TR
EN
Klasik ve Modern Kaynaklarda İlk Cinayet Kıssası (Maide 5/27-31): Tefsir Metodolojisi Açısından Mukayeseli Bir İnceleme
Öz
Bu makalede, Mâide suresinde yer alan “İlk cinayet kıssası” (27-31. âyetler) klasik tefsir kaynakları ve modern çalışmalar ekseninde metodolojik açıdan ele alınmıştır. Kıssanın en önemli iki unsuru “Âdem’in iki oğlu” lafzıyla kimlerin kastedildiği ve karganın yapmış olduğu rehberliğin ne ifade ettiğidir. Müfessirler genel anlamda, bahsi geçen “Âdem”in Hz. Âdem olduğu kanaatindedir. Gönderilen karga ise cesedin nasıl defnedileceğini göstermiştir. Çünkü işlenen cinayet yeryüzündeki ilk cinayettir ve ölü bir bedenin ne yapılması gerektiği bilinmemektedir. Bu genel kanaatte lafzî delillerin ve metin içi bağlam unsurlarının yanı sıra tefsirde aslî unsur olan sahîh hadîsler, ardından sahâbe ve tâbiûndan intikal eden rivâyetler esas alınmıştır. Diğer hadîslerle birlikte; özellikle Mesrûk b. el-Ecdaʻ’ın, üstâdı Abdullah b. Mesʻûd’dan naklettiği ve neredeyse bütün sahîh kaynaklarda yer alan “Zulmen öldürülen hiç kimse yoktur ki, onun kanından Âdem’in ilk oğluna da bir hisse çıkmasın. Çünkü öldürme (cinayet) yolunu ilk açan odur.” hadîsinin cerhi mümkün görünmemektedir. Buna sahâbe ve tâbiûn görüşleri ile ümmetin ittifakı da eklenince kâtil ve maktûlün kimler olduğu konusu netlik kazanmıştır. Ayrıca cesedin nasıl örtüleceğini göstermesi için gönderilen karga da bu kanaati teyit etmektedir. Yirminci asra gelininceye kadar bir iki istisna haricinde müfessirlerin tamamının bu konuda ittifak halinde olduğu görülmektedir. Hasan el-Basrî ve Dahhâk gibi zâtlara atfedilen görüş, kıssada bahsedilen iki kişinin İsrâiloğulları’ndan iki kişi olduğu şeklindedir. Ancak bu görüşün Hz. Âdem ve eşinin ilk insan çifti olmadığı şeklindeki bir düşünceyle ilgisinin olmadığı yine bu zâtlardan gelen başka rivâyetlerle sâbittir. Dolayısıyla herkesçe müsellem bir Âdem anlayışı söz konusudur. Müfessirlerin yapmış oldukları izâhlarda konuyla ilgili farklı âyetler de göz önüne alınmıştır. Öte yandan âyetlerin zâhiri esas tutulmuş ve herhangi bir tereddüt yahut işkâl durumu söz konusu olmadığı için te’vile gerek duyulmamıştır. Bütün bunlar aynı zamanda klasik tefsirlerde izlenen metodun temel unsurlarını oluşturmaktadır.
Buna karşın evrimci bakış açısına göre ilk iki insanın ilk çocukları diye bir olgu söz konusu değildir. Zira evrimde ilk iki insan diye bir şeyden bahsedilmesi mümkün değildir. Modern tefsir anlayışını şekillendiren başat unsurlardan biri bu yaklaşım tarzıdır. Kıssaların sembolik olduğu iddiasına göre ise âyet lafızları zaten önem arz etmemektedir. Bu minvâlde kıssanın bir gerçekliğinin olmadığı ve Tevrat’a atfen zikredildiği öne sürülmektedir. Oysaki benzeri bir anlatının asıl itibariyle semâvî olan Tevrat’ta geçmesi, bir hakikat olarak Kur’ân’da da yer almasına aykırı değildir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm, Tevrat ve İncil metinleri/hükümleri üzerinde mübeddil ve musahhih olduğu gibi bazen de mütemmim ve musaddık olmuştur. Ayrıca Tekvin’deki Hâbil-Kâyin kıssasında kargadan bahsedilmemektedir. Sembolikçi anlayışa göre Kur’ân hayal ürünü olduğu iddia edilen bir kıssayı aktarmakta ve bu aktarım esnasında ona asılsız yeni bir unsur daha eklemektedir. Bu ise vehimden ibaret olup herhangi bir delile dayanmamaktadır. İlmi her şeyi ihâta eden ve Kur’ân’da anlatılanları mükerreren “Hakk” diye niteleyen Yüce Allah’ın irşad için hayali bir hikâyeyi anlatmaya muhtaç olmadığı muhakkaktır. Dahası, kıssa eğer sembolikse, Peygamber (s.a.s.) ve sahabe de dahil bütün ümmet on dört asırdır bunu anlamamış demektir ki bundan söz edilmesi bile abestir. Aynı tutarsız durum evrimci yorumlar için de geçerlidir.
Sonuç itibariyle iki kardeşten biri diğerini katletmiş; daha sonra maktulün ortada kalan cesedini ne yapacağını bilememiş ve nihâyet onun defnedilmesi gerektiğini bir kargadan öğrenmiştir. Âyetin sarih ifadesi bu iki kişi için “Âdem’in iki oğlu” demektedir ve geçerli bir karine/delil olmadığı müddetçe bu konuda yapılacak te’vîl ikna edicilikten uzaktır. Tefsir metodolojisi açısından modern zamanların ürünü olan her iki yaklaşımın da sağlam birer ilmî temele dayanmadığı ve problem çözmekten ziyade farklı çelişkilere kapı araladığı görülmektedir.
Anahtar Kelimeler
References
- Abdürrezzak es-Sanʻânî. Tefsîru Abdirrezzak. thk. Mahmud Muhammed Abduh. 3 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1998.
- Ahmed b. Hanbel, Ebu Abdillah. Müsned. thk. Şuayb el-Arnaût vd.. 45 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risale, 2001.
- Âlûsî, Şihâbuddin Mahmud b. Abdillah el-Hüseynî. Rûhu’l-meʻânî fî tefsîri’l-Kur’âni’l-Azîm ve’s-Seb‘i’l-Mesânî. thk. Ali Abdülbârî ‘Atıyye. 16 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1993.
- ʻAskalânî, İbn Hacer. Fethü’l-Bârî alâ Sahîhi’l-Buhârî. 13 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Ma’rife, 1959.
- Ateş, Süleyman. “Kur’ân-ı Kerîm’e Göre Evrim Teorisi”. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 20 (1975), 127-146.
- Ateş, Süleyman. Yüce Kur’ân’ın Çağdaş Tefsiri. 10 Cilt. İstanbul: Yeni Ufuklar Neşriyat, 1997.
- Beğavî, Ebû Muhammed el-Hüseyin b. Mes‘ûd b. Muhammed b. el-Ferrâ. Me‘âlimu’t-Tenzîl fî Tefsîri’l-Kur’ân. thk. Abdürrezzak el-Mehdî. Beyrut: Dâru İhyai’t-Türâsi’l-Arabî, 1998.
- Beydâvî, el-Kâdî Nâsıruddîn Ebî Sa‘îd Abdullah b. Ömer. Envârü’t-tenzîl ve esrârü’t-te’vîl. thk. Muhammed Abdurrahman el-Mar`aşlî. 5 Cilt. Beyrut: Daru İhyai’t-Türasi’l-Arabî, 1997.
Details
Primary Language
Turkish
Subjects
Religious Studies
Journal Section
Research Article
Authors
Publication Date
December 30, 2020
Submission Date
September 17, 2020
Acceptance Date
November 4, 2020
Published in Issue
Year 1970 Number: 15
ISNAD
Gördük, Yunus Emre. “Klasik Ve Modern Kaynaklarda İlk Cinayet Kıssası (Maide 5 27-31): Tefsir Metodolojisi Açısından Mukayeseli Bir İnceleme”. Amasya İlahiyat Dergisi. 15 (December 1, 2020): 105-142. https://doi.org/10.18498/amailad.796592.
Cited By
Hz. Âdem’in Yaratılışı, İnsanlığın Çoğalması ve Diğer Yaratılış Meselelerinin Kur’ân Açısından Değerlendirilmesi
Abant İzzet Baysal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
https://doi.org/10.33931/abuifd.891864