The historical development of the Hanefî muhtasar tradition is of great significance for the in-depth understanding of Hanefî literature. In this context, the work titled "en-Nuqayah Muhtasaru’l-Wikâya," written by Sadrüşşerîa (d. 747/1346), serves as a noteworthy example. This study introduces Sadrüşşerîa's work, which holds an important place in the Hanefî muhtasar tradition. A total of 14 commentaries prepared on en-Nuqaya and 1 doctoral thesis conducted on this work have been identified. Comprehensive information about Sadrüşşerîa's life, scholarly identity, and works has been presented, along with detailed analyses regarding the purpose and methodology of composing al-Nuqâyah. The abbreviation of Hanefî jurisprudence has developed over a specific process, during which numerous scholarly works have been produced. Considering this, the introduction and identification of the abbreviation and muhtasar literature is crucial. The article concludes that muhtasar works have been abbreviated over time to create a new body of literature. While studies on abbreviations and conciseness are generally based on early period texts, it has been observed that the purposes and methodologies of abbreviations derived from muhtasar works have not been sufficiently addressed. Each abbreviation has been rewritten in the unique style and method of its authors. In this context, examining the historical journey of abbreviation and muhtasar literature through Mergînânî’s (d. 593/1197) work "el-Hidaye," Sadrüşşerîa’s study "Vikâyetü’r-rivâye fî mesâili’l-Hidâye," and the discussion of the topic of trust (vedia) in al-Nuqayah illustrates the concrete development of this tradition.
Islamic Law Jurisprudence Mukhtasar Sadr aş-şarîa al-Nuqayah Mukhtasar al-Wikaya
Hanefî muhtasar geleneğinin tarihî gelişiminin tespiti ve incelenmesi, Hanefî literatürünün derinlemesine anlaşılması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede, Sadrüşşerîa'nın (ö. 747/1346) kaleme aldığı en-Nukâye Muhtasaru’l-Vikâye adlı eseri, dikkat çekici bir örnek teşkil etmektedir. Bu çalışmada, Hanefî muhtasar geleneğinde önemli bir yer tutan Sadrüşşerîa'nın söz konusu eseri tanıtılmıştır. en-Nukâye’ye yönelik yazılmış 14 şerh ile bu eser üzerine gerçekleştirilen 1 doktora tezi tespit edilmiştir. Sadrüşşerîa’nın hayatı, ilmî şahsiyeti ve eserleri hakkında kapsamlı bilgiler sunulmuş; en-Nukâye’nin telif amacı ve yöntemine dair ayrıntılı analizler yapılmıştır. Hanefî fıkhın ihtisarı belirli bir süreç içerisinde şekillenmiş olup pek çok ilmî eser bu bağlamda ortaya konulmuştur. Bu husus dikkate alındığında, ihtisar ve muhtasar literatürünün tanıtımı ile tespiti son derece önemlidir. Makalede muhtasar eserlerin zamanla ihtisar edilerek yeni bir literatür oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Muhtasar ve ihtisar konusundaki çalışmalar genellikle ilk dönem metinlerini temele alarak gerçekleştirilmişken; muhtasar eserlerden yapılan ihtisarların gaye ve yöntemlerinin yeteri kadar ele alınmadığı görülmüştür. Zira her bir ihtisar müelliflerin kendilerine özgü üslup ve yöntemleriyle yeniden telif edilmiştir. Bu bağlamda, ihtisar ve muhtasar literatürünün tarihi serüvenini Mergînânî’nin (ö. 593/1197) el-Hidaye adlı eseri, Sadrüşşerîa’nın Vikâyetü’r-rivâye fî mesâili’l-Hidâye isimli çalışması ve daha sonra kaleme aldığı en-Nukâye’deki vedia (emanet) konusunun incelenmesi, bu geleneğin gelişimini somut bir şekilde göstermektedir.
İslam Hukuku Fıkıh Muhtasar Sadrüşşerîa en-Nukâye muhtasaru’l-Vikâye
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 9 Haziran 2025 |
| Kabul Tarihi | 12 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Aralık 2025 |
| IZ | https://izlik.org/JA34LA35ZS |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 14 |