Qāḍī ʿAbd al-Jabbār’s Defense of the Prophethood of Muḥammad against the S̲h̲īʿī G̲h̲ulāt in Taṯbīt Dalāʾil al-Nubuwwa
Abstract
One of the most significant contributions of Qāḍī ʿAbd al-Jabbār, who systematized Muʿtazilī thought and ensured its transmission to the present day, lies in the literature on the arguments/signs of prophethood (dalāʾil al-nubuwwa) within Islamic thought. His study Taṯbīt dalāʾil al-nubuwwa contains important material insofar as it defends the institution of prophethood both against non-Islamic religious traditions such as Christianity, Zoroastrianism, and Manichaeism, and against the claims raised by S̲h̲īʿī extremist groups (ghulāt) including the Bāṭinīs, Rāfiḍīs, and Qarmatians directed at the Prophet Muḥammad (PBUH). During the period between the ninth and eleventh centuries CE, widely regarded as the most intellectually fertile era in Islamic history, Ismāʿīlī extremist groups, most of whom emerged from within S̲h̲īʿism and belonged to the Bāṭinī–Qarmaṭian milieu, became the target of sustained intellectual opposition. In response, Sunni and Muʿtazilī scholars acted in concert to defend Islam and to designate these groups as being outside the bounds of Islam, engaging in intense doctrinal and polemical struggles. Within this broader context, Qāḍī ʿAbd al-Jabbār played a particularly prominent role by cantering his arguments on the defense of prophethood. In Taṯbīt dalāʾil al-nubuwwa and his other studies, Qāḍī ʿAbd al-Jabbār adopts a comprehensive condemnatory stance toward S̲h̲īʿī thought, portraying it almost entirely as an adversary of prophethood. The same rational and transmitted (ʿaqlī and naqlī) arguments that he employed in his defense of legitimacy of the Islamic Prophet against Jewish and Christian critiques are likewise directed against the S̲h̲īʿa and especially against S̲h̲īʿī extremist groups. This study examines the allegations and accusations put forward by S̲h̲īʿī ghulāt concerning the prophetic mission of Muḥammad (PBUH), his personal character, his family, and aspects of Prophetic medicine (al-Ṭibb al-nabawī), as addressed in Qāḍī ʿAbd al-Jabbār’s studies. In his defense of the prophethood of the Prophet Muḥammad, Qāḍī ʿAbd al-Jabbār articulates a distinctive polemical framework against S̲h̲īʿī extremist groups—such as the Rāfiḍīs, Bāṭinīs, and Qarmaṭīs—by integrating transmitted evidence drawn from the Qurʾān and the Sunna with rational arguments grounded in Muʿtazilite rationalism. This synthesis enables him to formulate an original and methodologically nuanced refutation that sets his approach apart from other contemporary anti-ghulāt polemics, which tend to rely predominantly on scriptural citation. Furthermore, Qāḍī ʿAbd al-Jabbār’s intellectual engagements with S̲h̲īʿī interlocutors illuminate not only the theological contours of the debate over prophethood but also offer valuable insights into the broader socio-cultural, religious, and political dynamics that shaped the intellectual milieu of his time.
Keywords
Kādî Abdülcebbâr’ın Hz. Muhammed’in (sav) Nübüvveti Hususunda Şiî Gulât ile Münakaşası (Tesbîtu delâili’n-nübüvve Bağlamında)
Abstract
Muʻtezilî düşünceyi sistemleştirerek günümüze intikalinin mümessili olan Kâdî Abdülcebbâr’ın İslâm düşüncesindeki en önemli yönlerinden birisi nübüvvetin alâmetleri (delail) literatürüne yaptığı katkısıdır. Onun Tesbîtu delâili’n-nübüvve adlı eseri, nübüvvet müessesesini gerek Hıristiyanlık, Mecûsîlik, Maniheizm gibi gayri İslâmi unsurlara karşı müdafaa etmesi gerek Bâtınîler, Rafızîler, Karmatîler gibi Şiî gulâtın Hz. Muhammed’e (sav) karşı ortaya attıkları iddiaları cevaplandırması açısından önemli bilgiler ihtiva etmektedir. İslâm tarihinin fikri gelişiminin en mümbit asrı sayılan 9. ve 11. miladi yüzyıl arasında çoğunlukla Şîa içinden çıkan İsmâilî gulâtın Bâtınî-Karmatî grubuna karşı Sünnî ve Muʻtezilî âlimler yekvücut halinde İslam’ı savunmuş ve bu gurupların fikirlerinin İslâm dinine aykırı olduğunu ortaya koymak için fikrî mücadeleler vermişlerdir. Kâdî Abdülcebbâr bu mücadelede özellikle nübüvvetin savunulması ekseninde Şiî gulât olarak değerlendirdiği gruplara karşı önemli iddialar dile getirmiştir. O Tesbîtu delâili’n-nübüvve’sinde Şiî düşünceyi topyekûn mahkûm ederek onları adeta nübüvvetin düşmanı ilan etmiştir. İslâm peygamberinin meşruiyetini ortaya koymak için Yahudi ve Hıristiyanlar karşısında aklî ve nakli delilleri kullanarak yaptığı müdafaayı aynı şekilde Şiîler’e özellikle de Gulât-ı Şia’ya karşı kullanmıştır. Bu çalışmada Kâdî’nın Hz. Muhammed’in (sav) icra ettiği nübüvvet görevi, şahsiyeti, ailesi ve tıbb-ı nebevisi hakkındaki Şiî gulâtın iddiaları ve ithamları ele alınmıştır. Hz. Peygamberin nübüvvetini savunma sadedinde Rafizîler, Bâtınîler, Karmatîler gibi Şiî gulât karşısında Kur’an ve sünnetten bir takım nakli deliller getirmenin yanında Mu’tezile akılcılığının gereği olarak aklî deliller de kullanan Kâdî, Şiî gulât karşısında sergilenen diğer reddiyelerden farklı bir reddiye metodu geliştirmiştir. Kadî Abdülcebbâr’ın Şiîlerle yaptığı fikri münakaşa, dönemin sosyo-kültürel, dinî ve siyasi atmosferinin nasıl şekillendiği hakkında önemli ipuçları vermektedir. Bu çalışmada Kâdî Adülcebbâr’ın Nübüvvet savunmasında Gulât-ı Şia’ya karşı “mütevâtir haber” teorisini reddiye sadedinde nasıl kullandığı tahlil edilmeye çalışıldığı gibi Kâdî’nın Şiî gulâtı peygamber düşmanı olarak gösterme çabalarındaki motivasyonunun nasıl şekillendiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Kâdî’nın dönemin mezhep münakaşalarında muhaliflerine yönelttiği iddialarında genellemeci yaklaşım göstererek bütün Şiî grupları mahkûm etmesindeki tutarsızlıklara da işaret edilmiştir.
Keywords