Amaç: Bu çalışma, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken adlı öykü kitabında yer alan Beyaz Mantolu Adam, Unutulan ve Korkuyu Beklerken öyküleri özelinde bellek, yabancılaşma ve varoluşsal kopuş temalarını incelemektedir. Araştırma, Atay’ın karakterlerinin kimlik, zaman algısı ve toplumsal aidiyetle yaşadıkları parçalanmış benlik deneyimlerini nasıl kurguladığını ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Yöntem: Çalışmada, nitel içerik analizi yöntemi benimsenmiş; varoluşçu felsefe ve edebiyat kuramları temel alınarak metin merkezli bir yorumlama yapılmıştır. Atay’ın sıklıkla başvurduğu bilinç akışı, iç monolog ve anlatıcı-karakter belirsizliği gibi anlatım teknikleri; tematik parçalanmışlığı destekleyen biçimsel unsurlar olarak ele alınmıştır. Yöntem, edebiyat, psikoloji ve felsefe gibi disiplinleri bütüncül biçimde birleştirerek çok katmanlı bir analiz sunmayı hedeflemiştir.
Bulgular: Analiz sonucunda, Atay’ın karakterlerinin yalnızca topluma değil, zamana, mekâna ve kendi benliklerine de yabancılaştığı tespit edilmiştir. Beyaz Mantolu Adam öyküsünde karakterin sessizce silinmesi ve toplumsal bellekte iz bırakmaması, görünmezlik korkusunu ve özneleşememe hâlini temsil etmektedir. Sessizlik, edilgenlik ve nihayetinde yok oluş; karakterin varoluşsal bir teslimiyet içine girdiğini göstermektedir. Unutulan öyküsünde ise tavan arası, karakterin bastırılmış çocukluk anıları ve kimlik krizleriyle yüzleştiği bir bilinç mekânına dönüşmektedir. Zamanın doğrusal akışı bozulur, geçmişle şimdi iç içe geçer; karakter hem hafızasına hem de kimliğine yabancılaşır. Korkuyu Beklerken adlı öyküde ise tehdit ve paranoya altında yaşayan anlatıcı, gerçeklikten uzaklaşarak içsel bir kapanmaya sürüklenir. Belirsiz bir otoriteye karşı duyulan korku, bireyin sadece dış dünyadan değil, kendi bedeninden, zaman algısından ve zihinsel bütünlüğünden kopmasına neden olur.
Sonuç: Atay’ın öyküleri, modern bireyin varoluşsal sorunlarını hem tematik hem biçimsel düzeyde işler. Parçalı yapı, okuyucuyu da bu çözülmenin bir parçası hâline getirerek anlatıyı bir deneyime dönüştürür. Korkuyu Beklerken adlı öyküler, Oğuz Atay’ın varoluşsal temaları estetik açıdan parçalı anlatılarla harmanlama konusundaki özgün yeteneğini gözler önüne serer. Atay’ın karakterleri, yalnızca postmodern bireyin psikolojik çalkantılarını değil, aynı zamanda 20. yüzyılın sonlarına özgü kültürel ve felsefi açmazları da yansıtır.
Özgünlük: Bu çalışma, Atay’ın metinlerini düşünsel çerçevesiyle birlikte ele alması ve üç öyküyü karşılaştırmalı biçimde analiz etmesiyle alanyazına özgün bir katkı sunmaktadır.
Yabancılaşma zaman algısı varoluşsal sorgulama modern birey anlam arayışı
This study examines the themes of memory, alienation and existential disconnection in Oğuz Atay’s story collection Korkuyu Beklerken, focusing specifically on the stories Beyaz Mantolu Adam, Unutulan and Korkuyu Beklerken. The research aims to reveal how Atay constructs fragmented self-experiences related to identity, time perception and social belonging in his characters.
Method: The study adopts a qualitative content analysis approach, conducting a text-centered interpretation based on existential philosophy and literary theories. Narrative techniques frequently employed by Atay, such as stream of consciousness, interior monologue and narrator-character ambiguity, are considered formal elements supporting thematic fragmentation. The method aims to provide a multilayered analysis by integratively combining disciplines like literature, psychology and philosophy.
Results: The analysis reveals that Atay’s characters are alienated not only from society but also from time, space and their own selves. In Beyaz Mantolu Adam, the character’s silent disappearance and failure to leave a mark on social memory symbolize the fear of invisibility and the inability to become a subject. Silence, passivity and eventual extinction indicate the character’s existential surrender. In Unutulan, the attic becomes a consciousness space where the character confronts repressed childhood memories and identity crises. The linear flow of time is disrupted, blending past and present; the character becomes alienated from both memory and identity. In Korkuyu Beklerken, the narrator lives under threat and paranoia, drifting away from reality into internal closure. Fear of an undefined authority causes the individual to disconnect not only from the outside world but also from their own body, time perception, and mental integrity.
Conclusion: Atay’s stories thematically and formally address the existential problems of the modern individual. The fragmented structure turns the narrative into an experience, involving the reader in this process of disintegration. The stories in Korkuyu Beklerken demonstrate Atay’s unique ability to weave existential themes into aesthetically fragmented narratives. His characters reflect not only the psychological turmoil of the postmodern individual but also the cultural and philosophical dilemmas specific to the late 20th century.
Originality: This study contributes originally to the literature by analyzing Atay’s texts within their intellectual framework and offering a comparative examination of the three stories.
Alienation time perception existential inquiry modern individual search for meaning
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Sahası Yeni Türk Edebiyatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 26 Kasım 2025 |
| Gönderilme Tarihi | 7 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 6 Ekim 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 16 Sayı: 2 |