Dinî Teorinin Konusu Olarak Kutsal
Abstract
İnsanın varlığı, hayatı, evreni, dünyayı ve içindekileri anlamlı bir bütünlük içinde kuşatıcı bir şekilde anlayıp yorumlaması sürecinde din, temel öneme sahip bir gerçeklik olarak anlam kazanmaktadır. Bu bağlamda din insanın yeryüzünde bulunduğu süreç içinde ortaya çıkan ontolojik, epistemolojik ve aksiyolojik soru ve sorunlarına ürettiği cevaplarla hayatın yaşanma biçimlerinden gündelik yaşamın anlık pratiklerine varıncaya değin geniş bir yelpazede anlamın inşasına katkı sunacak tekliflerde bulunmaktadır. Kendisiyle kutsal bir kozmosun inşa edildiği din, toplumsal hafızada referans evrenleri oluşturarak dünya içindeki olay ve olguları anlamlı bir referans evrenine yerleştirmekte, aynı zamanda bu olay ve olguların meşrulaştırıldığı düşünce dünyaları kurulmasında da rol oynamaktadır. İnsanların anlamlandırmakta zorlandığı ve bazen dayanmakta güçlük çektiği durumlarda din, bu durumların kuşatıcı bir kutsal realite içinde yasallaştırılarak gerçekliğin toplumsal olarak kurulduğu anlam evrenleri oluşturmaktadır. Dolayısıyla din, insanın içinde bulunduğu dünyada karşılaştığı sorunlara nihaî çözümler üreten kutsal bir anlam mekanizması olarak işlemektedir. Dinin teorik sınırlarının insanî bir çabayla teolojik olarak belirlenmesi ise kutsalın ifade ettiği anlam temelinde gerçekleşmektedir. Zaman içinde tecrübe edilen ve sürekli yeniden inşa edilen toplumsal hayat pratikleri kutsalın anlamına dair inançları farklılaştırmakta, daralan ve genişleyen kutsallık anlayışları birey ve toplumların tecrübe dünyalarında farklı anlam evrenleri içinde yeniden yorumlanabilmektedir. Gündelik yaşamın sürekli değişen dinamik karakterine bağlı olarak yeni anlam setleri içinde farklı şekillerde yorumlanan kutsal, dinî teorinin oluşmasına zemin hazırlayan temel referans çerçevesini oluşturmaktadır. Kendisini kutsal olmayandan/profandan ayıran bir anlam dünyası içinde konumlandıran kutsal; zaman, mekân, nesne ve şahıs gibi fenomenlerde tezahür etmektedir. Aynı zamanda mit, sembol ve ritüel aracılığıyla görünürlük kazanarak nesnel dünyada insanî yorumların konusunu ve dinî teorinin süreç içinde farklı şekillerde anlamlandırıldığı düşünsel dünyanın sınırlarını oluşturmaktadır.
Keywords
The Sacred As A Subject Of Relıgıous Theory
Abstract
In the process by which human beings seek to comprehend and interpret existence, life, the universe, the world, and all that it contains within a coherent and meaningful framework, religion emerges as a fundamental and indispensable reality. In this context, religion offers contributions to the construction of meaning across a broad spectrum -from the ways in which life is lived to the immediate practices of everyday experience- by providing responses to the ontological, epistemological, and axiological questions and problems that arise throughout the human presence on earth. Religion, through which a sacred cosmos is constructed, establishes universes of reference within social memory, situating events and phenomena in the world within a meaningful referential framework. At the same time, it plays a role in the formation of intellectual worlds in which these events and phenomena are legitimized. In circumstances that individuals find difficult to interpret or endure, religion creates universes of meaning in which such situations are incorporated into an encompassing sacred reality and thereby socially constituted as part of the real. Thus, religion functions as a sacred mechanism of meaning that offers ultimate solutions to the problems encountered by human beings in the world. The theological determination of the theoretical boundaries of religion through human effort occurs on the basis of the meanings attributed to the sacred. The practices of social life, experienced over time and continually reconstructed, differentiate beliefs concerning the meaning of the sacred; conceptions of sacredness that contract or expand may be reinterpreted within different universes of meaning in the experiential worlds of individuals and societies. Owing to the constantly shifting dynamics of everyday life, the sacred -interpreted in various ways within newly emerging sets of meaning- constitutes the fundamental referential framework that underpins the formation of religious theory. The sacred, which situates itself within a realm of meaning distinct from the non-sacred/profane, manifests in phenomena such as time, space, objects, and persons. At the same time, by gaining visibility through myth, symbol, and ritual, it becomes the subject of human interpretation within the objective world and delineates the intellectual boundaries within which religious theory is continually re-signified throughout the course of social experience.
Keywords