Olağandışı yapılı çevrelerin çocuk kullanıcı açısından taşıdığı potansiyel, mekânsal deneyimin yalnızca fiziksel bileşenlerle sınırlı olmadığını, duyusal ve bilişsel süreçlerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir bütünlük oluşturduğunu göstermektedir. Yeraltı tuz madenleri bu bağlamda özgün bir inceleme alanı sunmakta, doğal mikroiklim ve hacimsel nitelikler rekreatif kullanımlar ile iyileştirici süreçlerin aynı mekânda eşzamanlı olarak şekillenmesine imkân tanımaktadır. Çalışmada Salina Turda örneği üzerinden doğal iyileştirici özellikler ile oyun temelli mekânsal düzenlemeler arasındaki etkileşim analiz edilmekte ve çocuk kullanıcı deneyiminin mekânsal bileşenlerle nasıl bütünleştiği ortaya konulmaktadır. Araştırma, literatür taraması, yerinde gözlem ve mekânsal çözümleme adımlarından oluşan nitel bir yöntemle yürütülmektedir. İnceleme sonucunda yeraltı mekânının duyusal yoğunluğu, hacimsel etkisi ve tarihsel katmanları sayesinde çocuklarda keşif davranışını destekleyen güçlü bir çevresel zemin oluşturduğu görülmekte, ancak oyun alanlarının kapalı uçlu yapısı nedeniyle yaratıcı katılımın sınırlı kaldığı anlaşılmaktadır. Çalışmanın özgün katkısı, NoBE yaklaşımını iyileştirici mekân kavramıyla bütünleştirerek çocuk kullanıcıya yönelik iç mekân tasarımına yeni bir kuramsal çerçeve önermekte olmasıdır. Salina Turda örneği üzerinden elde edilen bulgular, yeraltı yapılarında oyun temelli iyileştirici mekânsal stratejilerin geliştirilmesine yönelik tasarım olanaklarını somut biçimde ortaya koymaktadır. Alanın disiplinlerarası niteliğini güçlendirmekte, dolayısıyla iyileştirici mekânsal stratejilerin geliştirilmesine katkı sunmaktadır.
The potential of non-ordinary built environments for child users shows that the spatial experience is not limited to physical components but forms a multi-layered whole in which sensory and cognitive processes are intertwined. Underground salt mines offer a unique field of study in this context, and the natural microclimate and volumetric qualities allow recreational uses and remedial processes to be shaped simultaneously in the same space. In the study, the interaction between natural healing properties and play-based spatial arrangements is analyzed through the example of Salina Turda, and the integration of the child user experience with spatial components is revealed. The research is carried out using a qualitative method comprising a literature review, on-site observation, and spatial analysis. As a result of the examination, it is observed that underground spaces create a strong environmental context that supports exploration behavior in children thanks to their sensory density, volumetric effects, and historical layers, but it is understood that creative participation is limited due to the closed-ended structure of the playgrounds. The study's original contribution is to integrate the NoBE approach with the concept of healing space and to propose a new theoretical framework for interior design for child users. The findings from the example of Salina Turda clearly reveal the design possibilities for developing play-based remedial spatial strategies in underground structures. It strengthens the field's interdisciplinary nature and therefore contributes to the development of remedial spatial strategies.
Child and space Underground interior Playing space Healing environment Non-ordinary built environment
| Primary Language | English |
|---|---|
| Subjects | Interior Architecture , Architectural Design |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | December 8, 2025 |
| Acceptance Date | March 1, 2026 |
| Publication Date | March 4, 2026 |
| IZ | https://izlik.org/JA23JE45JX |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 2 Issue: 1 |