@article{article_1865721, title={451 KadıköyKonsili ve Oturumları}, journal={MTÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi}, volume={6}, pages={124–134}, year={2026}, url={https://izlik.org/JA85EB46YW}, author={Doğan Akaslan, Özlem}, keywords={Teslis, Monofizitlik, II. Efes Konsili, Konsil Oturumları, Kadıköy Konsili}, abstract={<p>Bu çalışma, 449 Efes konsilinde ortaya çıkan doktrinel tartışmaların 451 Kadıköy Konsili’nde nasıl ele alındığını ve konsilin Hristiyanlık tarihinde oluşturduğu kırılma noktasını incelemektedir. Hristiyanlık diğer semavi dinlerde olduğu gibi tek Tanrı inancına dayansa da tarihsel süreç içerisinde çeşitli yanlış ve tartışmalı düşüncelerin etkisiyle özgün yapısından uzaklaşmış, bu düşünceler zamanla doktriner ilkeler üzerinde belirleyici hale gelmiştir. Hristiyanlık başlangıçta Yahudi geleneğinden beslenen bir hareket iken Roma İmparatorluğu’nun desteğiyle geniş bir alana yayılması hem dini hem de siyasi düzlemde yeni sorunları beraberinde getirmiştir. Bu ortamda düzenlenen konsiller, Hristiyan inanç esaslarının belirlenmesinde temel otoriteler olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle teslis öğretisi ve İsa Mesih’in tabiatına ilişkin tartışmalar konsillerin ana gündemini oluşturmuş, oğlun baba ile aynı özden olması, Kutsal Ruh’un ilahi kabul edilmesi ve İsa’nın hem insani hem ilahi tabiatı gibi konular uzun süreli fikir ayrılıklarına yol açmıştır. Halbuki, Hristiyanlık inancındaki İsa’nın tanrısal nitelikler taşıması ve Tanrı gibi ölümsüz kabul edilmesi, hiçbir mantık ilkesiyle uyuşmamaktadır. Arius’un öğretileri bu tartışmaların merkezinde yer almış, kilise otoritesini zayıflatma tehlikesi taşıdığı gerekçesiyle 325 İznik Konsili’nde reddedilmiş ve Arius taraftarları aforoz edilmiştir. Roma ve İstanbul kiliseleri, bu dönemde olduğu gibi 431 Efes ve 451 Kadıköy Konsilleri’nde de heterodoks görülen anlayışlara karşı ortak bir tutum sergilemiştir. Bununla birlikte Kadıköy Konsili’nden itibaren iki kilise arasında ilk ciddi ayrılık belirtileri görülmeye başlamış, konsilin İsa Mesih’in iki tabiatlılığını (Diyofizit öğreti) resmi doktrin olarak kabul etmesi Bizans ve Roma arasında hem teolojik hem de yönetimsel farklılıkları derinleştirmiştir. Bu süreç sonraki yüzyıllarda Hristiyan dünyasının dini yapısı ve devletler arası politik ilişkiler üzerinde kalıcı etkiler bırakmıştır. Bu bağlamda, söz konusu gelişmeler çerçevesinde 451 Kadıköy Konsili’nin oturumlarını, şekillenen inanç ilkesini ve bu kararların Hristiyanlık geleneğinde yol açtığı ayrılıkları incelemektedir. </p>}, number={2}