‘İltizam Delâleti İlimlerde Kullanılmaz’ Sözü Ne Anlama Gelir? İbn Sînâ’dan Kutbüddîn Râzî’ye Delâlet Nazariyesinin Gelişimi
Abstract
İbn Sînâ’nın delâlet nazariyesine göre bir nesneyi ifade etmek için kullanılan lafzın, o nesnenin hakîkatinin tamamına delâleti mutabakat, bir parçasına delâleti tazammundur. Bazen de zihin, nesnenin hakîkatinin içinde değil onun dışındaki bir konuyla bağlantı kurar. Bu şekilde gereklilikle çağrışımda bulunmaya ise iltizam delâleti denir. Bu üç delâlet türünün her biri Gazzâlî, Ömer b. Sehlân es-Sâvî, Fahreddîn Râzî, Efdalüddîn el-Hûnecî ve Kutbüddîn Râzî gibi önde gelen düşünürler tarafından detaylı bir incelemeye tabi tutulmuştur. Bu düşünürlerin eserlerinde “iltizam delâleti ilimlerde kullanılmaz (delâletü’l-iltizâm mehcûratün fî’l-ulûm)” yahut “muteber değildir” şeklinde vurgulara rastlanır. Oysa iltizam delâleti yalnızca mantıkta değil, fıkıh usulünde hüküm belirlenirken, kelam ilminde çeşitli kanıtlamalarda, belâgatta ise mecâzî anlamların temellendirilmesine kadar geniş bir yelpazede kullanılmıştır. Dolayısıyla bu merkezî konumuna rağmen terk edilmesine yönelik vurgular, izah gerektiren bir problem olarak karşımıza çıkar. İbn Sînâ’dan Kutbüddîn Râzî’ye uzanan süreçte söz konusu problemin nasıl vaz edildiğine ve çözüldüğüne odaklanan bu çalışma, iltizam delâletinin gelişim şeklini ve sınırlarını da göstermeyi hedeflemektedir. İltizam delâletinin muteber olmadığına yönelik vurgu İbn Sînâ ile başlar. O, iltizam delâletinin, kelimenin vaz‘ olunduğu anlamın dışında olan ancak onunla zihinsel bir gereklilik ilişkisi bulunan bir anlamı gösterdiğini belirtmiş ve tanım bahsinde itibar edilmeyeceğini ifade etmiştir. Onun bu sözleri Gazzâlî ve Ömer b. Sehlân es-Sâvî tarafından terk söylemine dönüştürülmüştür. Gazzâlî ve Sâvî, lazımların sonsuzluğunu ve iltizam delâletinin vaz‘a dayalı olmamasını gerekçe göstererek onun tariflerde terk edilmesi gerektiğini iddia etmişlerdir. Ardından Fahreddîn Râzî, iltizam delâletinin muteber olmadığını savunmuş ve bunun yanında iltizam delâletini derinlemesine tahlil ederek meselenin uzantılarını göstermiştir. O, iltizamın vaz‘î olmaması gerekçesini ele alarak onda aklî bir yön bulunduğunu ifade etmiş, ancak bu aklî yönün tazammun delâletinde de bulunması sebebiyle iltizamın terk gerekçesi olamayacağı sonucuna ulaşmıştır. Lazımların sonsuzluğu probleminde ise lazımları açık (beyyin) ve açık olmayan (gayru beyyin) şeklinde tasnif ederek açık lazımların sonlu olacağını düşünmüş, ancak kime göre açık olacağı belirlenemeyeceği için zapt altına alınamayacağını ifade etmiştir. Râzî, iltizamın muteber olmadığını savunsa da onun analizleri sonrakiler açısından bu delâletin kullanımı için gerekçeleri hazırlamıştır. İkisinin de ittifak ettiği görüş iltizamın “o nedir?” sorusunun cevabına kullanılmayacağı, ancak günlük konuşmalarda, belâgatta ve başka alanlarda kullanımının zorunlu olarak devam edeceğidir. Bu çalışmada, söz konusu meşhur ifadenin (delâletü’l-iltizâm mehcûratün fî’l-ulûm), iltizam delâletinin tümüyle ilimlerde kullanılmamasına değil, yalnızca tanım (had) bahsinde ve “o nedir?” sorusunun cevabında kullanılmamasına işaret ettiği iddia edilmiştir. Dolayısıyla bu durumda mantıkçıların “ilimlerde” ifadesiyle kastettiklerinin burhânî ilimler olduğu anlaşılır. Ayrıca makalede Gazzâlî ve Fahreddîn Râzî gibi İbn Sînâ’nın münekkitleri olarak bilinen düşünürlerin, bu meselede kendisini destekledikleri ve onun inşa ettiği teorinin eksik parçalarını tamamlayarak güçlendirdikleri gösterilmiştir. Bu bağlamda bu çalışma, delâlet türlerini betimleyici bir yöntemle inceleyen çalışmalardan ayrılarak tek bir soruyu merkeze almış ve bu bağlamda İbn Sînâ takipçilerinin delâlet teorisini nasıl alımladığını araştırmak ve delâlet ile tanım teorisi arasındaki ilişkiyi analiz etmek suretiyle alandaki boşluğu doldurmayı hedeflemiştir. Makalenin özgün yanı ise odak noktası olarak iltizamın terki meselesinin seçilmesi ve buna yönelik eleştirileri ve cevapları incelemesidir. Bu doğrultuda çalışma boyunca düşünürlerin birer eseriyle sınırlı kalınmamış, diğer eserlerin de dikkate alınması suretiyle düşünüre dair bütüncül bir portre sunulmasına çalışılmıştır. Makalede metin analizi yöntemi kullanılarak delâletin türleri, iltizam delâletinin terk gerekçeleri ve onu sınırlama girişimleri incelenmiş ve İbn Sînâ’dan Kutbüddîn Râzî’ye uzanan tartışmanın izleri sürülmüştür. Böylece “iltizam delâleti ilimlerde kullanılmaz” ifadesinin hiçbir ilimde kullanılmaz şeklinde genellenemeyeceği, bu sözün aslında burhânî ilimlere ve tanım teorisine mahsus sistematik bir tercihi yansıttığı ortaya çıkmıştır.
Keywords
Ethical Statement
Thanks
References
- Abdünnâfî İffet Efendi. en-Nef’ul-Mu’avvel (Beyân-Bedî’) Telhis ve Mutavvel Tercümesi. ed. İsmet İpek. haz. Mustafa Irmak. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, 1. Basım, 2023.
- Akhisârî, Hasan b. Turhan. Şerhu Semti’l-vusûl ilâ ilmi’l-usûl. thk. Muhammed Mustafa Muhammed Ramazan. Riyad: Daru İbni’l-Cevzî, 1. Basım, 2010.
- Altunya, Hülya. Farabi’de Dil Felsefesi. Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2003.
- Altunya, Hülya. “Gelenbevi’nin İsaguci Şerhi İsimli Eseri Üzerine ‘Delâlet ve Tanım Konuları Bağlamında’ Bir İnceleme”. Eskiyeni 41 (2020), 571-598. https://doi.org/10.37697/eskiyeni.751289.
- Bağdâdî, Ebu’l-Berekât. el-Kitâbu’l-mu’teber fî’l-hikme. 3 Cilt. Isfahan: Menşûrât-i Câmiat-i Isfahân, 2. Basım, 1994.
- Bakkal, Ali. “Fıkıh Usulünde İşaretin Delâleti”. Bilimname 45 (2021), 337-377. https://doi.org/10.28949/bilimname.952758.
- Cengiz, Mehdi. Klasik İslam Düşüncesinde Delâlet. Ankara: Kitabe Yayınları, 1. Basım, 2023.
- Cürcânî, Seyyid Şerif. Tarifat Terimler Sözlüğü. çev. Arif Erkan. İstanbul: Bahar Yayınları, 1997.
Details
Primary Language
Turkish
Subjects
Islamic Philosophy, History of Logic
Journal Section
Research Article
Authors
Publication Date
June 30, 2026
Submission Date
February 5, 2026
Acceptance Date
May 31, 2026
Published in Issue
Year 2026 Volume: 25 Number: 1