Geçmişten Günümüze Münâfıkların Değişmeyen Karakteri (Kur’ân-ı Kerîm’deki Nitelikler)
Öz
Kelam ilminde, îmân konusu ele
alınırken, amelin îmândan bir cüz olup olmadığı ve büyük günah işleyen kimsenin
dünya ve ahiretteki konumu meselesinde gündeme gelen nifâk ya da münâfık
kavramı, îmân ve küfür konularından farklı olarak ele alınmışsa da fazla detaya
girilmemiştir. İman mefhumu dilin ikrarı, kalbin tasdîki veya marifet şeklinde
tanımlandığı gibi, îmânın fonksiyonel bir özelliğinin olması gerektiğinden
hareketle onun amel ile olan ilişkisi üzerinde durulmuştur. Îmân için yapılan
bu tanım, ortaya farklı görüşlerin çıkmasına sebep olmuştur.
Tüm bu konular tartışılırken, nifâk ve
münâfık meselesinin detaylı bir şekilde işlenmemesi ise münâfıkların
kendilerine has belli bir ilmî ve itikadî disiplinlerinin olmadığı şeklinde
yorumlanması mümkündür. İtikâdî noktada münâfıkların ahiretteki durumlarının,
inkarcılarla birlikte olduğu kabul edilmiştir. Ancak bunların dünyaya bakan
yönlerinde bulunan niteliklerini belirleme yönünde Kur’ân âyetleri belirgin bir
rol oynamıştır.Kur’ân’ın bu grup hakkındaki nitelemesi ise onların itikadî bir
oluşum olmalarının aksine anarşik bir örgüt olduğu düşüncesini ön plana
çıkarmaktadır. Münafığın tanımı ile ilgili kelâmî eserlerde fazla ayrıntıya yer
verilmemiş, “iki yüzlü”, “zahiren mü’min gibi gözüken kâfir” gibi açıklamalarla
yetinilmiştir.
Kur’ân-ı Kerîm’in nifâk ve münâfıklarla
ilgili çok fazla ayrıntıya yer vermesi ise meselenin İslam toplumu açısından
önemli olduğu fikrini doğrulamaktadır.Kur’ân, teşhis edilmesi zor ve hatta
belli bir zamana kadar Müslüman muamelesine tabi tutulması gereken bu gizli
siyasi örgütün ve bağlılarının özelliklerini birçok âyette saymış, onlara karşı
alınması gereken tedbirleri de uzun uzun anlatmıştır. Evrensel olan Kur’ân’ın,
münâfıkların vasıflarını ortaya koyan bu geniş anlatımı, bunların her asır ve
coğrafyada İslam toplumunun başına bela olduğunun işaretlerini verdiği
düşünülebilir. Eşsiz belâğat ve fesâhatı ile mu’ciz olan Kur’ân, münafığın
sıfatları ile ilgili öylesine dehşet verici bir tablo çizmiştir ki gizli bir
kuruluş olmasına rağmen adeta o’nu milyonlarca kişinin içerisinden “işte münâfık
budur” denecek kadar bariz bir duruma getirmiştir. Bu çalışma ile, Kur’ân’ın bu
nitelemelerini daha çok günümüz dil terminolojisini kullanarak ele alma ve
İslam toplumunun ve bilim dünyasının istifadesine sunma amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
- ALPER, H., (2006). “Münâfık”, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, C 31, İstanbul s. 565-568.
- ALPER, H., (2002). “Nifâk ya da İmanda Çatışma (Kur’ân-ı Kerîm Bağlamında Nifâk Psikolojisi)”, Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, C 22, S 2002/1, İstanbul s. 5-24.
- ASBAHÂNÎ, N., (1988). Hilyetu’l-Evliya ve Tabakâti’l-Asfiya, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut.
- ASKALÂNÎ, İ.H., (1960). Fethu’l-Bârî Bişerhi Sahîhi’l-Buhârî, Dâru’l-Ma’rife, Beyrut.
- ÂŞÛR, T., (1984). et-Tahrîr ve’t-Tenvîr, Dâru’t-Tûnûsiyye, Tunus.
- BÂBERTÎ, E., (2009). Şerhu Vasiyyeti’l-İmâm Ebî Hanîfe, Dâru’l-Feth.
- BUHÂRÎ, M. İ., (2002). Sahîhu’l-Buhârî, Haz. Muhammed Züheyr b. Nâsır, Dâru Tûki’n-Necât, Beyrut.
- ÇAĞRICI, M., (2008). “Riyâ”, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, C 35, İstanbul s. 137-138.
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
-
Bölüm
Araştırma Makalesi
Yazarlar
Yayımlanma Tarihi
30 Ağustos 2018
Gönderilme Tarihi
15 Haziran 2018
Kabul Tarihi
-
Yayımlandığı Sayı
Yıl 2018 Cilt: 5 Sayı: 16