@article{article_227321, title={Refah Devletinin Dönüşümü, Yeni Dayanışma ve Davos Döneminde Aileler}, journal={Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi}, volume={12}, year={2007}, DOI={10.21560/spcd.40069}, url={https://izlik.org/JA85UJ49HY}, author={Çampınarı, Emre Tevfik}, keywords={sosyal politika, aile politikası, küreselleşme, refah devleti, refah rejimi}, abstract={<p>Tarihsel açıdan II. Dünya Savaşı sonrası döneme ait <br />özgün bir yapıya karşılık gelen refah devleti, <br />gelişmekte olan ülkelerde ve “Akdeniz refah rejimi” <br />ülkelerinde hızlı bir değişim içindedir. Bu çalışmada, <br />Keynezyen uzlaşma döneminde gelişmiş refah devleti <br />anlayışı dikkate alındığında sosyal politikanın iki işlevi <br />olduğu öne sürülmektedir. Bu işlevlerden birincisi <br />Polanyi’nin “sanal metalar” yaklaşımı ile ilişkilendirilen <br />iktisadi işlevi, ikincisi ise Marshall’ın vatandaşlık tanımı <br />ve refah devletinin savaş sonrası döneme ait bir ulus <br />inşası projesi olduğu gerçeği de göz önüne alınarak <br />tanımlanan sosyal işlevidir. <br />Dünya iktisadi düzeninde “Davos ikilemi” ile sembolize <br />edilen son dönem başta ataerkil aile olmak <br />üzere savaş sonrası refah devletinin dayandığı <br />varsayımları geçersiz kılmakta, iktisadi olarak refah <br />devletlerini kısıtlamakta, değişim içerisinde olan refah <br />rejimlerini yeni bir sosyal dayanışma tanımına itmektedir. <br />Bu refah rejimlerinde aile politikası, korporatist <br />refah devletlerindeki gibi, “aileselcilik” kavramı olarak <br />kabul görmekte ve belirsiz değerler üzerinden tanımlanan <br />bir tür “politika benzeri” (“quasi policy”) oluşturulmaktadır. <br />Bu yaklaşım hem Davos döneminin <br />iktisadi gereklilikleri ile uyumsuzluk ortaya koymakta <br />hem de liberal bir ekonomik düzende “ailevi değerlerin <br />zayıflaması” ve “bireysel özgürlüklerde aşırı yükseliş” <br />dikotomisini ikincisi lehine yaratarak kendi amaçları ile <br />çelişmektedir. İki ebeveynli çekirdek aile oluşturulmasına <br />dayalı bir hayatın dahi yeni kuşak tarafından <br />rağbet görmemesi ise “gündelik hayatın aşırı metalaşması” <br />ve “piyasanın tek tüketici lehine işlemesi” ile <br />ifade edilmekte ve refah rejimi yerine bireysel aile <br />hayatlarını düzenlemeyi amaçlayan bir “moral regülâsyonun” <br />başarısızlığa mahkûm olduğu belirtilmektedir. </p>}, number={12}