This study examines Turkey's two distinct approaches to the North Caucasus during the period from 1914 to 1923, which saw the collapse of the Ottoman Empire, the establishment of the Republic of Turkey, and the events of the First World War and the War of Independence. Why did Turkey adopt two distinct stances towards the same region? What changes in circumstances compelled it to pursue different policies? To answer these questions, archival documents from the period in question were examined within a historical framework, and other studies were also taken into consideration. The findings reveal that both of Turkey's approaches aimed to maintain the presence of Turkish and Muslim elements in the Caucasus. However, developments and necessary changes in the conditions of the world, the region, and Turkey compelled Turkey to develop different policies to achieve this goal. The Caucasus was the front where the Ottoman Empire and the Russian Empire fought fiercely during the First World War. On this front, where even Eastern Anatolia fell into Russian hands, it was observed that the Ottomans developed a policy of establishing a buffer state between themselves and Russia in the region when conditions changed due to the Bolshevik Revolution. In response to Russia's prioritisation of the Armenians, the Ottoman Empire attached great importance to Azerbaijan and Dagestan. The stance taken by the Republic of Turkey towards the Caucasus during its founding phase was one of cooperation with Russia against Britain, which had settled in the region vacated by Ottoman forces after the Armistice of Mudros. Faced with a common enemy in Britain, Turkey was forced to accept the Bolshevization of the region, with its Dagestan and Azerbaijan identity, in order to obtain Russia's financial and military support. To dissuade Russia, which was demanding territory in favour of the Armenians, Turkey used the events in the North Caucasus. Turkey's efforts to remain connected to the region came to an end with the establishment of the Soviet Union. It is evident that studies conducted in Turkey have focused more on the South Caucasus. This study is valuable in that it examines Turkey's two distinct attitudes towards developments in the North Caucasus during the period in question.
North Caucasus Türkiye Russia Turkish-Russian Relations Ottoman.
Bu çalışmada, Osmanlı Devleti’nin yıkılıp Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele’nin yaşandığı dönem olan 1914-1923 yılları arasında Türkiye'nin iki ayrı Kuzey Kafkasya yaklaşımı ele alınmıştır. Türkiye aynı bölgeye dair niçin iki ayrı tutum sergilemiştir? Hangi şartların değişimi onu farklı politikalar üretmeye zorlamıştır? Bu sorulara cevap bulmak için tarihsel çerçevede söz konusu dönemin arşiv belgeleri baz alınmış, yapılan diğer çalışmalar da göz önünde bulundurulmuştur. Elde edilen bulgular çerçevesinde Türkiye’nin her iki tutumunun, Kafkasya’da Türk ve Müslüman unsurların mevcudiyetini devam ettirme amacını güttüğü anlaşılmaktadır. Ancak dünyanın, bölgenin ve Türkiye’nin şartlarında yaşanan gelişmeler ve zorunlu değişimler, bu amacı gerçekleştirebilmek için farklı politikalar üretmeyi mecbur kılmıştır. Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı’nın Birinci Dünya Savaşı’nda kıyasıya mücadele ettiği cephe Kafkasya’dır. Doğu Anadolu’nun bile Rusların eline geçtiği cephede, Bolşevik İhtilali sebebiyle şartlar değişince, Osmanlı’nın bölgede Rusya ile arasında bir tampon devlet kurma siyasetini geliştirdiği görülmüştür. Rusların Ermenileri öncelemesine karşı Osmanlı Devleti, Azerbaycan ve Dağıstan’a büyük önem vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasında sergilediği Kafkasya tutumu ise Mondros Mütarekesi sonrası Osmanlı kuvvetlerinin boşalttığı bölgeye yerleşen İngiltere’ye karşı Ruslarla işbirliğidir. Ortak düşman İngiltere’ye karşı Türkiye, Rusya’nın mali ve askeri desteğini almak için bölgenin Dağıstan ve Azerbaycan kimliğiyle Bolşevikleşmesini kabul etmek zorunda kalmıştır. Ermeniler lehine toprak talep eden Rusya’yı vazgeçirmek içinse Kuzey Kafkasya’daki olayları kullanmıştır. Türkiye’nin bölgeden kopmama çabaları Sovyetler Birliği’nin tesisiyle son bulmak zorunda kalmıştır. Türkiye’de yapılan çalışmaların daha çok Güney Kafkasya üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu çalışma, söz konusu dönemde Kuzey Kafkasya’daki gelişmelere Türkiye’nin sergilediği iki ayrı tutumu incelemesi açısından değerlidir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Cumhuriyeti Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 3 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 19 Kasım 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 14 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.33692/avrasyad.1777766 |
| IZ | https://izlik.org/JA43GS98RA |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 13 Sayı: 46 |
Avrasyad''de yayınlanan makaleler, Creative Commons Atıf-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY-NC 4.0) ile lisanslanmıştır. Bilimsel araştırmaları kamuya ücretsiz sunmanın bilginin küresel paylaşımını artıracağı ilkesini benimseyen dergi, tüm içeriğine anında açık erişim sağlamaktadır. Makalelerdeki fikir ve görüşlerin sorumluluğu sadece yazarlarına ait olup Avrasyad''nin görüşlerini yansıtmazlar. Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası