Çocuk Düşürtme Suçunun 17'nci Yüzyıl İstanbul'undaki Görünümü
Abstract
Çocuk düşürtme suçu, İslam-Osmanlı Ceza Hukukunda cinayet suçlarının (kısas ve diyet suçlarının) üçüncü türü olarak kabul edilmektedir. Şahısların hayatına ve vücut bütünlüğüne karşı işlenebilen kısas ve diyet suçlarının cezaları asli kaynaklarda belirlenmiştir. Anılan kategoride yer alan suçların en önemli özelliği, mağdur ya da mirasçıların suçluyu af yetkisine sahip olmasıdır. Çocuk düşürtme suçu, gebe bir kadının müessir fiil sonucu karnındaki çocuğu düşürmesi olarak tanımlanmaktadır. Şer‘iye sicillerinde bu durum “ilkā-i cenin” olarak belirtilmektedir. İslam Osmanlı hukukçularının tamamı bu suça verilecek cezanın gurre olarak tanımlanan 500 dirhem gümüş değerindeki para cezası olduğu hususunda hemfikirdirler. Öte yandan 17’nci yüzyıl Osmanlı Devletinin duraklama devri olarak medreselerin bozulduğu, nitelikli kamu görevlilerinin yetişmediği dönem olarak ileri sürülmektedir. Çalışmada teorik olarak aktarılan bu bilgilerin 17’nci yüzyıl İstanbul’una yansıyıp yansımadığı yansıyor ise nasıl yansıdığı üzerinde durulmuştur. Konuyla ilgili literatür taramasının ardından anılan yüzyılda İstanbul’daki Kadı Sicillerinde yer almış olan ve bize önemli ipuçları veren Şer‘iye sicili hükümleri tahlil edilmiştir. Çalışma, Osmanlı Devleti’nin duraklama dönemini içine alan 17’nci yüzyılda çocuk düşürtme fiilleri sadece İstanbul şehri özelinde irdelemiştir. Yapılan araştırmalar neticesinde varılan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Kadı sicillerine çocuk düşürtme vakalarının yansıması çok fazla değildir. Bu durum bu suç tipinin uyuşmazlıkların kadı huzuruna gitmeden sulh ile çözülmüş olma ihtimalinden kaynaklanmaktadır. Ceninin müstebîn’ûl-hılka olmasına atıfta bulunulması, resmi mezhep anlayışının pratiğe yansıdığını göstermektedir. Anılan suça ilişkin ihtilaflar, teorinin de ifade ettiği üzere afla çözülebilmiştir. Ancak vakalar bize sulh ile de uyuşmazlığın çözüldüğünü göstermektedir. Gerek zimmî gerek askeri kesim bu suç tipinde hem davacı hem davalı olabilmiştir. Babaların da davaya asaleten katılmada cesaretli oldukları görülmektedir. Suçun işlenmesinden çok kısa bir süre sonra bu tür davanın açılması önemli bir tespittir. Uyuşmazlıkların muslihûn vasıtasıyla da çözülebildiği olmuştur. Vakaların ayrıntılı izah edilmiş olması önem arz eden diğer sonuçtur. Kadıların teorik olarak iyi bir eğitim aldıklarını, verdikleri kararlar ve uyguladıkları usulden anlayabilmekteyiz.
Keywords
References
- AKGÜNDÜZ, Ahmed: Osmanlı Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri, 4. Kitap, Fey vakfı, İstanbul 1992.
- AKGÜNDÜZ, Ahmed: Şer’iyye Sicilleri, II, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1988.
- AKMAN, Mehmet: Osmanlı Devlet’inde Ceza Yargılaması, Eren Yayınları, İstanbul 2004.
- AKŞİT, Cevat: İslâm Ceza Hukuku ve İnsânî Esasları, Edebiyat Fakültesi Matbaası, İstanbul 1976.
- AKYILMAZ, Gül: Osmanlı Devletin’de Yönetici Sınıf-Reaya Ayırımı, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 8, S. 1-2, 2004.
- AKYILMAZ, Gül: Osmanlı Hukukunda Köleliğin Sona Ermesi ile İlgili Düzenlemeler ve Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra Kölelik Müessesesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 9, Sayı: 1-2, Ankara 2005, s. 213-238.
- ARI, Abdüsselam: İslâm Hukukuna Göre Hukuk ve Ceza Davalarında Zamanaşımı, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 11, İstanbul 2005, s. 57-88.
- ARSEBÜK, Ali Haydar Efendi: Düreru 'l-hukkâm Şerhi Mecelleti’l-Ahkam, Gül Neşriyat, İstanbul bila tarih.
Details
Primary Language
Turkish
Subjects
Law in Context
Journal Section
Research Article
Authors
Publication Date
May 11, 2018
Submission Date
March 19, 2018
Acceptance Date
April 18, 2018
Published in Issue
Year 2018 Volume: 23 Number: 38