Günümüzde artan kentleşme ile insanlar, sadece salgın hastalıklar ve doğal felaketlerin etkisiyle değil, aynı zamanda iklim değişikliği, çevresel bozulma, hava kirliliği, psikolojik stres ve sağlıklı yaşam koşullarına duyulan ihtiyaç gibi faktörler nedeniyle de doğaya ve biyofilik prensiplerle tasarlanmış yaşam alanlarına olan ilgilerini artırmaktadır. Bu eğilim, modern şehirlerde yapılı çevrelerin doğayla daha bütünleşik ve sürdürülebilir mekânlara dönüşmesine yönelik talebi artırmaktadır. Biyofilik tasarım da insanların yaşadığı çevrelerde doğaya ait özelliklerin yer almasının istendiği bir anlayışı yansıtmaktadır. Biyofilik tasarımlarla beraber insanların yaşam kalitesinin artacağı ve doğaya uyumlu yaşam alanları ortaya konulabileceği düşünülmektedir. Modern dünyada yeni bir kavram olarak değerlendirilen biyofilik tasarımın, Osmanlı şehircilik yapısında mevcut olduğu ve günümüze ulaşan tarihi dokular üzerinden görülebildiği tespit edilmiştir. Araziye uygun yerleşim, mülkiyet haklarının gözetimi, yerel malzemelerin kullanımı, doğal habitatlar ile ortak bir yaşamın sürdürülmesi gibi etkenler Osmanlı yerleşimlerinde etkin bir biçimde var olmuştur. Safranbolu geleneksel kent dokusunun tipik bir Osmanlı kenti olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda Safranbolu geleneksel dokularından Bağlar, Kıranköy ve Çarşı bölgeleri biyofilik tasarım kriterlerine göre değerlendirilmiş ve her dokunun farklı biyofilik tasarım kriterlerinde öne çıktığı görülmüştür. Çalışmada Safranbolu geleneksel dokularının biyofilik tasarım ilkelerine göre incelenmesi ile sürdürülebilir kent anlayışının eski yerleşimlerde var olduğu ortaya konulmuştur. Sonuçta Osmanlı şehircilik anlayışında doğayla etkin bir bağın olduğu ve biyofilik tasarım kriterlerine göre kentleşmenin gerçekleştiği görülmüştür.
In the context of increasing urbanization, interest in nature and biophilic-designed environments has grown, driven not only by pandemics and natural disasters but also by climate change, environmental degradation, air pollution, psychological stress, and the need for healthier living conditions. This trend highlights the demand for integrated and sustainable urban spaces aligned with biophilic principles. As cities expand, the focus on natural and ecologically adaptive environments has become essential. Biophilic design promotes the incorporation of natural elements into the built environment, aiming to enhance human well-being and foster a harmonious relationship between nature and urban areas. Although considered a modern concept, biophilic design principles have been present in Ottoman urbanism, as evidenced by surviving historical urban fabrics. Elements such as site-appropriate settlements, protection of property rights, the use of local materials, and coexistence with natural habitats were integral to Ottoman city planning. Safranbolu, a prominent example of Ottoman urbanism, exemplifies these principles. The Bağlar, Kıranköy, and Çarşı districts of Safranbolu were evaluated based on biophilic design criteria, and specific examples illustrate how these principles were applied in areas with different functions. This study investigates Safranbolu’s traditional urban fabric through the lens of biophilic design to understand how sustainability has been maintained from the past to the present. The study concludes that Ottoman urbanism established a deep connection with nature, adhering to biophilic principles in its urban development.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Architectural Engineering |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | July 1, 2024 |
| Acceptance Date | March 5, 2025 |
| Publication Date | July 31, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 5 Issue: 2 |
