Mevâlînin, daha hicrî II. asrın başlarından itibaren dinî ilimlerde üstünlük sağladıkları,
İslâmî ilimlerde ve özellikle hadiste yabancı tesirinin bu hâkimiyet sürecinde mevâlîlerin eliyle
sirayet ettiği ima ve iddia edilmektedir. İlk devirlerdeki râvi sayısına dair tetkiklerimiz birinci
faraziyeyi desteklememektedir. Ayrıca çalışmamızla, mevâlî râvilerin iki farklı konumda
oldukları; ileri yaşlarda müslüman olan Abdullah b. Selâm ve Selmân-ı Fârisî gibi, ilk gruptakilerin
eski “dinlerine ait öğretilerinin etkisinde kalmaları veya geçmiş öğretilerini
müslüman olduktan sonra da rivayet etmeleri söz konusu olabilir. Köken itibariyle gayri
Arap olmakla birlikte vaktiyle baba veya dedelerinin ihtidâsı sebebiyle bir Arap-İslâm muhiti
içerisinde yetişen ikinci ve üçüncü nesil şahısların (Mâlik b. Dînâr, İbn İshak ve İbn Cüreyc)
ise, yabancı din ve kültürlerden nakilde bulunmaları, şahsî gayretlerinin bir sonucu olarak
yaşadıkları dönemin ilmî atmosferinden daha geniş bir yelpazede faydalanmaları sebebiyle
gerçekleşmiştir.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Publication Date | June 30, 2006 |
| Published in Issue | Year 2006 Volume: 4 Issue: 1 |