@article{article_425177, title={ATASÖZLERİ VE DEYİMLERİMİZDE DEVE}, journal={Littera Turca Journal of Turkish Language and Literature}, volume={4}, pages={825–840}, year={2018}, DOI={10.20322/littera.425177}, author={Kesik, Beyhan}, keywords={Deve,atasözü,deyim,Arap edebiyatı}, abstract={<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"> <span style="font-size:12pt;line-height:107%;font-family:’Times New Roman’, serif;">Deve, özellikle Araplar arasında büyük bir önem taşımaktadır ve <i>sefinetü’s-sahra </i> (çöl gemisi) olarak anılmaktadır. Arapların deveye verdikleri bu önem, dillerindeki deve ile ilgili kelimelerden de anlaşılmaktadır. Bu anlamda Arapça, deve ile ilgili kelimelerin sayısı bakımından oldukça zengin bir dildir. Hatta cahiliye devri şiirlerinin konularından biri de devedir. Hemen her muallaka şairi, şiirinde deveden bahsetmiştir. Deve, kutsal kitaplarda da anılmıştır. Hz. Peygamber’in hayatının büyük bir kısmı deve sırtında geçmiştir.     </span> </p> <p> </p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"> <span style="font-size:12pt;line-height:107%;font-family:’Times New Roman’, serif;">            Araplar kadar olmasa da Türkler de deve yetiştirmiş ve taşımacılıkta develerden yararlanma yoluna gitmişlerdir. Ortaçağ’da, ipek yolu üzerinde bulunan Türk ülkeleri deve kervanlarının geçtiği yerlere dönüşmüştür. Araplarda görülen kadın güzelliğini deveye benzetme âdeti Türklerde de vardır. Yörükler, şişmanca güzel kadınları “maya (dişi deve)” benzetmesi ile övmektedirler. Yine Araplar tarafından önem verilen kızıl develerin Türklerde de kıymetli olduğu görülmektedir. <i>Dede Korkut Hikâyeleri </i>’nde “katar katar kızıl develer”, “şahbaz atlar su içtiği, kızıl develer gelip geçtiği su” gibi anlatımlar, kızıl develerin Türklerdeki önemini göstermektedir. </span> </p> <p> </p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"> <span style="font-size:12pt;line-height:107%;font-family:’Times New Roman’, serif;">            <i>Dîvânu Lügati’t-Türk </i>’ten bu yana yazılan Türkçe eserlerde deve ile ilgili pek çok kelime ve tabirle karşılaşmaktayız. Bunların bir kısmı sözlüklerde yer alsa da bir kısmı sözlü kültürde yaşamaktadır, bir kısmı ise kullanımdan düşmüştür. Özellikle deve yetiştirilen bölgelerde deve ile ilgili birçok söyleyişle karşılaşmaktayız. Erkek deveye <i>buğra </i> veya <i>buğur </i> denilmektedir. <i>Dede Korkut Hikâyeleri </i>’nde “bin maya görmemiş buğra” ifadesi ile erkek ve dişi deve için kullanılan kelimelerin ikisi bir arada verilmiştir.      </span> </p> <p> </p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"> <span style="font-size:12pt;line-height:107%;font-family:’Times New Roman’, serif;">            Devenin, Türk atasözleri ve deyimlerinde de önemli bir yer teşkil ettiği görülmektedir. İnsanımız, sosyal yaşamdaki birçok konuyu ve sorunu deve üzerine kurulan bu kalıplaşmış sözlerle ifade etme yolunu tercih etmiştir. Gerekli niteliklerden yoksun olan kişinin <i>“Deve Kâbe’ye gitmekle hacı olmaz” </i>, herkesin gözü önünde gerçekleşen büyük bir olayı gizlemeye çalışmanın yararsız oluşu da <i>“Deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez.” </i> şeklinde ifadesi bunların sadece birkaçıdır. </span> </p> <p> </p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"> <span style="font-size:12pt;line-height:107%;font-family:’Times New Roman’, serif;">            Bu çalışma ile kültürümüzde deveye dair atasözleri ve deyimler tespit edildikten sonra bunların konularına göre tasnifi yapılacak ve anlamları üzerinde durulacaktır.   </span> </p> <p> </p>}, number={3}, publisher={Bahir SELÇUK}