Cinsel saldırı eylemlerini haklılaştıran, teşvik eden ve meşrulaştıran cinsiyetçi değerler, inançlar ve bilgilerden oluşan tecavüz mitlerinin benimsenme düzeyi, cinsel şiddetin normalleşmesine yol açmakta; bu mitlere inanan profesyoneller tarafından sunulan ataerkil kurumsal hizmetler ise kadınların insan haklarının ihlal edilmesine neden olmaktadır. Bu çalışma, kadına yönelik şiddet alanında gelecekte görev alması muhtemel sosyal hizmet öğrencilerinin cinsel şiddetle ilgili yaygın yanlış inanışlara ne ölçüde bağlı olduklarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Veriler, sosyo-demografik öğeleri ve cinsel saldırıyla ilgili yanlış inanışların benimsenmesini ölçen Illinois Tecavüz Mitlerini Kabul Ölçeği Kısa Formu (Payne ve diğ., 1999)’nu içeren bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Nicel araştırma deseniyle yapılandırılan bu kesitsel çalışma, sosyal hizmet lisans programına kayıtlı ve tüm akademik sınıf düzeylerini temsil eden toplam 213 öğrenciyi kapsamaktadır. Katılımcıların tecavüze ilişkin kalıplaşmış düşüncelere düşük düzeyde bağlılık gösterdiği gözlemlenmiştir (M = 1.23). “En uzun yaşanılan yer” değişkeni dışında, öğrenim yılı ve cinsel şiddet deneyimi gibi diğer değişkenler açısından tecavüz miti kabulü bakımından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Katılımcıların tecavüz mitlerine yönelik düşük inanç düzeyi, rıza kültürünün geliştirilmesi açısından umut verici olup, cinsel şiddete maruz kalan bireylerin sosyal hizmet ihtiyaçlarının uygun şekilde karşılanacağına işaret etmektedir. Ayrıca bu bulgu, sosyal hizmet eğitiminin toplumsal cinsiyet eşitliği temelli ve eleştirel pedagojik bir yaklaşımla sunulmasının önemine dikkat çekmektedir.
The extent to which rape myths are endorsed —comprising sexist values, cults, and nd forms of misinformation that justify, encourage, and legitimize acts of sexual assault—contributes to normalization of sexual violence. Moreover, when professionals who endorse such myths provide institutional services, this may result in violations of women’s human rights. This study seeks to assess the extent to which social work students — future professionals likekly to work in the field of violence against women—endorse common misconceptions about sexual violence. Data were gathered via a questionnaire that comprising socio-demographic items and the short version of the Illınois Rape Myth Acceptance Scale (Payne et al., 1999), which measures endorsement of rape-related misconceptions. Framed within a quantitative research design, this cross-sectional study involved a total of 213 undergraduate social work students, representing all academic levels. It was observed that participants demonstrated a low degree of adherence to stereotypical ideas about rape (M = 1.23). Except for the variable of "the place lived the longest," no significant difference was found in terms of rape myth acceptance across other variables such as year of study and exposure to sexual violence. The low level of participants’ belief in rape myths is a promising finding, indicating that the social service needs of individuals who have experienced sexual violence may be addressed in an appropriate manner. Furthermore, this result underscores the importance of delivering social work education through a gender equality–based and critically oriented pedagogical approach.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Clinical Social Work Practice |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | May 29, 2025 |
| Acceptance Date | January 16, 2026 |
| Publication Date | April 30, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.33417/tsh.1709366 |
| IZ | https://izlik.org/JA89NJ89BS |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 37 Issue: 2 |