Aim: The main objective of this study is to examine the political, social, economic, and architectural development of the city of Sultaniye, which was founded and declared the capital by the Ilkhanid Sultan Oljeitu, in a multifaceted manner during the 14th and 15th centuries. Sultaniye was not merely an administrative center but also a cosmopolitan settlement marked by a multilayered cultural structure in which communities of different faiths and ethnic backgrounds coexisted. The integration of architectural elements from various civilizations within a single urban fabric, combined with the city’s strategic position on east–west trade routes, made Sultaniye a distinctive example in terms of the period’s urbanization strategies and social organization. Accordingly, the study aims to analyze how Sultaniye transcended its political function to become a center of cultural interaction, artistic production, and economic circulation.
Methods: The study employs a descriptive historical analysis method, evaluating historical documents, travel accounts, archaeological findings, and secondary literature in art history. Within this qualitative research framework, architectural structures were comparatively analyzed, and the ideological foundations of the urban planning model were explored. In addition, the study elaborates on the city's religious and ethnic diversity through illustrative examples.
Results: During the Ilkhanid period, Sultaniye evolved into a major economic and cultural center beyond its political role. Architectural monuments such as the Sultaniye Dome, the Dashkasan Temple, and Nur Hill reflect a multicultural synthesis that includes Mongol, Persian, Turkic, and Chinese influences. The city hosted a cosmopolitan population composed of Muslims, Christians, and Jews. In terms of commerce, Sultaniye established extensive interactions with regions such as Venice, Genoa, China, India, and Egypt, becoming a prominent hub of international trade. However, wars, plundering, and political turmoil in the 15th century led to the city’s rapid decline.
Conclusion: Sultaniye reached its peak in urban development, architecture, and cultural life under the Ilkhanids, but gradually lost its historical significance due to political instability and successive invasions. Nonetheless, thanks to its surviving structures and historical records, Sultaniye remains a valuable field of study for scholars of medieval Islamic and Mongol history.
Originality: This study approaches Sultaniye not merely as an ordinary capital but as a "model city" embodying the social fabric and architectural aesthetics of its time. Analyses of urban planning, the coexistence of religious communities, and the city's role in international trade during the reign of Sultan Olcaytu demonstrate that Sultaniye possessed characteristics that distinguished it from other cities of the period.
Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, İlhanlı Sultanı Olcaytu tarafından kurularak başkent ilan edilen Sultaniye şehrinin, 14. ve 15. yüzyıllardaki siyasi, sosyal, ekonomik ve mimari gelişimini çok yönlü biçimde incelemektir. Sultaniye, sadece idari bir merkez değil; farklı inanç ve etnik grupların bir arada yaşadığı, çok katmanlı kültürel yapısıyla dikkat çeken kozmopolit bir yerleşimdir. Çeşitli uygarlıklara ait mimari unsurların aynı kent dokusunda birleşmesi ve doğu-batı ticaret yolları üzerindeki stratejik konumu, dönemin şehirleşme anlayışı ve toplumsal yapısı açısından özgün bir örnek olduğunu göstermektedir. Ayrıca çalışmada Sultaniye’nin siyasal işlevinin ötesine geçerek kültürel etkileşim, sanatsal üretim ve ticari dolaşımın merkezi hâline geliş sürecinin analiz edilmesi amaçlanmıştır.
Yöntem: Araştırma, betimleyici tarihî analiz yöntemiyle yürütülmüştür. Tarihî belgeler, seyyah notları, arkeolojik kazılar ve sanat tarihine dair ikincil literatür taranarak değerlendirilmiştir. Nitel veriye dayalı bu analiz sürecinde, mimari eserler karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve şehircilik anlayışının ideolojik temelleri çözümlenmiştir. Çalışma ayrıca sosyal yapının, dinî ve etnik çeşitliliğini açıklayıcı örneklerle detaylandırmıştır.
Bulgular: Sultaniye, İlhanlılar döneminde siyasi merkez olmanın ötesinde büyük bir ekonomik ve kültürel merkez hâline gelmiştir. Sultaniye Kümbeti, Daşkesen Tapınağı ve Nur Tepesi gibi yapılar, Moğol, İran, Türk ve Çin etkilerini yansıtan farklı kültürlerden mimari örnekler sunmaktadır. Şehir, Müslüman, Hristiyan ve Yahudi nüfusun birlikte yaşadığı, kozmopolit bir yapıya sahip olmuştur. Ticari açıdan Venedik, Cenova, Çin, Hindistan ve Mısır gibi çok sayıda bölgeyle etkileşim kurulmuş, şehir önemli bir ticaret merkezi hâline gelmiştir. Ancak 15. yüzyıldaki savaşlar, yağmalar ve siyasi çalkantılar nedeniyle Sultaniye kısa sürede düşüşe geçmiştir.
Sonuç: Sultaniye, İlhanlılar döneminde şehircilik, mimari ve kültürel gelişim açısından zirveye ulaşmış ancak siyasi istikrarsızlıklar ve istilalar sonucunda tarihsel önemini kaybetmiştir. Buna rağmen günümüze kadar ulaşan yapılar ve belgeler aracılığıyla şehir, Orta Çağ İslam ve İlhanlı tarihi açısından değerli bir inceleme alanı olmaya devam etmektedir.
Özgünlük: Bu çalışma, Sultaniye’yi sıradan bir başkent olmanın ötesinde, dönemin sosyal dokusunu ve mimari estetiğini barındıran bir “model şehir” olarak ele almaktadır. Sultan Olcaytu döneminde şehir planlaması, dini toplulukların birlikte yaşamı ve uluslararası ticaretteki yeri üzerine yapılan incelemeler, Sultaniye’nin dönemin diğer şehirlerinden farklı özelliklere sahip olduğunu göstermektedir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Ortaçağ Kentleri |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 26 Kasım 2025 |
| Gönderilme Tarihi | 16 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 23 Ekim 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 16 Sayı: 2 |