Bu çalışmanın amacı; psikanalitik kuramın tarihsel kökenlerini, temel kavramlarını, Freud sonrası gelişimini ve kurama yöneltilen epistemolojik, metodolojik ve kültürel eleştirileri kapsamlı bir şekilde incelemektir. 19. yüzyılın sonlarında pozitivist bakış açısına uyumlu olmayan psikanaliz, Sigmund Freud’un bilinçdışı, rüya sembolizmi ve savunma mekanizmaları gibi kavramlarıyla psikoloji tarihi için yenilikçi bir bakış açısı oluşturmuştur. Araştırmada öncelikle psikanalizin yapısal teorisi olan id, ego ve süperego modeli, savunma mekanizmaları, rüya analizi ve aktarım süreçleri detaylandırılmış; akabinde Jung’un kolektif bilinçdışı, Adler’in bireysel psikolojisi ve Klein’ın nesne ilişkileri kuramıyla ekolün nasıl zenginleştiği ele alınmıştır. Sigmund Freud’un nörolojik araştırmalar ve klinik gözlemlerle temellendirdiği bu devrimci yaklaşım, insan ruhsallığını yalnızca fizyolojik değil; bilinçdışı dinamikler, bastırılmış dürtüler ve çocukluk yaşantıları ekseninde ele alarak psikoloji tarihinde derin bir kırılma yaratmıştır. Makalenin asıl ağırlık noktasını ise psikanalizin bilimsel geçerliliğine yönelik yürütülen çok boyutlu eleştiriler oluşturmaktadır. Bu çerçevede kuram üç temel eksende sorgulanmıştır: Epistemolojik olarak, Karl Popper’ın yanlışlanabilirlik ilkesi bağlamında kuramın test edilemez yapısı, kapalılığı ve dairesel mantığı irdelenmiştir. Metodolojik olarak, vaka analizlerinin öznelliği, veri kayıt eksikliği ve klinik etkinliğin ölçülemezliği sorunu modern bilim standartlarıyla karşılaştırılmıştır. Sosyolojik ve feminist açıdan ise kuramın 19. yüzyıl Viyana’sının ataerkil değerlerini evrenselleştirmesi, kadın cinselliğini biyolojik bir eksiklik üzerinden tanımlaması ve toplumsal cinsiyet rollerini pekiştirmesi eleştirilmiştir. Sonuç olarak, psikanalizin günümüz deneysel ve bilişsel psikolojisi içinde kanıta dayalı bir tedavi yöntemi olmaktan ziyade, insanın iç dünyasını ve kültürel üretimleri anlamlandırmada kullanılan güçlü bir yorumlayıcı disiplin ve entelektüel bir tarihsel anlatı olarak konumlandığı tespit edilmiştir.
Bu çalışmanın, özgün bir çalışma olduğunu; çalışmanın hazırlık, veri toplama, analiz ve bilgilerin sunumu olmak üzere tüm aşamalarından bilimsel etik ilke ve kurallarına uygun davrandığımı; bu çalışma kapsamında elde edilmeyen tüm veri ve bilgiler için kaynak gösterdiğimi ve bu kaynaklara kaynakçada yer verdiğimi; kullanılan verilerde herhangi bir değişiklik yapmadığımı, çalışmanın Committee on Publication Ethics (COPE)' in tüm şartlarını ve koşullarını kabul ederek etik görev ve sorumluluklara riayet ettiğimi beyan ederim. Herhangi bir zamanda, çalışmayla ilgili yaptığım bu beyana aykırı bir durumun saptanması durumunda, ortaya çıkacak tüm ahlaki ve hukuki sonuçlara razı olduğumu bildiririm.
The aim of this study is to comprehensively examine the historical origins, fundamental concepts, and post-Freudian development of psychoanalytic theory, as well as the epistemological, methodological, and cultural critiques directed at it. In the late 19th century, psychoanalysis, which was incompatible with the positivist perspective of the era, created an innovative perspective for the history of psychology with concepts introduced by Sigmund Freud such as the unconscious, dream symbolism, and defense mechanisms. In the research, first, the structural theory of psychoanalysis—the id, ego, and superego model—defense mechanisms, dream analysis, and transference processes are detailed; subsequently, how the school was enriched by Jung's collective unconscious, Adler's individual psychology, and Klein's object relations theory is discussed. This revolutionary approach, grounded by Sigmund Freud in neurological research and clinical observations, created a profound rupture in the history of psychology by addressing the human psyche not merely physiologically, but through the axes of unconscious dynamics, repressed drives, and childhood experiences. The main focal point of the article constitutes the multidimensional critiques regarding the scientific validity of psychoanalysis. Within this framework, the theory is questioned on three main axes: Epistemologically, the theory's untestable structure, insularity, and circular logic are examined within the context of Karl Popper's principle of falsifiability. Methodologically, issues such as the subjectivity of case analyses, the lack of data recording, and the unmeasurability of clinical effectiveness are compared with modern scientific standards. From sociological and feminist perspectives, the theory is criticized for universalizing the patriarchal values of 19th-century Vienna, defining female sexuality through biological deficiency, and reinforcing gender roles. In conclusion, it is determined that psychoanalysis is positioned as a powerful interpretive discipline and an intellectual historical narrative used to make sense of the human inner world and cultural productions, rather than as an evidence-based treatment method within contemporary experimental and cognitive psychology.
I hereby declare that this study is an original work; that I have acted in accordance with scientific ethical principles and rules at all stages of the study, including preparation, data collection, analysis, and presentation of the information; that I have cited all data and information not obtained within the scope of this study and included these sources in the bibliography; and that I have not made any alterations to the data used. I also declare that I accept all the terms and conditions of the Committee on Publication Ethics (COPE) and that I adhere to the ethical duties and responsibilities required.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Social Theory, Clinical and Health Psychology (Other) |
| Journal Section | Review |
| Authors | |
| Submission Date | November 23, 2025 |
| Acceptance Date | December 29, 2025 |
| Publication Date | December 30, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 5 Issue: 2 |