Bu makale, Hikmet Tanyu’nun Ankara ve Çevresinde Adak ve Adak Yerleri adlı doktora çalışmasından hareketle Ankara’daki belli başlı kutsal mekânların tarihsel ve güncel görünümünü fenomenolojik bir bakış açısıyla ele almaktadır. Böylelikle Ankara’nın siyasi ve kültürel kimliğinin ötesinde çok katmanlı bir dini hafıza barındıran bir şehir olarak kutsalın süreklilik ve değişim içerisindeki tezahürlerini nasıl yansıttığı ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Bu bağlamda Tanyu’nun yaklaşık yetmiş yıl önce gerçekleştirdiği alan araştırmalarında kayda aldığı kutsal pratikleri günümüz verileriyle karşılaştırarak dini tecrübenin dönüşümüne dair izler araştırma konusu edilmektedir. Bu itibarla Türkiye’de dinler tarihi disiplininin kurucu isimlerinden olan Hikmet Tanyu’nun fenomenolojik yaklaşımı çerçevesinde Ankara’da halk inançları ve mekânsal dini pratikler bağlamında verdiği bilgi ve değerlendirmelerin yeniden gözden geçirilmesine imkân sağlanılmaktadır.
Çalışmada Hikmet Tanyu’nun fenomenolojik yaklaşımı temel alınmak suretiyle tarihsel metin incelemesi, karşılaştırmalı analiz ve güncel saha gözlemleri bir arada kullanılmaktadır. Kutsalın tezahür biçimlerini açıklayabilmek amacıyla kutsal kişi, kutsal mekân, kutsal eylem ve kutsal anlatı bağlamında çeşitli dini tipolojiler kullanılmaktadır. Bu doğrultuda Cenâbî Ahmed Paşa, Hacı Bayram-ı Veli, Taceddin Sultan ve Hüseyin Gazi gibi Ankara’nın önemli inanç noktaları üzerinden halk inançları, ritüeller ve ziyaret pratikleri değerlendirilmektedir.
Çalışma, Ankara’da tarihsel süreç boyunca adak, kurban, mum yakma, çaput bağlama ve ziyaret ritüellerinin güçlü bir halk dindarlığı geleneğinin mevcut olduğunu göstermektedir. Günümüzde yapılan çeşitli araştırmalar ve gözlemler dikkate alındığında, bazı ritüellerin (örneğin taş yapıştırma, mum yakma) belirli mekânlarda azaldığı; ancak dua, adak, sadaka verme ve sembolik ziyaret gibi pratiklerin hâlen yaygınlığını koruduğu görülmektedir. Bu doğrultuda Hikmet Tanyu’nun fenomenolojik yöntemiyle araştırma konusu ettiği Ankara’daki kutsal mekânların yalnızca tarihsel bilgiyle değil, halkın duygu dünyası, beklentileri ve dini tecrübeleriyle bütüncül biçimde anlaşılması gerektiğine işaret etmektedir. Bununla birlikte kutsal kişilere dair menkıbeler, ziyaret pratikleri, adak türleri, mekânların mimarî ve toplumsal işlevleri de bir arada değerlendirildiğinde, Ankara’da kutsalın fenomenolojisi hem geleneksel Türk halk inanışlarının hem de modern dini kimliklerin iç içe geçtiği bir laboratuvara vurgu yapmaktadır.
Sonuç olarak bu çalışma, Hikmet Tanyu’nun izinde Ankara’da kutsalın fenomenolojisinin günümüzde güçlü biçimde izlenebildiğini göstermektedir. Ankara’nın manevi hafızasının geçmişin pek çok menkıbevi kahramanını, velilerini, dergâhlarını ve ritüellerini bugüne taşıdığını ve modern hayat içinde dahi kutsala yönelik güçlü bir arayışın sürdüğünü kanıtlamaktadır. Bu itibarla bu çalışma hem dinler tarihi araştırmaları hem de modern toplumlarda kutsallığın dönüşümü üzerine yapılacak incelemeler için Ankara’nın zengin bir saha olduğunu ortaya koymaktadır.
This article investigates the historical and contemporary expressions of prominent sacred sites in Ankara through a phenomenological lens, drawing methodological inspiration from Hikmet Tanyu’s doctoral dissertation, *Votive Offerings and Votive Places in Ankara and Its Surroundings*. The study aims to elucidate how Ankara—beyond its well-documented political and cultural significance—reflects manifestations of the sacred within a multilayered religious memory, shaped by processes of both continuity and transformation. To this end, it traces the transformation of religious experience by comparing the sacred practices documented by Tanyu during his fieldwork approximately seventy years ago with contemporary data. In doing so, the study offers an opportunity to reevaluate the observations and interpretations of Hikmet Tanyu, a foundational figure in the study of religious history in Turkey, particularly regarding folk religiosity and spatially embedded practices in Ankara, within the framework of his phenomenological approach.
The methodology adopted follows Tanyu’s phenomenological orientation while incorporating historical text analysis, comparative evaluation, and contemporary field observations. In order to elucidate the modalities through which the sacred manifests itself, the analysis draws on religious typologies organized around the categories of sacred person, sacred place, sacred action, and sacred narrative. Within this framework, the study examines folk beliefs, rituals, and visitation practices associated with key sacred centers in Ankara—namely, the shrines and figures of Cenâbî Ahmed Pasha, Hacı Bayram-ı Veli, Taceddin Sultan, and Hüseyin Gazi.
The findings indicate that Ankara has historically maintained a vibrant tradition of folk religiosity centered on vows, sacrifice, candle lighting, cloth tying, and tomb visitation. Drawing on various contemporary sources and field observations, the research reveals that while certain practices—such as stone adhesion and candle lighting—have diminished at specific sites, others—including prayer, votive offerings, almsgiving, and symbolic visitation—continue to be widely observed. Accordingly, the study suggests that the sacred sites investigated by Tanyu through his phenomenological method must be understood not solely through historical accounts, but through an integrative perspective that encompasses emotional engagement, communal expectations, and the lived religious experiences of individuals. Furthermore, when analyzed in conjunction with the hagiographic narratives associated with sacred figures, visitation customs, forms of votive practice, and the architectural and social functions of these spaces, the phenomenology of the sacred in Ankara reveals a dynamic setting in which traditional Turkish folk religiosity intersects and interacts with modern religious identities.
In conclusion, following the trajectory initiated by Hikmet Tanyu, this study demonstrates that the phenomenology of the sacred remains vividly accessible in Ankara today. The city’s spiritual memory continues to transmit many of its legendary figures, saints, lodges, and ritual practices into the present, evidencing a persistent engagement with the sacred even amid the conditions of modern urban life. As such, the study affirms that Ankara constitutes a fertile field not only for historical research in the study of religions but also for inquiries into the transformation of the sacred in contemporary societies.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Religious Studies (Other) |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | December 10, 2025 |
| Acceptance Date | February 17, 2026 |
| Publication Date | February 28, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.15745/da.1839310 |
| IZ | https://izlik.org/JA42EG44LF |
| Published in Issue | Year 2026 Issue: 70. Ankara Özel Sayısı |