Dijital Feminenlik ve Cinsiyetlendirilmiş Duygular: ‘Şanslı Kız Sendromu’ Trendi Üzerine Bir İnceleme
Abstract
Bu çalışma, son yıllarda sosyal medya platformlarında trend olan ‘Şanslı Kız Sendromu’ söylemini, toplumsal cinsiyet, neoliberal özneleşme ve cinsiyetlendirilmiş duygular çerçevesinde incelemektedir. Çalışma, TikTok, Instagram ve YouTube gibi sosyal medya platformlarında hızla dolaşıma giren bu trendde şansın nasıl kişisel bir yaratım olarak sunulduğunu ve feminenliğin hangi duygulanımsal kodlar üzerinden yeniden üretildiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın yöntemi, YouTube’da başlığında ‘Şanslı Kız Sendromu’ veya ‘Lucky Girl Syndrome’ ifadesi geçen 10 Türkçe videonun ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmesine ve bu videoların transkriptlerinin çıkarılarak tematik analiz ve eleştirel söylem analizi teknikleriyle çözümlenmesine dayanmaktadır. Analiz sonucunda iki temel tema ortaya çıkmıştır: ‘Neoliberal-Spiritüel Özne: Şansın İmalatı’ ve ‘Şanslı ‘Kız’ Olmanın Duygulanım Bedeli’. İlk tema, neoliberal bireycilik ile New Age pratiklerinin harmanlandığı bir özne kurgusunu görünür kılar. ‘Şanslı Kız Sendromu’ trendi, pozitif düşünme, akışa güvenme, şükür, tevekkül ve iyimserlik gibi zihinsel tutumları ve duygusal pratikleri, aktörlerin istedikleri şeylere ulaşmalarını sağlayan yaratıcı bir güç olarak kurgulamakta ve böylece başarıyı ve başarısızlığı bireysel faktörlere indirgeyen neoliberal söylemi spiritüel anlatılarla yeniden çerçevelemektedir. İkinci temada, kadınlara hitap eden bu trendde, şükür, sabır, uyum ve minnet gibi duyguları feminenlikle ilişkilendiren geleneksel stereotiplerin, başka deyişle cinsiyetlendirilmiş duyguların yeniden üretildiği görülmektedir. Aynı zamanda yetişkin kadınlara hitap ederken kız ifadesinin tercih edilmesi, feminenliği çocuksu ve zararsız bir pozisyona yerleştirmekte; bu da söz konusu söylemin feminen duygulanımı belirli sınırlar ve kalıplar içinde inşa ettiğini göstermektedir. Özetle bulgular, bu trendin dijital feminenliğin güncel bir formu olarak neoliberal söylemleri spiritüel içeriklerle meşrulaştırdığını ve kadınları, uyum bozucu duygularını sürekli olarak düzenlemekle yükümlü birer özne pozisyonuna yerleştiren geleneksel stereotipleri yeniden ürettiğini göstermektedir.
Keywords
References
- Ahmed, S. (2019). Duyguların kültürel politikası (S. Komut, Çev.). Sel Yayıncılık.
- Bourdieu, P. (2014). Eril tahakküm (B. Yılmaz, Çev.). Bağlam Yayıncılık.
- Braun, V., & Clarke, V. (2022). Thematic analysis: A practical guide. Sage Publications.
- Cabanas, E., & Illouz, E. (2023). Mutlu yurttaş imalatı: Mutluluk endüstrisi hayatımızı nasıl kontrol ediyor? (T. Göbekçin, Çev.). İletişim Yayınları.
- Carrette, J., & King, R. (2005). Selling spirituality: The silent takeover of religion. Routledge.
- Cengiz, K., Küçükural, Ö., & Gür, H. (2022). Türkiye’de spiritüel arayışlar: Deizm, yoga, budizm, meditasyon, reiki vb. İletişim Yayınları.
- Dardot, P., & Laval, C. (2018). Dünyanın yeni aklı: Neoliberal toplum üzerine deneme (I. Ergüden, Çev.). İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
- Dobson, A. S. (2015). Postfeminist digital cultures: Femininity, social media, and self-representation. Palgrave Macmillan. http://dx.doi.org/10.1057/9781137404206
Details
Primary Language
Turkish
Subjects
Social Media Studies, New Media
Journal Section
Research Article
Authors
Publication Date
April 30, 2026
Submission Date
December 1, 2025
Acceptance Date
March 31, 2026
Published in Issue
Year 2026 Number: 17

