This study examines the concept of sacredness as a foundational element in religious understanding and practice, with particular attention to its manifestation in places. The sacred, which reveals itself across diverse domains—including locations, objects, temporal frames, natural elements, and persons—operates fundamentally through symbolic expression. Humanity has consistently sought both to fulfill religious and spiritual needs and to render abstract concepts intelligible through symbolic representation. Consequently, places have acquired symbolic meanings, and symbols have been employed within these spaces, thereby becoming integral to religious architecture. A paradigmatic example of such a site is the Ulus neighborhood in the Altındağ district of Ankara, the capital city of Turkey.
Throughout its history, Ulus has constituted one of Ankara’s most significant settlement areas, distinguished by its historical importance, geographical position, and concentration of sacred places. This significance derives from Anatolia’s role as the ancestral homeland of Turkic peoples, having hosted numerous principalities, kingdoms, states, empires, and civilizations of Turkic origin—with certain qualifications—ranging from the Hittites (whose Turkic origins have been proposed) through the Seljuks, the Ottomans, and the Republic of Turkey. Historical evidence indicates that Ankara’s Ulus district has consistently occupied a central position in Turkish culture and civilization, functioning as a “common denominator” across different periods. Within this framework, scholarly examination of sacred places in Ankara typically addresses the religious and cultural stratification represented by various communities throughout history, as exemplified by the Temple of Augustus, the Jewish Synagogue, the Church of Saint Teresa, and the Hacı Bayram Veli Mosque.
Thus, both throughout Turkey and specifically in Ankara, sacred places belonging to past and present cultures and communities persist as subjects of scholarly interest. These sites merit attention for multiple interrelated features: their geographical positioning, worship direction (qiblah), interior and exterior architectural design, decorative elements, symbolic repertoire, and similarities in religious practices across traditions. These phenomena indicate a shared foundation in Anatolia’s religious and cultural life, demonstrating what may be termed “cultural stratification”—a concept resonating with the third verse of Surah Al-Maidah. This perspective understands religions as constituting a sequential chain, wherein each tradition addresses the limitations of its predecessor while incorporating new elements, culminating in Islam. The Ulus neighborhood in Ankara's Altındağ district exemplifies this cultural stratification across historical, religious, and cultural dimensions. The present study accordingly examines the Ulus neighborhood through a comparative framework, focusing specifically on the relationship between sacred place and symbol.
Dinlerde, hemen hemen her anlayışın ve uygulamanın temelini “kutsallık” olgusu oluşturmuş ve bu çerçevede mekânlar önemli bir rol oynamıştır. Mekân(lar) ile birlikte obje(ler)/nesne(ler), zaman(lar), unsur(lar)/varlık(lar) ve kişi(ler) üzerinde tecelli eden “kutsallık” anlayışının muhteviyatında ve temelinde ise “semboller” yer almıştır. Çünkü insanoğlu, hem çeşitli dinî-manevî ihtiyaçlarını giderme hem de soyut kavramları anlamlandırma veya bazı unsurları kısa bir şekilde betimleme arzusunda olmuştur. Bu bağlamda mekânlara bazı sembolik anlamlar yüklenmiş ve semboller, mekânlarda kullanılarak dinî yapılar ile özdeşleştirilmiştir. Söz konusu vasıflara örnek mekânlardan biri, Türkiye’nin başkenti, can damarı Ankara’dır ve Ankara’nın Altındağ ilçesine bağlı “Ulus” semtidir.
Ulus, var olduğu günden bugüne hem tarihî hem coğrafî hem de kutsal mekân(lar) açısından Ankara’nın en önemli yerleşim yerleri arasında olmuştur. Çünkü Türklerin hem ana hem de ata/baba yurdu Anadolu coğrafyası, Türk olduğu ileri sürülen Hititlerden Selçuklu, Osmanlı ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne kadar -bazı nüanslarla birlikte- aynı Türk soyundan birçok beyliğe, krallığa, devlete, imparatorluğa ve uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Ulus’un, tarihten günümüze “ortak payda” bağlamında Türk kültürünün ve medeniyetinin merkezinde yer aldığı anlaşılmıştır/anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Ankara’da, dinî ve kültürel tabakalaşma bağlamında geçmişten bugüne varlık göstermiş “milletler”e ve dinlere ait kutsal mekânlar genel hatlarıyla örnek dahilinde Augustus (Ogüst) Mabedi, Musevi Sinagogu, Azize Tereza Kilisesi ve Hacı Bayram Veli Cami sembolleri ile birlikte ele alınmıştır.
Netice itibariyle hem Türkiye’de hem de Ankara’da var olmuş/olan kültürlere, topluluklara ait kutsal mekânların; coğrafî konumu, ibadet yönü (kıble), iç ve dış mimarî yapısı, süslemeleri/bezemeleri, sembolleri ile dinî uygulamalardaki benzerlik(ler)i dikkat çekmektedir. Bu durum, Anadolu’nun dinî ve kültürel yaşamında ortak bir anlayışın olduğunu ve Maide Suresi’nin 3. Ayeti’nde de vurgulandığı gibi “kültürel tabakalaşma”yı ortaya koymaktadır. Çünkü dinlerin birer halka halinde bir sonrakinin bir öncekinin eksikliklerini gidererek yeni unsurlarla olgunlaştığı ve nihayetinde İslâm ile tamamlandığı vurgulanmaktadır. Bu duruma örnek teşkil eden Ankara’nın Altındağ ilçesine bağlı Ulus semti de kutsal mekân-sembol ikileminde karşılaştırma mahiyetinde konu edilmiştir.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Comparative Religious Studies |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | December 15, 2025 |
| Acceptance Date | February 17, 2026 |
| Publication Date | February 28, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.15745/da.1842694 |
| IZ | https://izlik.org/JA34DA77BX |
| Published in Issue | Year 2026 Issue: 70. Ankara Özel Sayısı |