık geldiğini sistematik biçimde ele almaktır. Bu kapsamda Twitter kararı, YouTube kararı, Ömer Faruk Gergerlioğlu kararı ve Şerafettin Can Atalay kararları ile yürürlüğün ertelenmesi ve denetim sınırlarının aşılması gibi kritik kararlar incelenmekte ve her birinin demokratik meşruiyet, hak eksenli yaklaşım ve yorum yetkisi açısından ne ifade ettiği analiz edilmektedir. Sonuç olarak doktora tezinden türetilen bu makale, AYM’nin hem siyasal alanı etkileyebilen hem de temel hakları güçlendirmeyi hedefleyen hak temelli ve ölçülü bir tutum sergilemeye başladığını ve ideolojik temelli tutumlar bağlamındaki aktivizmin terk edilmeye başlandığı ortaya koymaktadır. Bu olumsuz tutumun yerini hak temelli bir yapıya bırakması neticesinde ise siyasetin yargısallaşması ve jüristokrasi riskleri şu an için söz konusu değildir.}, number={1}