Amaç: Bu çalışmanın amacı, üçüncü basamak merkezimizde uygulanan invaziv prenatal tanı yöntemlerinin endikasyonlarını, tanısal getirisini ve perinatal sonuçlara etkisini değerlendirmek; ayrıca yüksek riskli gebeliklerde karyotip ve kromozomal mikroarray analizi (CMA) sonuçlarının klinik karar süreçlerine katkısını ortaya koymaktır.
Yöntem: Retrospektif olarak tasarlanan çalışmaya, 2022–2025 yılları arasında amniyosentez, koryon villus örneklemesi (CVS) veya kordosentez uygulanan toplam 230 gebelik dahil edildi. Girişim endikasyonları, karyotip ve CMA bulguları ile perinatal sonuçlar kaydedildi. Sitogenetik ve genomik sonuçlar normal–anormal olarak sınıflandırılarak klinik değişkenlerle ilişkileri incelendi.
Bulgular: Çalışmada en sık uygulanan inaziv işlem amniyosentezdi; başlıca endikasyonlar ise tarama testlerinde yüksek risk ve yapısal anomalilerdi. Olguların %11,7’sinde anormal karyotip saptandı. CMA, özellikle yapısal anomalili fetüslerde ek tanısal katkı sağladı. Kromozomal veya klinik olarak anlamlı genomik bulgular ile gebelik sonlanımı arasında belirgin ilişki mevcuttu; ağır genetik tanı alan olgularda terminasyon oranı anlamlı şekilde yüksekti. CMA’sı normal olan ancak klinik şüphesi devam eden 12 olguda tüm ekzom dizilemesi (WES) önerildi ancak pratik nedenlerle uygulanamadı.
Sonuç: Bulgularımız, yüksek riskli gebeliklerin yönetiminde invaziv prenatal tanının merkezi rolünü ortaya koymaktadır. Yapısal anomalili olgularda CMA’nın karyotipe göre belirgin ek tanı değeri bulunmakta olup, çalışmamızda karyotipi normal olan fetüslerin %8.2’sinde klinik olarak anlamlı CNV saptanmıştır. WES’in yaygınlaşması, tanısal boşlukların azaltılmasına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma, ülkemizde invaziv prenatal tanı pratiğine dair güncel ve gerçek yaşam verileri sunarak klinik karar süreçlerine önemli katkı sağlamaktadır.
İnvaziv prenatal tanı kromozomal mikroarray karyotip anomalileri fetal yapısal anomaliler gebeliğin sonlandırılması
Çalışma, İstanbul S.B.Ü. Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Bilimsel Araştırmalar Etik Kurulu tarafından onaylandı (Karar No: KAEK/2025.07.178). Çalışma retrospektif olarak yürütüldüğü için katılımcılardan ek bir aydınlatılmış onam alınmadı. Tüm veriler anonimleştirilmiş kayıtlar üzerinden değerlendirildi ve gizlilik ilkelerine uygun biçimde analiz edildi.
Aims: The objective of this study was to evaluate the indications, diagnostic yield, and impact on perinatal outcomes of invasive prenatal diagnostic methods performed at our tertiary care center and to demonstrate the contribution of karyotype and chromosomal microarray analysis (CMA) results to clinical decision-making processes in high-risk pregnancies.
Methods: This retrospective study included a total of 230 pregnancies that underwent amniocentesis, chorionic villus sampling (CVS), or cordocentesis between 2022 and 2025. Indications for the procedures, karyotype and CMA findings, and perinatal outcomes were recorded. Cytogenetic and genomic results were classified as normal or abnormal, and their relationships with clinical variables were examined.
Results: Amniocentesis was the most frequently performed invasive procedure in this study; the main indications were high risk in screening tests and structural anomalies. An abnormal karyotype was detected in 11.7% of the patients. CMA identified additional findings in 8.2% of karyotype-normal fetuses, mainly in those with structural anomalies. Pregnancy termination was more frequent in cases with severe genetic diagnoses.
Conclusion: Invasive prenatal diagnostic procedures remain a key part of the evaluation of high-risk pregnancies. In our cohort, CMA identified clinically significant copy number variants in 8.2% of fetuses with normal karyotypes, particularly in those with structural anomalies. These findings reflect routine clinical practice and show how genetic results directly influence pregnancy management decisions.
Invasive prenatal diagnosis chromosomal microarray karyotype abnormalities fetal structural anomalies pregnancy termination
The study was approved by the Scientific Research Ethics Committee of Istanbul S.B.U. Kanuni Sultan Süleyman Training and Research Hospital (Decision No: KAEK/2025.07.178). Since the study was conducted retrospectively, no additional informed consent was obtained from the participants. All the data were evaluated via anonymized records and analyzed in accordance with privacy principles.
| Primary Language | English |
|---|---|
| Subjects | Obstetrics and Gynaecology |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | November 19, 2025 |
| Acceptance Date | January 26, 2026 |
| Publication Date | February 20, 2026 |
| IZ | https://izlik.org/JA83WZ93WR |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 7 Issue: 1 |
TR DİZİN ULAKBİM and International Indexes (1d)
Interuniversity Board (UAK) Equivalency: Article published in Ulakbim TR Index journal [10 POINTS], and Article published in other (excuding 1a, b, c) international indexed journal (1d) [5 POINTS]
|
|
|
Our journal is in TR-Dizin, DRJI (Directory of Research Journals Indexing, General Impact Factor, Google Scholar, Researchgate, CrossRef (DOI), ROAD, ASOS Index, Turk Medline Index, Eurasian Scientific Journal Index (ESJI), and Turkiye Citation Index.
EBSCO, DOAJ, OAJI and ProQuest Index are in process of evaluation.
Journal articles are evaluated as "Double-Blind Peer Review".