Kökeni “iktidarın kaynaklandığı mercii olarak halkın kendi yaşadığı topraklar üzerinde kolektif olarak sahip olduğu haklar” düşüncesine -dolayısıyla modern dönem bağlamında 18. Yüzyılın Amerikan ve Fransız Devrimine- kadar takip edilebilir olmakla birlikte, kendi kaderini tayin hakkı başlığı altında sürülen iddiaların küresel ölçekli güç mücadelesini belirleme kapasitesini edinmesi 20. Yüzyılı bulmuştur. Avrupa’da ulusal sorunla kesişen, ulus-devlet-imparatorluklarının birbirlerine karşı mücadelelerinde gündeme gelen, erken yüzyıl devrimleri ve Birinci Dünya Savaşı ortamında tatbikat imkanları bulan kendi kaderini tayin iddiaları hem uluslararası hukukun hem de uluslararası politikanın biçimlenmesinde önemli etkiler üretmiştir. Okumakta olduğunuz çalışma kendi kaderini tayin iddiaları kapsamında geliştirilen ve farklı dönemlerde farklı içeriklerle uluslararası hukuk tarafından tanınan talepleri ekonomi politik perspektiften değerlendirme, dönemselleştirme ve bu yolla 1977 Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Anayasası bağlamında kendi kaderini tayin meselesini irdeleme maksadını haizdir. Bu kapsamda kendi kaderini tayin meselesi, 20. yüzyılın başı, II. Dünya Savaşı sonrası, Sovyetler Birliği’nin çöküşü ile Kosova sonrası olmak üzere dört dönemde incelenebilir. İlk dönem Avrupa bağlamında ortaya çıkan ulusal sorunların devrimci yorumları hem de Birinci Dünya Savaşı’nın son aşamalarında devreye giren Amerika Birleşik Devletleri müdahalesinin belirleyiciliğinde oluşan dönüşümleri kapsamaktadır. İkinci dönem İkinci Dünya Savaşı sonrasında bir yandan Sovyetler Birliğinin sosyalist bloğun temsilcisi olarak belirdiği diğer yandan Amerika Birleşik Devletleri’nin İngiltere’nin yerine küresel hegemon devlet olarak öne çıktığı ve yeni bir düzenleme rejimi önerdiği 1945-1990 arası dönemi kapsamaktadır. Post-Fordist ya da neo-liberal birikim rejiminin öne çıkması ve bunu takip eden 10 yıllık süreçte Sovyetler Birliğinin Yıkılması ve sosyalist bloktan ayrılan ülkelerin merkezi kapitalist sisteme eklenmesi ile sonuçlanan 1990 sonrası dönemi özgün dinamiklerinden ötürü üçüncü bir dönem olarak değerlendirme gereği doğmuştur. Üçüncü dönemin bir diğer özelliği Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel ölçekte artan belirleyiciliğidir. Dördüncü dönem Amerika Birleşik Devletleri’nin tek başına düzenleyici güç olmaktan çıktığı ve Post-Fordist düzenleme rejiminin sürekli istikrarsızlığı altında biçimlenmeye devam eden dönem olarak kabul edilmiştir. 1977 Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Anayasası bağlamında kendi kaderini tayin meselesi Sovyetler Birliğinin kuruluşu süreciyle ilişkisi yönünden birinci, Sovyetler Birliğinin küresel güç oluşu ve yıkılışı ile bağlantısı nedeniyle ikinci ve üçüncü dönemlerle doğrudan ilintilidir. Dördüncü dönem de adı geçen toplumun ve devletin günümüzdeki etkilerini anlamak açısından önemlidir.
Primary Language | Turkish |
---|---|
Subjects | Law in Context |
Journal Section | Research Articles |
Authors | |
Publication Date | June 30, 2022 |
Published in Issue | Year 2022 Volume: 12 Issue: 1 |