Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci beraberinde liberal kurumların ihdasına ve popülist politikaların sona erdirilmesine yönelik bir reform süreci getirdi. İlk yıllardaki başarılarına karşın, iktidar partisinin gücünü sağlamlaştırmasıyla bu reform sürecinde bir geri dönüş yaşandı. AKP yönetiminde, Türkiye’nin iktisadi büyümesi küresel likidite bolluğuyla desteklenen iç tüketime dayandı. Bu yeni ekonomik model 2001 yılındaki kriz sonrası oluşturulan liberal kurumların aşındırılmasına, özerkliğini kaybetmesine ve Yürütmenin her alana yayılan gücünün daha da fazla sosyal hayata nüfuz etmesine yol açtı. AB üyeliğinin yıllar boyunca siyasi hayata hakim olmuş klientalist uygulamaları ortadan kaldırması beklenirdi ancak iç dinamiklerin liberal ekonomik ve politik gündemi desteklememesi sonucu bu ihtimal en azından ertelendi. Sağlıklı bir piyasa ekonomisinin üzerine oturduğu hukuk devleti ve kamu hizmetlerinin tedarikindeki partiler üstü yaklaşım, siyasi hedeflerin kurbanı oldu. Popülist politikalar ise siyasi iktidarın seçmen tabanını yaygınlaştırıp, konsolide etti. Bu çalışmayla Türkiye’de siyaset yapımının bu yeni süreçlerini ve dinamiklerini irdelemeyi hedefliyoruz.
| Authors | |
|---|---|
| Publication Date | March 28, 2016 |
| Published in Issue | Year 2016 Volume: 9 Issue: 1 |