Research Article

Kentlerin Doğuşu: Kur’ân’da Yerleşim Yeri Anlamına Gelen Kelimelerin Tahlili

Volume: 24 Number: 1 June 15, 2020
EN TR

Kentlerin Doğuşu: Kur’ân’da Yerleşim Yeri Anlamına Gelen Kelimelerin Tahlili

Öz

Kur’ân’da yerleşim yeri anlamına gelen kelimelerin başında diyâr, karye, medine, mısır ve beled kavramları gelir. Bu kavramlar arasında özellikle karye ve medine sözcükleri daha öne çıkmaktadır. Karye kelimesi, vilayet, il, muhafaza, kent, ülke ya da yerleşim yeri anlamına gelirken medine kelimesi şehir anlamına gelmektedir. Mısır, şehir anlamının yanı sıra bir ülkenin özel ismi olarak da kullanılmaktadır. Diyâr bir yerleşim yerinin merkezi ve coğrafi sınırlarına; beled ise bir yerleşim yerinin etrafıyla, köyleriyle beraber siyasi oluşuma işaret etmektedir. Bu sebeple Arapçada beled; şehir anlamına geldiği gibi ülke ve devlet anlamına da gelmektedir. Son dönemlerde karye ve medine kavramlarını irdeleyen bazı çalışmalar yapılmaktadır. Ancak mezkur kavramların sadece sözlük anlamlarıyla Kur’ân’daki kullanımlarını inceleyerek bir sonuca varmak biraz zordur. Bu amaçla bu çalışmada kadim şehirlerin bazıları bizzat yerinde incelenmiş, kentleşme ve kentleşme tarihi üzerine yapılmış modern ve çağdaş bilimsel verilerden de istifade edilmiştir. Kentleşmeyi daha iyi anlamak için bazı peygamber kıssalarına da müracaat edilmiştir. Kur’ân’da kentleşmeyi ifade eden kelimelerin toplum, doğa, mekân, insan, sanat, ekonomi, siyaset, imar ve yapılaşmayla ilişkisinin olduğu görülmüştür. Dolayısıyla yerleşim yerlerini anlatmak için kullanılan diyâr, karye, medine, mısır ve beled kavramlarının toplumun farklı unsurlarıyla ve etkinlikleriyle ilişkisine işaret ettiği sonucuna varılmıştır. 
Özet: Kentler, kentlerin doğuşu, sosyoloji, tarih, antropoloji ve kültür tarihi gibi sosyal bilimlerde sıkça araştırılan konular arasındadır. Kentlerin ortaya çıkışı özellikle tarih, antropoloji ve sosyoloji açısından çok önemlidir. Bazı araştırmacılara göre kentler insanlık tarihinin en önemli devrimidir. Zira kentler sadece insanların bir yere yerleşip topluluk oluşturması anlamına gelmemektedir. Kentlerle uygarlık arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Dünyanın pek çok dilinde kent, medeniyet ve yerleşme kelimeleri arasında yakın bir ilişki vardır. Türkçe uygarlık kelimesi ilk yerleşik hayata geçen Uygurlardan gelmektedir. Yine Türkçede Arapça asıllı medeniyet kelimesi, şehir anlamına gelen medine kelimesinden türetilmiştir. İngilizcede ve Fransızcada “civilization” medeniyet anlamına gelir. Civilization Latince “civitas” kelimesinden türetilmiştir. Civitas, hem bir yerleşim yerine hem de üzerinde yaşayan insanlara ve insanlar arası hukuki ilişkilere karşılık gelir. Arapça da ise medeniyet için, bir yere yerleşme anlamındaki hadârî kelimesi kullanılır. 
Bu çalışmada sosyoloji, tarih, antropoloji ve kültür tarihi gibi toplum bilimlerinin çok önem verdiği kentleşme, müfessirlerin bakış açısıyla ele alınmıştır. Araştırmalar neticesinde Kur’ân’da kent ve kentle yakın anlamda karye, medine, diyâr, mısır ve beled kelimelerinin kullanıldığı görülmüştür. Kur’ân’da karye, medine, diyâr, mısır ve beled gibi kent anlamına gelen kelimeler incelenmeden önce mukayese amaçlı sosyoloji, tarih ve antropoloji gibi bilimlerin kente yaklaşımları değerlendirilmiştir. Modern ve çağdaş bilimlere göre sanat, yazı, musiki ve mimarlık gibi meslekler kentleşme sonucu ortaya çıkmıştır. İnsanoğlunun ilkellikten medeniyete doğru evrilmesi kentler sayesinde gerçekleşmiştir. Kentler insanlar arası toplumsal ilişkilerin bir ürünüdür. İnsanların bir yere yerleşmesi geniş çaplı toplulukların oluşmasına ve daha komplike ilişkilerin teşekkülüne imkan sağlamıştır. Topluluk oluşturan ve komplike ilişkilere giren insanlar kentleri kurmuşlardır. Kentlerde uzmanlaşma ve meslekleşme sayesinde bir veya iki mesleğe sahip olan insanlar aralarındaki yardımlaşmayla ihtiyaçlarını karşılamıştır. 
Kent öncesi dönemlerde insan-doğa ilişkisi ön planda iken şehirlerde insan-insan ilişkisi daha fazla öne çıkmıştır. Kentler insan-insan ilişkisinin bir sonucu olarak toplumsal sınıfları doğurmuştur. Bu sosyal sınıflar içerisinde idareciler, tüccarlar, askerler gibi mesleki erbapları, ulema, derviş gibi dini gruplar öne çıkmıştır. Kentlerin sosyal yapısı kadar fiziki özellikleri de önemlidir. Kentler öncelikle korunaklı bir sur yapısına, idari ve hukuki bir sisteme, kamusal alanlara ve ortak aidiyet duygusu gibi özelliklere sahip olması gerekir.
Kur’ân’da yerleşim yerlerinin tarihsel süreç içerisinde ve kronolojik olarak geliştiği görülmüştür. Kur’ân’da şehir anlamında karye, medine, diyâr, mısır ve beled kelimelerinin kullanıldığı görülür. Bu kelimelerin insan ve toplumla yakın bir alakası vardır. Örneğin Hz. Âdem döneminde toplumlar ve şehirler oluşmadığı için kıssalarda toplum ve kenti çağrıştıran herhangi bir kelimeye rastlanmaz. Hz. İdrîs için de aynı durum geçerlidir. Hz. Nûh ile ilgili kıssalara bakıldığında ilk defa kavim, mele’, erâzil/alt tabaka ve gemi gibi sözcükler geçer. Bu kıssalarda şehir ve kent anlamına gelen bir kelime kullanılmasa da toplum ve toplumsal tabakanın oluştuğu görülür. Hz. Hûd döneminde ise kavim kelimesine ilaveten ev, saray, bina ve İrem kelimesi kullanılmıştır. Hz. Salih döneminde ise Hz. Nûh ve Hz. Hûd kıssalarındaki medeni gelişmeleri ifade eden kelimelere ilaveten, diyâr ve medine kelimelerinin varlığı dikkat çeker. Kur’ân’da şehirleşmeyle alakalı ilk terimlerin Hz. Hûd kıssasında; bizzat yerleşim yeri ve şehir anlamına gelen kelimelerin ise Hz. Salih kıssasında geçtiği görülmüştür. Üstelik Hz. Salih kıssasında diyâr ve medine kelimeleri kullanılmıştır. Hz. İbrahim ve Hz. Mûsâ dönemlerinde ise buna bir de karye ve mısır kelimeleri ilave edilmiştir. Hz. Şuayb’in şehri için ise özel olarak Medyen kelimesi; Hz. Peygamber döneminde ise Mekke için bir de beled sözcüğü kullanılmıştır.
Hz. Nûh örneğinde görüldüğü gibi ilk önce kavim ve kavim içerisinde sosyal tabakalar; Hz. Hûd döneminde bağ, bahçe, tarım, evler, binalar ve küçük çaplı yerleşim yerleri kurulmaya başlamıştır. Kur’ân’da Hz. Hûd dönemiyle ilgili, bağ, bahçe, ev, bina saray ve İrem kelimeleri geçmesine rağmen kent anlamına gelen hiçbir kelime adı zikredilmemiştir. Hz. Salih dönemine gelindiğinde ise sıkça dâr ve diyâr kelimeleri bir de medine kelimesi kullanılmıştır. Bu binaen ciddi anlamda ilk kentleşmenin Hz. Salih döneminde başladığı söylenebilir. Zira dâr, ev anlamının yanı sıra bağ, bahçe, mera, bölge ve yurt anlamlarına da gelir. Bu sebeple Hz. Salih kıssasındaki dâr, diyâr ve medine tasriflerinde Semûd kavminin şehirleşme konusundaki üç vechesine işaret edilmiştir. Dâr kelimesiyle onların evlerinin mimari özelliklerine; diyâr kelimesiyle onların bağ, bahçe, yurt ve topraklarına; medine kelimesiyle de onların yurtlarındaki en büyük ve en önemli yerleşim yerine işaret edilmiştir. Zira modern ve çağdaş bilimin savunduğu gibi müfessirlere göre de medine etrafı surlarla çevrili, çarşısı, ordusu, hakimi, esnafı, taciri olan yerleşim yerleri için kullanılır. Kur’ân’da karye kelimesi bazı kıssalarda medine ile dönüşümlü olarak kullanılsa da karye daha çok diyâr kelimesine yakındır. Ancak karye, diyârdan farklı olarak siyası yapı ve Sâmîlere ait olma gibi iki özellikle birlikte kullanılmıştır. Karye bir yönüyle şehirdir, ülkedir ancak sadece merkez değil de köy, kasaba, dağ, bayır ve ovalarıyla beraber siyasi yapısı olan bir şehirdir. Yani günümüz tabiriyle il sınırlarına ya da çevresiyle beraber siyasi bütünlük oluşturan devletlere işaret eder. Diyâr kent anlamı yanında tarıma elverişli yerler için, karye ise tüm Sâmî dillerinde ortak bir kelime olarak Sâmî ırklarının şehirleri için de kullanılmıştır. Bu sebeple Afrika topluluklarından olan Kıptîlerin yerleşim yerleri için hiçbir zaman karye kullanılmamış; bunun yerine Kıptîce ve Arapça ortak bir kelime olan mısır kelimesi tercih edilmiştir. Hatta şehir anlamına gelen mısır kelimesi Kıptî bölgelerinde özel bir ülkenin adı olarak da kullanılmıştır. Beled kelimesi ise daha çok siyasi bir oluşuma işaret eder ki sadece ülke anlamına gelmektedir. Cahiliye döneminde belli bir siyasi oluşuma sahip olan Mekke için beled kelimesi kullanılmıştır.
Kur’ân’da Mekke için karye ve beled kavramları kullanılırken hiçbir zaman diyâr, medine ve mısır kavramları kullanılmamıştır. Mekke için karye isminin kullanılması, bir yandan Hz. İbrahim gibi Arap olmayan bir kimse tarafından kurulmasına diğer yandan da tüm insanların ortak mekanı olmasına işaret eder. Mekke için medine kelimesinin kullanılmaması sur, çarşı, ordu ve belli başlı meslek gruplarının olmamasına; diyâr kelimesinin kullanılmaması ise, bağların bahçelerinin yokluğuna delalet eder. Mekke için mısır kelimesinin kullanılmaması da Mekke’de Hâmî gibi Kuzey Afrika kökenli ırkların etkisinin olmadığına işaret eder.
Kısaca karye köy ve kasabalarıyla birlikte idaresi olan bir yerleşim yeri; medine sur, çarşı ve mimarisiyle karye sınırları içerisindeki en önemli merkez; diyâr şehir merkezleri, evleri, bağ ve bahçeleriyle birlikte yerleşim yeri; mısır kuzey Afrikalıların kurduğu kent; beled ise siyasi oluşumun öne çıktığı yerleşim yeri anlamına gelmektedir.  

Anahtar Kelimeler

References

  1. Abdurrahman el-Karâfî. ez-Zahîre. Beyrût: Dâru Garbi’l-İslâmî, 1414/1994.
  2. Abdülkâdir er-Râzî. Muhtâru’s-sıhâh. Beyrût: Mektebetü’l-‘Asriyye, 1419/1999.
  3. Akpınar, Ali. Kur’ân Coğrafyası. Ankara: Fecr Yayınları, 2002.
  4. Apak, Adem. “İslam Öncesi Dönemde Mekke İdare Sistemi ve Siyasetin Oluşumu”, Uludağ Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Dergisi, 10/1 (2001): 177-194.
  5. Atalay, Orhan. “Kur’ân’da Sosyal Grup İfade Eden Kavramlar”, Atatürk Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Dergisi, 16 (2001): 197-231.
  6. Âlûsî, Ebussenâ Şihâbüddin. Rûhu’l-meânî. Beyrût: Dâru’l-Fikr, 1417/1997.
  7. Beydâvî, Nasıruddin. Envâru’t-tenzîl ve esrâru’t-te’vîl. Beyrût: Dâru’l-Fikr, 1416/1996.
  8. Bikâi, İbrahim b. Ömer. Nazmü’d-dürer fî tenâsübi’l-âyâti ve’s-süver. Kahire: Dâru’l-Kitâbi’l-İslâmiyye, ts.

Details

Primary Language

Turkish

Subjects

Religious Studies

Journal Section

Research Article

Publication Date

June 15, 2020

Submission Date

January 16, 2020

Acceptance Date

May 20, 2020

Published in Issue

Year 2020 Volume: 24 Number: 1

ISNAD
Kahraman, Ferruh. “Kentlerin Doğuşu: Kur’ân’da Yerleşim Yeri Anlamına Gelen Kelimelerin Tahlili”. Cumhuriyet İlahiyat Dergisi 24/1 (June 1, 2020): 391-413. https://doi.org/10.18505/cuid.675840.