According to Schopenhauer, will is a blind and irrational force at the core of all existence. All living beings, including humans, are mere physical manifestations of this will and are driven by the desires it dictates. Schopenhauer argues that leading an ethical and wise life is only possible by suppressing the will and minimizing its influence on the individual. Love, as the will of the species, is also something to be avoided. Taking Celine Song’s film Past Lives (Başka Bir Hayatta, 2023) as a case study, this paper aims to explore how Arthur Schopenhauer’s concept of will manifests as a recurring formula in melodramatic films. To support this discussion, Selvi Boylum Al Yazmalım (1977), In the Mood for Love (Aşk Zamanı, 2000), and Kader (2006) are also examined. In this study, the qualitative content analysis method was employed. By analyzing the actions of the characters in these melodramatic films and their ultimate choices, this study suggests that these actions can be interpreted through the lens of Schopenhauer’s concept of will. Drawing on Schopenhauer’s idealization of suppressed will and a life of pain and suffering, the opposition between will and the suppression of will in the characters of the selected films was examined. This opposition was identified in the aforementioned films and evaluated as a recurring moral dilemma in melodramatic films, in which characters are often trapped, leading to pain and suffering. It is suggested that this perspective can provide a new theoretical framework for analyzing melodramatic films.
Schopenhauer’e göre isteme, tüm varlığın özündeki kör, akıl dışı bir güçtür. İnsan da dahil olmak üzere tüm canlılar, bu istemenin fiziksel bir yansımasıdır ve onun yönlendirdiği arzuların etkisi altındadır. Schopenhauer, etik ve bilge bir yaşamın; istemenin bastırılması, özne üzerindeki etkilerinin azaltılması ile mümkün olduğunu düşünür. Aşk da türün ruhunun istemesi olarak kaçınılması gereken bir şeydir. Bu çalışma, Celine Song’un yönetmenliğini üstlendiği Past Lives (Başka Bir Hayatta, 2023) filmini örnek alarak, Arthur Schopenhauer’in isteme kavramının melodramatik filmlerde tekrar eden bir formül olarak kendisini nasıl gösterdiğini tartışmayı amaçlamaktadır. Bu tartışmayı desteklemek adına, Selvi Boylum Al Yazmalım (1977), In the Mood for Love (Aşk Zamanı, 2000), Kader (2006) filmleri de incelenmiştir. Bu çalışmada nitel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Melodramatik anlatıya sahip bu filmlerde yer alan karakterlerin eylemleri ve finaldeki tercihleri incelenerek, bu eylemlerin isteme kavramı üzerinden okunabileceği öne sürülmüştür. Schopenhauer’in bastırılmış isteme ile acı ve ızdırap içinde yaşamayı idealize etmesinden hareketle; filmlerdeki karakterlerin isteme ve istemeyi bastırma karşıtlığı incelenmiştir. Bu karşıtlık, ele alınan filmlerde tespit edilmiş ve melodramatik filmlerde karakterlerin sıklıkla içerisinde kaldığı, acı ve ızdıraba yol açan ahlaki bir ikilem olarak değerlendirilmiştir. Bu bakış açısının, melodramatik filmleri incelemek için yeni bir teorik alan sağlayabileceği düşünülmektedir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Güzel Sanatlar |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 10 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 21 Nisan 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 20 Mayıs 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 20 Mayıs 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 2 |