Afetlerde Yapısal Olmayan Riskler ve Topluma Açık Yapılarda Yangın Kaynaklı Yapısal Olmayan Risk Yönetimi, Bu Risklerin Azaltılmasına Yönelik Öneriler
Öz
Afetlerin yol açtığı can ve mal kayıplarının önemli bir kısmı, binaların taşıyıcı sistemlerinden ziyade yapısal olmayan unsurlardan kaynaklanmaktadır. Afet güvenliği üzerine yapılan tartışmalar genellikle kolonlar, kirişler ve temel sistemleri gibi yapısal unsurlara odaklanırken; iç bileşenler, teknik ekipman ve fonksiyonel ekipman genellikle ikincil öneme sahip olarak değerlendirilmektedir. Oysa mobilyalar, mekanik ve elektrik tesisatları, asma tavan sistemleri, aydınlatma armatürleri, cam yüzeyler, raf sistemleri, tıbbi ekipman ve çeşitli teknik donanımlar, depremler, yangınlar ve benzeri afetler sırasında devrilme, düşme, kopma veya yer değiştirme yoluyla ciddi yaralanmalara neden olabilir, tahliye süreçlerini aksatabilir ve binalarda önemli işlevsellik kaybına yol açabilir. Bu durum, özellikle yüksek kullanıcı yoğunluğuna sahip binalarda risk seviyesini daha da artırmaktadır.
Bu çalışma, afetlerdeki yapısal olmayan risklerin kapsamını ve doğasını ortaya çıkarmayı ve bu risklerin can güvenliği, tahliye performansı ve hizmet sürekliliği üzerindeki etkisini, özellikle hastaneler, okullar, alışveriş merkezleri ve yüksek binalar gibi kamu binalarında değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, literatür taramasına dayalı nitel bir yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir; ulusal ve uluslararası standartlar, bilimsel çalışmalar, afet sonrası hasar raporları ve örnek uygulamalar incelenmiştir. Bulgular, yapısal olmayan risklerin kamu binalarında oldukça yaygın olduğunu ve bu risklerin büyük ölçüde tasarım aşamasındaki öngörü eksikliklerinden, uygulama hatalarından, yetersiz bakım süreçlerinden ve denetim mekanizmalarındaki boşluklardan kaynaklandığını göstermektedir.
Yapısal olmayan riskleri azaltmak için bütüncül bir yaklaşım önermektedir. Bu bağlamda, sismik stabilizasyon ve ankraj uygulamalarının kullanımının genişletilmesi, mekanik ve elektrik tesisatlarının esnek bağlantılarla desteklenmesi ve asma tavan ve cephe sistemlerinin performans kriterlerine göre tasarlanması önemlidir. Ayrıca, periyodik denetim ve bakım süreçlerinin sistematize edilmesi, bina kullanıcıları ve yöneticileri için farkındalık eğitiminin artırılması ve risk tabanlı önceliklendirme yaklaşımlarının benimsenmesi gerekmektedir. Tasarım aşamasından işletme sürecine kadar tüm yaşam döngüsünü kapsayan bu yaklaşım, yapısal olmayan risklerin sürdürülebilir yönetimini sağlayacağı ön görülmüştür.
Anahtar Kelimeler
Non-Structural Risks in Disasters and Fire-Related Non-Structural Risk Management in Public Buildings, Recommendations for Mitigating These Risks
Öz
A significant portion of the loss of life and property caused by disasters stems from non-structural elements rather than the load-bearing systems of buildings. While discussions on disaster safety often focus on structural elements such as columns, beams, and foundation systems, interior components, technical equipment, and functional equipment are generally considered of secondary importance. However, furniture, mechanical and electrical installations, suspended ceiling systems, lighting fixtures, glass surfaces, shelving systems, medical equipment, and various technical devices can cause serious injuries, disrupt evacuation processes, and lead to significant loss of functionality in buildings through toppling, falling, breaking, or displacement during earthquakes, fires, and similar disasters. This situation further increases the risk level, especially in buildings with high occupancy rates.
This study aims to reveal the scope and nature of non-structural risks in disasters and to evaluate their impact on life safety, evacuation performance, and service continuity, particularly in public buildings such as hospitals, schools, shopping malls, and high-rise buildings. The study was conducted using a qualitative method based on a literature review. National and international standards, scientific studies, post-disaster damage reports, and exemplary practices were examined. The findings show that non-structural risks are quite common in public buildings and that these risks largely stem from a lack of foresight during the design phase, implementation errors, inadequate maintenance processes, and gaps in inspection mechanisms.
A holistic approach is proposed to mitigate non-structural risks. In this context, it is important to expand the use of seismic stabilization and anchoring applications, support mechanical and electrical installations with flexible connections, and design suspended ceiling and facade systems according to performance criteria. Furthermore, it is necessary to systematize periodic inspection and maintenance processes, increase awareness training for building users and managers, and adopt risk-based prioritization approaches. This approach, covering the entire lifecycle from the design phase to the operation process, is expected to ensure the sustainable management of non-structural risks.
Anahtar Kelimeler