Bu çalışma, Osmanlı’dan miras alınan güçlü devlet geleneğinin Türkiye’de demokratikleşme süreci üzerindeki belirleyici etkilerini akademik bir çerçevede ele almaktadır. Türkiye’de demokrasinin kurumsallaşmasının önündeki en önemli engellerin başında devletin bekasının her türlü siyasal, toplumsal ve bireysel talepten üstün tutulması gelmektedir. Bu anlayış, bürokratik elitlerin karar alma mekanizmalarında belirleyici aktörler olarak öne çıkmalarına zemin hazırlamış; demokratik kurumların işleyişini sınırlandırmış ve sivil siyasal alanın kurumsallaşmasını engelleyerek toplumsal katılımı daraltmıştır. Özellikle askerî ve sivil bürokratik seçkinlerin kendilerini rejimin asli kurucu unsurları olarak konumlandırmaları, seçimle iş başına gelen hükümetlerin meşruiyetini sürekli sorgulamalarına yol açmış, böylece darbelerin siyasal düzene müdahale aracı olarak devreye girmesini kolaylaştırmıştır. Bu durum, Türkiye’de siyasal kültürün demokratikleşme sürecinde süreklilik arz eden yapısal bir sorun haline gelmiştir. Bu bağlamda çalışma, 1960, 1971 ve 1980 askerî müdahalelerini, 28 Şubat sürecini ve 15 Temmuz darbe teşebbüsünü takiben şekillenen ara dönemleri din-devlet-toplum ilişkileri bağlamında ele almaktadır. Çalışmada, ara dönemlerde uygulanan din politikaları, bu politikaların anayasal ve kurumsal düzeydeki yansımaları ile toplumsal karşılıkları analiz edilmektedir. Ayrıca çalışmada, darbeler sırasında dinin meşrulaştırıcı bir araç olarak kullanım biçimleri ve bunun Türk siyasal kültüründe süreklilik ile kırılma eksenlerine etkisi tartışılmaktadır. Çalışma, böylece devlet geleneği, demokratikleşme dinamikleri ve din-siyaset ilişkilerinin çözümlenmesine katkı sunmayı hedeflemektedir.
This study examines, within an academic framework, the decisive effects of the strong state tradition inherited from the Ottoman Empire on the process of democratization in Türkiye. One of the most significant obstacles to the institutionalization of democracy in Türkiye is the prioritization of state survival over all political, social, and individual demands. This understanding has paved the way for bureaucratic elites to emerge as decisive actors in decision-making mechanisms, restricted the functioning of democratic institutions, and hindered the institutionalization of the civilian political sphere by limiting social participation. In particular, the self-perception of military and civilian bureaucratic elites as the essential founding elements of the regime has led them to constantly question the legitimacy of democratically elected governments, thereby facilitating the use of coups as instruments of political intervention. This has become a structural problem that has persisted throughout Türkiye’s democratization process. In this context, the study analyzes the military interventions of 1960, 1971, and 1980, the February 28 process, and the period following the July 15 coup attempt through the lens of state-religion-society relations. The religious policies pursued during these interim periods, their constitutional and institutional implications, as well as their societal repercussions, are examined in detail. Moreover, the use of religion as a tool of legitimization during coups and its impact on the continuities and ruptures of Turkish political culture are discussed. Thus, the study aims to make contribution to the multidimensional analysis of state tradition, democratization dynamics, and religion-politics relations in Türkiye.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Political Sociology |
| Journal Section | Review |
| Authors | |
| Submission Date | August 14, 2025 |
| Acceptance Date | February 6, 2026 |
| Publication Date | March 25, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.32709/akusosbil.1764618 |
| IZ | https://izlik.org/JA52HY67CX |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 28 Issue: 1 |