Bu makale, İbn Haldun ve Spengler’in günümüzde önemli bir medeniyet sorusuna nasıl bir cevap verdiklerini araştırmaktadır: Bir medeniyetin mensubu, kendi medeniyetine ait olmayan bir başka medeniyetle uyum sağlayabilir mi? Başka bir medeniyetin başarılarını tadabilir mi? Onları olduğu gibi anlayabilir mi? Yoksa bu anlayış zorunlu olarak önceki oluşumundan ve farklı kültürel mirasından mı geçer?
Eğer İbn Haldun'un veya Spengler’in teorisine göre medeniyetler arası iletişim mümkün değilse, çatışmaların şiddetini ve çatışma olasılıklarını azaltmak için başvurulabilecek bir birliktelik formülü var mıdır?
Her medeniyet benzersiz bir varlığa sahiptir ve diğer medeniyetlerden farklıdır. Bu, her medeniyetin sadece kendi üzerine kapalı bir yapı olduğu anlamına gelir. Bu da demek oluyor ki her medeniyet sadece kendi içinde kapalı bir yapıdır, bu nedenle bir medeniyetle diğer arasında sadece kendi içlerindeki meşru kanallar ve her birinin içsel gereksinimleri aracılığıyla iletişim kurmak mümkündür. Dolayısıyla eğitimde, zihin mantığını benimseyen, olguların içsel oluşumları gereği hareket ve büyüme diyalektiğini ele alan yeni bir ruha ihtiyacımız var gibi görünmektedir. Bu ise Arap ruhunu sahte biçimlenmenin esaretinden kurtarma ve kaybetmek üzere olduğu Arap çağına geri dönüşü yolundaki ilk adımdır.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Arabic Language, Literature and Culture |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | May 1, 2022 |
| Publication Date | April 8, 2025 |
| Published in Issue | Year 2022 Volume: 4 Issue: 1 |