Bu çalışma, yapay zekâ ve mimarlık arasındaki etkileşimi incelemek üzere ArchiGAN projesini vaka analizi olarak ele almaktadır. Generative Adversarial Networks (GAN) temelli bir yaklaşım olan ArchiGAN, apartman kat planlarının üretimini üç aşamalı bir hat üzerinden gerçekleştirmektedir: (I) bina ayak izi kütlesinin belirlenmesi, (II) programın yeniden bölümlendirilmesi ve pencere düzenlemesi, (III) mobilya yerleşimi. Bu adımların her biri, Pix2Pix tabanlı ayrı bir model aracılığıyla yürütülmekte; kullanıcı girdisiyle etkileşimli bir tasarım süreci mümkün kılınmaktadır. Çalışmada, ArchiGAN’ın mimari tasarımda makine öğreniminin uygulanabilirliğini göstermesi, insan–makines işbirliğine dayalı yeni bir paradigma önermesi ve çok birimli konut tasarımına ölçeklenebilmesi bakımından yenilikçi yönleri vurgulanmaktadır. Bununla birlikte, yük taşıyıcı elemanların sürekliliği, çıktıların raster formatında sınırlı kalması ve yüksek çözünürlüklü sonuçların elde edilememesi gibi teknik kısıtlar dikkat çekmektedir. Bulgular, GAN tabanlı yöntemlerin mimari tasarımda tek başına nihai çözüm sunmaktan ziyade, tasarımcıların sezgisel kararlarını destekleyen hibrit bir araç olarak konumlandırılabileceğini göstermektedir. Bu vaka, mimarlıkta yapay zekâ araştırmaları için hem metodolojik hem de pratik açıdan değerli bir çerçeve sunmaktadır.
This study examines the interaction between artificial intelligence and architecture by taking the ArchiGAN project as a case study. ArchiGAN, a Generative Adversarial Networks (GAN)-based approach, generates apartment floor plans through a three-stage pipeline: (I) defining the building footprint mass, (II) re-partitioning the program and arranging windows, and (III) furnishing layouts. Each of these steps is executed through a separate Pix2Pix-based model, enabling an interactive design process with user input. The study highlights ArchiGAN’s innovative contributions in demonstrating the applicability of machine learning to architectural design, proposing a new paradigm grounded in human–machine collaboration, and its scalability to multi-unit housing design. Nevertheless, technical limitations are evident, such as the continuity of load-bearing elements, the restriction of outputs to raster formats, and the inability to generate high-resolution results. The findings suggest that GAN-based methods should be positioned not as standalone solutions but rather as hybrid tools that support designers’ intuitive decision-making. This case study provides a valuable framework for architectural artificial intelligence research, both methodologically and practically.
No ethical violations were committed in the scope of this study.
| Primary Language | English |
|---|---|
| Subjects | Artificial Reality, Artificial Life and Complex Adaptive Systems |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | August 21, 2025 |
| Acceptance Date | November 3, 2025 |
| Publication Date | November 30, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 1 Issue: 2 |