Bu çalışma, Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemlerinde Avrupa’ya ilişkin algıların siyasal, askerî ve kültürel bağlama göre nasıl değiştiğini incelemektedir. Klasik dönemde Avrupa, aşağı, düşman ve ahlaken yozlaşmış bir coğrafya olarak görülmüştür. Gaza ideolojisi etrafında şekillenen bu bakışta Avrupalılar “Frenk”, Osmanlılar ise kahraman “Gazi” kimliğiyle tanımlanmıştır. Askerî başarılar, bu üstünlük söylemini pekiştirmiştir.
1699 Karlofça Antlaşması’ndan sonra alınan yenilgiler, Avrupa algısında dönüşüme yol açmıştır. Bürokratik elitler (Kalemiye), Avrupa’yı hem model hem de siyasal güç aracı olarak kullanmış; buna karşılık ulema ve yeniçeriler muhafazakâr direnişi temsil etmiştir. Reformcu–gelenekçi çatışması Osmanlı modernleşmesinin ana eksenini oluşturmuş, Reşid Paşa gibi aktörler Tanzimat’ı hem içerideki iktidar mücadelelerinde hem de Avrupa diplomasisinde kullanmıştır.
19. Yüzyılda üçüncü bir algı ortaya çıkmıştır: Avrupa bilim ve teknikte üstün, fakat ahlaken zayıftır. 1867 ve 1878 Paris sergileri gibi uluslararası fuarlar Osmanlı aydınlarını etkilemiş; ilerleme hayranlığı ile geri kalmışlık kaygısını aynı anda beslemiştir. Ahmet Mithat ve Sadullah Paşa gibi isimler, özgürlük, bilim ve eğitimi yenilenmenin yolu olarak vurgularken Avrupa’nın emperyalizmini de eleştirmiştir.
Meşrutiyet döneminde Osmanlı kimliği tartışmaları Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük ideolojik paradigmalarında somutlaşmıştır. Her üçü de Avrupa’yı ya örnek alınacak, ya direnilecek, ya da uyarlanacak bir referans noktası olarak görmüştür. Halil Halid ve Ahmet Rıza gibi yazarlar, Avrupa’nın önyargılarını ifşa ederek imparatorluk politikalarını eleştirmiştir.
Erken Cumhuriyet döneminde Avrupa önemini korusa da Amerika yeni bir model olarak öne çıkmıştır. Falih Rıfkı Atay, Amerika’nın dinamizmini Avrupa’nın hantallığıyla karşılaştırmıştır. Bununla birlikte “Avrupa’ya rağmen Avrupalı olmak” düşüncesi sürmüş, Batı ile bağımlılık ve mesafe arasındaki ikilem devam etmiştir. Sonuçta Osmanlı ve Cumhuriyet aydınları, kendi modernlik projelerini Avrupa ile kesintisiz bir diyalog içinde inşa etmiştir.
This study explores Ottoman and early Republican conceptions of Europe, showing how perceptions shifted according to political, military, and cultural contexts. In the classical period, Europe was viewed as inferior, hostile, and morally corrupt. Ottoman superiority, expressed through the ideology of gaza (holy war), positioned Europeans as “Frenk” in opposition to the heroic “Gazi.” Military success reinforced this hierarchical view.
Following the Treaty of Karlowitz (1699), defeats forced the empire to re-evaluate Europe. Bureaucratic elites (Kalemiye) adopted European models as tools to strengthen their political influence against conservative groups such as the Janissaries and the ulema. This tension between reformists and traditionalists shaped Ottoman modernization, with key figures like Reşid Pasha using Europe diplomatically while introducing domestic reforms such as the Tanzimat.
A third conception emerged in the 19th century: Europe was technologically and scientifically superior but morally flawed. International exhibitions, particularly the Paris Expositions of 1867 and 1878, impressed Ottoman elites, reinforcing both admiration for progress and anxiety over decline. Intellectuals such as Ahmet Mithat and Sadullah Pasha emphasized liberty, science, and education as paths to renewal, while still criticizing Europe’s imperialism.
During the Constitutional Era, debates over Ottoman identity crystallized into three ideological paradigms: Ottomanism, Islamism, and Turkism. Each relied on Europe as a reference point—whether to emulate, resist, or adapt. Writers like Halil Halid and Ahmet Rıza also sought to counter European prejudices, exposing imperial hypocrisy.
In the early Republican period, Europe remained central, though America emerged as a new model. Thinkers like Falih Rıfkı Atay highlighted America’s dynamism compared to Europe’s stagnation. Yet, the notion of “being European despite Europe” persisted, demonstrating both dependence on and ambivalence toward the West. Ultimately, Ottoman and Republican intellectuals constructed their own modernity through continuous dialogue with Europe.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Yakınçağ Osmanlı Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 26 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 23 Ekim 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 14 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.33692/avrasyad.1791088 |
| IZ | https://izlik.org/JA94WP85DZ |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 13 Sayı: 46 |
Avrasyad''de yayınlanan makaleler, Creative Commons Atıf-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY-NC 4.0) ile lisanslanmıştır. Bilimsel araştırmaları kamuya ücretsiz sunmanın bilginin küresel paylaşımını artıracağı ilkesini benimseyen dergi, tüm içeriğine anında açık erişim sağlamaktadır. Makalelerdeki fikir ve görüşlerin sorumluluğu sadece yazarlarına ait olup Avrasyad''nin görüşlerini yansıtmazlar. Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası