The spirit of our times has been increasingly determined by refugee crisis and asylum institutions. If one
could read the ongoing economic, political, environmental and demographic crises correctly, a refugee
crisis would not have been treated as unexpected, unfortunate singular coincidence. A comprehensive,
non-proscriptive approach with a collective, multilevel engagement must urgently be generated by the
international community to create an all-encompassing legal consciousness.
This paper seeks to delve into the question of the current refugee crisis from an historical point of view
and recount the progress of the international refugee regime. In doing that it will also discuss the possi-
bility of the launch of a collective action by the international community in the present. Refugee history
is not progressive; it has not linearly proceeded towards comprehensive solutions. There are ruptures,
retreats, changes of attitude -from positive to negative, from negative to inaction. Despite the growing
global governance with the participation of international and non-governmental organizations, states
are still the major actors in the refugee regime. The dominant role of the states in managing the refugee
crisis creates an ethical dilemma, as is the case in every normative context state is involved. This paper,
therefore, will finally assess the ethical dilemma unveiled by the recent EU-Turkey refugee deal.
Sığınmacı krizi günümüzde zamanın ruhunu belirleyen, uluslararası toplumu zorlayan en önemli ekonomik,
siyasal, çevresel ve demografik olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Krizin tarihsel çok boyutlu bir okuması
bize ‘Arap Baharı’ sonrası ortaya çıkan, özellikle Suriye kökenli nüfus hareketinin aslında münferit ve
öngörülemeyen talihsiz bir tesadüf olmadığını göstermektedir. Bu sebeple sığınmacı krizini çözmek için
kısıtlayıcı olmayan geniş kapsamlı bir yaklaşımın sınır ötesi ve uluslararası seviyede üretilmesi ve çözüme
yönelik bir yasal çerçevenin ivedilikle tartışmaya açılması gerekmektedir.
Bu çalışma, günümüzdeki sığınmacı krizine tarihsel bir bakış açısı ile bakmayı ve uluslararası hukukun sığınmacı rejiminin gelişimini anlatmayı amaçlamaktadır. Bunu yaparken de çağdaş uluslararası toplumun
konu ile ilgili olarak kolektif eyleme geçme kapasitesini incelemeyi hedefemektedir. Sığınmacı tarihi, devletlerin,
karşılaştıkları krizler temelinde olumludan olumsuza, olumsuzdan eylemsizliğe sürekli tavır değiştirmeleri nedeniyle, sorun çözücü, kesintisiz ve lineer bir çizgide ilerlememiştir. Süreç içerisinde uluslararası
örgütler ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla büyüyen küresel yönetişime rağmen, devletler
hala sığınmacı rejiminin temel belirleyici aktörleridir. Bu nedenle, devletin dahil olduğu her normatif bağlamda olduğu gibi, sığınmacı krizi bağlamında da etik ikilemler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, bu çalışma son olarak süregiden sığınmacı krizinin yarattığı en güncel etik ikilem olarak Avrupa Birliği-Türkiye
arasındaki sığınmacı anlaşmasına değinecektir.
Journal Section | Articles |
---|---|
Authors | |
Publication Date | June 15, 2016 |
Published in Issue | Year 2016 Volume: 1 Issue: 1 |