Dil politikaları günümüzde ülkeler tarafından önemsenen bir olgudur. Ülkeler kendi sınırları içinde ve dışında belli dil politikaları uygulamaktadırlar. Sömürgeci ülkeler kendi sınırları içinde millî bütünlüğünü sağlamaya yönelik bir politika uygularken, ülkeleri dışında ise yayılmaya yönelik bir eğilimle dilde merkezîleşme amacı gütmektedirler. Bazı Batılı ülkeler sömürge politikası sonucunda asimile ettiği, dilini unutturduğu, etnik azınlıklarda toplum diline yaptığı kısıtlamacı yaklaşımla sömürme fiilini dilde gerçekleştirmeye devam etmektedir. Kolonyal ideoloji ile yayılmacı bir politika izleyen Batı toplumları dil üzerinden söz konusu politikalarına yeni bir boyut kazandırmışlardır. Bazı Avrupalı sömürgeciler ekonomik yönden egemen oldukları ülkelerde aynı zamanda dillerinin öğrenilmesini de zorunlu hâle getirerek yeni nesillerin okullarda yerel dillerini öğrenmelerini ve kullanmalarını yasaklamaktadır. Kolonyalist düzen yeni nesillerin yanı sıra yetişkinlerin de sosyal statü ve ekonomik yönden yükselme arzularını dil üzerinden baskı yoluyla karşılamayı vadetmektedir. Böylece kültürel bir hegemonya ortaya çıkmaktadır. Dilde neokolonyalizm uygulayan Avrupalı sömürgeci devletlerin söz konusu uygulamaları ve yerel toplumların da ekonomik ve sosyal yönden yaşantılarını iyileştirme arzuları çift yönlü bir aksiyon olduğundan dilde neo-kolonyalizmi kolaylaştırmaktadır. Bu ülkelerden biri olan Fransa, sömürgesi al-tında olan ülkelerdeki toplumlara kültür ve kimlik ithal ederek inşacı bir yaklaşım sergilemektedir. Bu durum sömürülen toplumlarda kültürel kırılmaya yol açmakta, yerel kültürler bu yolla birer birer yok olma sürecine girmektedirler. Evrensel kültürün yozlaşmasına neden olan bu süreç kültürel mozaiğin bozulmasıyla sonuçlanmakta ve yerel toplumlarda zorunlu bir kimlik bunalımı yaşanmaktadır. Dil bir milleti ve millet yapan bir olgudur; toplumların egemenliklerini sürdürmeleri dillerini korumaları oranında mümkündür. Ait hissettiği kimliği kendi toplumunda değil sömürgeci ülkelerin himayesine girerek bulmaya çalı-şan yerel toplumlara “montaj kimlik” ve “ideolojiler” inşa edilmektedir.
Fransa’nın, sömürgesi altında olan ülkelerde uyguladığı dil politikasının diğer Batılı ülkelerin politikalarından farklılık göstermesi nedeniyle Fransa inceleme konusu olarak seçilmiştir. Fransa Batılı sömürgeci devletlerden biri olarak sö-mürme eylemini dil ve kültür üzerinden en katı şekilde uygulayan bir ülke ol-duğundan sömürüsü altında olan toplumların bakış açısına göre yerel dillerin konumu incelenecektir
Language policies are issuesthat areconsidered very important by many countries today. Countries implement certain language policies within and outside their borders. While implementing a policy aimed at ensuring the national integrity within their own borders, they aim to centralize the language with a tendency to spread outside their countries. As a result of a colonial pol-icy, theycontinueto carry out act of exploitation in language with its restrictive approach to the language of society in ethnic minorities, which they haveas-similated, made them forget its language. Thus, Western societies that follow an expansionist policy with colonial ideology have added a new dimension to their policies through language.Some European colonialists made it compulsory to learn their language at the same time in their economically dominant countries, forbidding new gen-erations from learning and using their local language in schools. It promises to meet the desire of new generations as well as adults to rise in social status and economy through pressure through language. So, it leads a cultural hegemony. The aforementioned practices of the European colonial states that practice neo-colonialism in language and the desire of local communities to improve their lives economically and socially facilitate neocolonialism in language because itis a two-way action.One of these countries, France, shows a constructivist approach by im-porting culture and identity to the local societies under its colonization. This situation leads to cultural breakdown in exploited societies and local cultures enter the process of extinction one by one in this way. This process, which leads to the degeneration of universal culture, results in the deterioration of the cul-tural mosaic and a necessary identity crisis is experienced in local societies. Since language is a phenomenon that creates the nations, it is not possi-ble for local communities to maintain their sovereignty unless they maintain their mother language. Local societies seeking for their identity must depend on their own culture. Otherwise, the ones depending on foreign cultures and accept colonialism became nations with designed identities and ideologies. France was chosen as the subject of study because the language policy applied by France in the countries under its colonization differed from the policies of other western countries. So,France, as one of the western colonial states, is a country that applies the act of exploitation in the strictest way through language and culture. This manuscript discussesthe position of local languages will be examined according to the perspective of their exploited society.
Primary Language | Turkish |
---|---|
Subjects | Multicultural, Intercultural and Cross-Cultural Studies, Culture, Representation and Identity, New Turkish Language (Turkish of Old Anatolia, Ottoman, Turkiye), Turkish Language and Literature (Other) |
Journal Section | Research Paper |
Authors | |
Publication Date | December 23, 2022 |
Published in Issue | Year 2022 Volume: 2 Issue: 2 |