Bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasında kırsal bölgeler, uzun yıllardır
kalkınma politikalarının odağında yer almakla birlikte, genellikle sübvansiyonlara
dayalı ve geleneksel yaklaşımlarla şekillenmiştir. Ancak bu yöntemlerin, bölgesel
eşitsizlikleri azaltmada ve kırsal refahı artırmada yetersiz kaldığı görülmektedir.
Uzun vadede kırsal refahı artıracak temel belirleyici ekonomik büyüme olup, uzun
dönemli ekonomik büyüme ancak üretkenlik artışı ile mümkündür. Üretkenlik
artışı için yenilikçi yöntemlerin uygulanması ve yenilikçiliğin benimsenmesi
gerekmektedir. Bu sebeple, günümüzde kırsal kalkınma politikaları kapsamında
yenilikçi yaklaşımların ve inovasyon temelli politikaların önemi giderek artmaktadır.
Bu ihtiyaca sadece ekonomik anlamda değil; aynı zamanda kırsal alanda kamusal
hizmetlerin sunulmasından sosyal girişimciliğe kadar birçok konuda rastlanmaktadır.
Bu bağlamda çalışma, Türkiye kırsalında yenilikçiliğe odaklanmakta, yeniliğin nasıl
tanımlanabileceğini, hangi göstergelerle ölçülebileceğini ve kırsal bölgeler arasında
inovasyon yeteneğinin nasıl farklılaştığını analiz etmeyi amaçlamıştır.
OECD’nin “Yeni Kırsal Paradigma” yaklaşımından yola çıkan çalışmada, kırsal
inovasyonun yalnızca Ar-Ge temelli yüksek teknoloji odaklı bir süreç olmadığı; sosyal,
kamusal, örgütsel ve süreç inovasyonu gibi farklı boyutlarla da değerlendirilebileceği
savunulmaktadır. Bu doğrultuda, TÜİK’in kent-kır sınıflandırması ve diğer resmi veri
kaynakları temel alınarak kırsallığın baskın olduğu 45 Düzey-III bölgesi belirlenmiş
ve bu bölgeler, 22 gösterge ışığında Temel Bileşenler Analizi (TBA) yöntemiyle
incelenmiştir.
Belirlenen göstergeler, iki ana boyutta yapılandırılmıştır: "Ekonomik aktörler"
boyutu (girişimcilik düzeyi, şirket kurulma ve kapanma oranları, sektörel dağılım,
eğitim profili, kadın ve genç istihdamı, yabancı yatırım ve sermaye akışı) ile
"inovasyon ekosistemi" boyutu (dijital erişim, fiziksel altyapı, finansman kanalları, Ar
Ge merkezleri, kamu hizmetlerine erişim). Analiz sonuçları, kırsal bölgeler arasında
inovasyon kapasitesinin mekânsal olarak oldukça farklılaştığını ortaya koymaktadır.
Batı Anadolu’da yer alan Muğla, Sakarya ve Balıkesir gibi bölgeler, kırsal
inovasyon açısından yüksek performans sergilerken; Karadeniz’in iç kesimleri ile
Doğu Anadolu’daki birçok bölgenin düşük inovasyon kapasitesine sahip olduğu
görülmektedir. Kırsal bölgelerde inovasyonun çoğunlukla "yavaş inovasyon"
şeklinde ortaya çıktığı; yerel ihtiyaçlara dayalı, küçük ölçekli, taklit ve uyarlama
temelli çözümlerle geliştiği anlaşılmaktadır.
Çalışmada ayrıca, gençlerin ve kadınların girişimcilik eğilimi, eğitim düzeyi ve sosyal
sermayesinin kırsal inovasyonun gelişiminde kritik bir rol oynadığı vurgulanmaktadır.
Her şeye karşın, inovasyon kesinlikle tesadüf eseri ortaya çıkabilecek bir süreç
olarak görülmemelidir. İnovasyon bireysel ve kurumsal faktörlerin bir arada
değerlendirildiği, istikrarlı ve tutarlı politikalarla bilinçli bir şekilde ele alınması
gerekmektedir.
Çalışma sonucunda, Türkiye kırsalında inovasyon kapasitesinin homojen olmadığı,
bölgeden bölgeye değiştiği görülmüştür. Kırsalda inovasyonun teşviki için
tek tip ulusal ölçekli politikalar yerine, yerel dinamiklere dayanan, bölgelerin
karakteristiklerini dikkate alan, veriye dayalı ve kapsayıcı stratejilere ihtiyaç
olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışma, Türkiye kırsalında inovasyon politikalarının
şekillendirilmesi için özgün ve bütüncül bir ölçüm ve analiz çerçevesi sunarak hem
literatüre hem de politika yapıcılara katkı sağlamaktadır.
Kırsal İnovasyon Düzey-III Bölgeleri Yavaş İnovasyon Girişimcilik Bölgesel Eşitsizlik Kalkınma Politikası
Although rural areas have long been at the center of development policies aimed at
reducing regional disparities, these efforts have typically been shaped by traditional,
subsidy-based approaches. However, such methods have proven insufficient
in alleviating regional inequalities and improving rural welfare. In the long term,
the key driver of increased rural prosperity is economic growth, which itself
depends on improvements in productivity. Achieving productivity gains requires
the adoption of innovative practices and a broader culture of innovation. For this
reason, innovation-based and creative approaches have become increasingly
important within rural development policies today. This need extends beyond
economics and can also be seen in areas such as the provision of public services and
the promotion of social entrepreneurship in rural settings. Accordingly, this study
focuses on innovation in rural Türkiye, aiming to define what innovation means in
this context, identify how it can be measured, and analyze how innovation capacity
varies among rural regions.
Grounded in the OECD's "New Rural Paradigm" the study argues that rural
innovation is not limited to high-tech, R&D-driven processes, but also includes
social, public, organizational, and process-oriented innovations. Based on Türkiye's
official urban-rural classification and other public data sources, 45 Level-III regions
with predominantly rural characteristics were identified and analyzed using
Principal Component Analysis (PCA) across 22 indicators.
These indicators were grouped under two main dimensions: "economic actors"
(entrepreneurship levels, firm formation and closure rates, sectoral structure,
educational attainment, youth and women’s employment, foreign investment and
capital flow) and the "innovation ecosystem" (digital access, physical infrastructure,
financial resources, R&D centers, and access to public services). The results
revealed considerable spatial variation in innovation capacity across rural regions.
While regions such as Muğla, Sakarya, and Balıkesir in Western Anatolia performed
strongly in terms of rural innovation, many parts of Eastern Anatolia and the inland
Black Sea region had weak innovation capacity. Innovation in these areas generally
takes the form of "slow innovation", characterized by small-scale, locally driven,
imitative, and adaptive solutions tailored to local needs.
The study also highlights the critical role of youth and women’s entrepreneurial
orientation, education levels, and social capital in advancing rural innovation.
Nevertheless, innovation should not be seen as an accidental outcome. It must
be addressed deliberately through stable and coherent policies that consider both
individual and institutional factors.
In conclusion, the study finds that rural innovation capacity in Türkiye is far from
homogeneous and varies significantly across regions. To foster innovation in rural
areas, it is essential to move beyond one-size-fits-all national policies and adopt
place-based, data-driven, and inclusive strategies tailored to local dynamics. This
research offers an original and comprehensive framework for measuring and
analyzing rural innovation in Türkiye, contributing to both the academic literature
and policymaking
Rural Innovation Level-III Regions Slow Innovation Entrepreneurship Regional Inequality Development Policy
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Environmental Politics |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | July 28, 2025 |
| Acceptance Date | November 21, 2025 |
| Publication Date | December 17, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 49 Issue: 4 |