Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya arasında bir geçiş güzergâhı olan ve Soğuk Savaş sonrası en fazla
jeopolitik değişime uğrayan Karadeniz Havzası’nda, küresel güçlerin önceliklerinin ve bölgesel
aktörlerin beklentilerinin de değişmesiyle birlikte, rekabet ve hâkimiyet mücadelesi çok yönlü bir boyut
kazanmıştır. Bölgenin risk taşıyan özellikleri ile birlikte güvenlik algısı da değişerek çok daha kapsamlı
bir hale gelmiştir. Bölge ülkeleri kendi çıkarları ve Karadeniz Havzası’nın güvenliği bakımından,
birbirlerine karşı tehdit algılamalarını değiştirerek kapsamlı işbirliği girişimleri gerçekleştirmişlerdir.
Ancak bölge ülkeleri ABD ve NATO yoluyla kendilerini güvenlikli bölge, AB’ye girerek de ekonomik
sorunlarını çözmeyi hedefledikleri için, kendi aralarındaki işbirliği süreçleri de zayıf kalmaktadır.
Karadeniz Havzası güvenliğini içeren bir diğer önemli konu da Soğuk Savaş sonrası Türkiye-
Rusya Federasyonu ilişkilerinde görülen yumuşama ve işbirliği çalışmalarıdır. Montreux Boğazlar
Sözleşmesi’ne göre Karadeniz, kıyıdaş ya da sınırdaş olmayan küresel güçlerin savaş gemilerini
sokamadığı tek denizdir. Türkiye-Rusya, Boğazlardan geçiş ve Karadeniz’de askeri güç bulundurmak
konusunda aynı görüşü paylaşmışlardır. Fakat ABD ve AB, Karadeniz’de deniz gücü bulundurmayı
engelleyen Montreux’nün değiştirilmesini istemektedirler. Türkiye ile Rusya arasında küreselleşme ile
gelişen ekonomik ilişkilerde enerji konusunun ön plana çıkması gibi, Karadeniz’in güvenliği konusunda
da, iki ülke arasında ittifakın öne çıktığı görülmektedir. Avrasya’nın merkezinde yer alan Karadeniz
bölgesinde ABD özellikle son yıllardaki girişimleri ile bir etki alanı yaratmaya çalışmaktadır. Kafkasya
ve Balkanlar’da olduğu gibi dünyanın diğer çatışma bölgelerine de yakın mesafede bulunan bölgede,
dengenin değişmesi durumunda, Karadeniz’de olduğu kadar Kafkasya ve Ortadoğu’daki süreçlerin de
olumsuz etkilenebileceğini söylemek mümkündür.
| Subjects | Political Science |
|---|---|
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Publication Date | May 10, 2017 |
| Published in Issue | Year 2017 Volume: 5 Issue: Özel Sayı Nisan 2017 |