Bu çalışma, Türkiye tarım sisteminde çiftçi refahı ile kentli tüketicinin gıdaya erişimi arasında giderek derinleşen yapısal çelişkiyi, “gelir-erişim ikilemi” kavramsal çerçevesi içinde incelemektedir. Artan üretim maliyetlerine rağmen çiftçilerin ekonomik sürdürülebilirlikten uzaklaşması; buna karşılık, tüketicilerin temel gıda ürünlerine erişimde zorlanması, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve yönetişimsel bir kırılganlığa işaret etmektedir. Çalışma, gıda fiyatlarındaki artışların yalnızca makroekonomik enflasyonla değil, aynı zamanda tedarik zincirindeki aracı yapılar ve yapısal eşitsizliklerle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Gıda egemenliği, adil ticaret, kırsal kalkınma ve sosyal sürdürülebilirlik kuramları ışığında yürütülen bu betimsel analizde; Fransa, Hollanda ve İtalya gibi ülkelerde uygulanan kooperatif temelli üretim ve doğrudan satış modelleri incelenmiş, bu uygulamaların Türkiye bağlamındaki karşılıkları değerlendirilmiştir. Bulgular, üretim maliyetlerinin doğrudan desteklenmesi, aracı zincirinin kısaltılması ve dijital tarım platformlarının yaygınlaştırılması durumunda hem üretici gelirinin artırılabileceğini hem de gıdaya erişimin daha adil ve sürdürülebilir biçimde sağlanabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, ekonomik verimlilik ile sosyal adalet arasında sağlıklı bir denge kurulabilmesi; ancak üretici ve tüketiciyi aynı sistem içinde buluşturan, bütüncül, katılımcı ve çok katmanlı politika yaklaşımlarıyla mümkün olabilir.
This study examines the deepening structural contradiction between farmer welfare and urban consumer access to food within Turkey’s agricultural system, framed through the concept of the “income-access dilemma.” Despite rising production costs, farmers remain unable to achieve economic sustainability. Meanwhile, low-income urban consumers struggle to afford basic food items—indicating not only an economic imbalance but also growing social and governance vulnerabilities. The study argues that food price inflation in Turkey is driven not only by macroeconomic inflation but also by structural distortions and inefficiencies within the intermediary-heavy supply chain. Drawing on theoretical frameworks such as food sovereignty, fair trade, rural development, and social sustainability, this descriptive analysis explores cooperative-based and direct-sale agricultural models implemented in countries like France, the Netherlands, and Italy, evaluating their relevance and applicability within the Turkish context. The findings suggest that direct subsidies targeting production costs, shortening intermediary chains, and expanding digital agriculture platforms can simultaneously enhance producer incomes and promote more equitable consumer access to food. Ultimately, establishing a fair and sustainable balance between economic efficiency and social justice requires integrated, participatory, and multilayered policy approaches that bring producers and consumers together within a unified system. Agricultural policy must therefore be redefined not only as a productivity issue but also as an ethical and social imperative to ensure food security and rural-urban cohesion.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Social Justice, Sociology of Inequalities |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | July 25, 2025 |
| Acceptance Date | October 31, 2025 |
| Publication Date | December 31, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 9 Issue: 2 |