Bu çalışma, İslam ilimleri arasında merkezi bir konuma sahip olan fıkıh disiplini ile tasavvuf arasındaki ilişkiyi, özellikle fıkhın tanımı, kapsamı ve tarihsel seyri bağlamında kavramsal bir çözümlemeyle ele almayı hedeflemektedir. Fıkhın sadece zâhirî hükümleri konu alan bir hukuk disiplini olarak değil, aynı zamanda bireyin inanç dünyasını, ahlâkî yönelişlerini ve kalbî sorumluluklarını da kapsayan bütüncül bir ilim olarak anlaşılabileceği fikri, bu çalışmanın temel varsayımını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda başta Ebû Hanîfe olmak üzere klasik dönem fakihlerinin fıkıh tanımlarına odaklanılarak, bu tanımların içerdiği anlam genişliği ve tasavvufla olan örtüşme noktaları analiz edilmektedir. Sadruşşerîa, Subkî, İbn Kayyim el-Cevziyye, Taşköprülüzâde gibi âlimlerin görüşleri merkeze alınarak, fıkıh ve tasavvufun zâhir ve bâtın, amel ve niyet, şeriat ve hakikat gibi ikili kavramlar üzerinden nasıl ilişkilendiği gösterilmektedir. Sonuç olarak, fıkhın sadece dışsal davranışları düzenleyen bir yapıdan ibaret olmadığı; içsel olgunlaşmayı ve kalbî tasfiyeyi de önceleyen çok yönlü bir bilgi disiplini olduğu savunulmakta, tasavvuf ile arasında derin bir epistemolojik süreklilik bulunduğu ortaya konulmaktadır.
This study examines the relationship between Islamic jurisprudence (fiqh) and Sufism by focusing on the definitional and conceptual foundations of fiqh. Rather than viewing fiqh as a discipline limited to external legal rulings, the article argues that classical definitions—especially that of Abu Hanufa—offer a broader framework encompassing spiritual and moral responsibilities. Through an analysis of historical definitions and terminological developments, the paper demonstrates how fiqh and Sufism converge within a unified understanding of religious knowledge. It highlights how the distinction between the outer and inner dimensions of religious life is reconciled in this holistic model, wherein fiqh becomes not only a legal system but also a discipline of ethical and spiritual cultivation. The study also explores the dynamic interplay between rational deduction and intuitive insight that has historically shaped both legal and mystical traditions in Islam. It discusses how early scholars synthesized these aspects to provide guidance that resonates both communally and personally. The integration of ethical refinement and legal accountability reveals a tension, yet also a vital complementarity, between outward observance and inward devotion. Drawing on major early Islamic thinkers, the study concludes that the historical synthesis of fiqh and Sufism offers valuable insights for contemporary Islamic ethics and practice.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Hukuku, Tasavvuf |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 17 Ağustos 2025 |
| Gönderilme Tarihi | 10 Nisan 2025 |
| Kabul Tarihi | 30 Haziran 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 9 Sayı: 2 |
Akademik Platform İslami Araştırmalar Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.