Throughout history, individuals across societies have shown sensitivity toward the events and conditions they experienced. In particular, intellectuals and those of high social standing have often expressed views on social and systemic shortcomings. Within this context, poets, artists, and painters have conveyed their observations through both positive and negative criticism. Poets who were trained within the tradition of Classical Turkish literature produced numerous literary works in various genres throughout the six centuries during which this tradition flourished. In these works, in parallel with the social and political structure of the period, individuals deemed worthy of praise were generally highlighted, and poets often expressed this through the genre of the qasida. Conversely, there were also instances in which the same individuals they praised were later criticized. This situation demonstrates that Classical Turkish literature, beyond its aesthetic dimension, possesses a multifaceted character that also encompasses the social and personal networks of interest in various layers. This article explores the attitude of Nef’î, a prominent 17th-century poet of Classical Turkish literature, toward Grand Vizier Halil Pasha. While Nef’î praises the Grand Vizier in his Turkish Dȋvȃn in accordance with the qasida tradition, he harshly criticizes him in his satirical work Sihâm-ı Kazâ. These conflicting portrayals of the same individual provide striking example of the patronage system, literary practices, and poet–statesman relationships of the period. By examining these opposing attitudes through historical context and poetic language, study demonstrates how praise and satire coexist and intersect in Classical Turkish poetry. Ultimately, this research reveals that Classical Turkish Literature extends beyond literary expression, functioning as a complex reflection of the political and personal dynamics of its time.
Geçmişten günümüze değin tüm toplumlarda insanlar görüp tanık oldukları pek çok durum karşısında duyarsız kalmamışlardır. Halkın, aydın kesimleri başta olmak üzere önde gelen bazı sanat erbabının sahip olduğu statü gereği göze çarpan eksiklikleri dile getirmişlerdir. Şairler kaleme aldıkları şiirlerle, sanatçılar sahneledikleri gösterilerle, ressamlar ise yaptıkları resimler aracılığıyla eleştirilerini olumlu ya da olumsuz şekilde ifade etmişlerdir. Klasik Türk edebiyatı geleneğinde yetişen şairler, geleneğin vücut bulduğu altı asır boyunca farklı türlerde birçok edebi eser kaleme almışlardır. Bu eserlerde, dönemin sosyal ve siyasal yapısına paralel olarak genellikle övgüye değer kişilere yer verilmiş, şairler özellikle bu durumu kaside aracılığıyla ifade etmişlerdir. Buna karşılık olarak bazen de övdükleri kişileri aynı şekilde eleştirmişlerdir. Bu durum, Klasik Türk edebiyatının estetik boyutunun ötesinde, toplumsal ve kişisel çıkar ilişkilerini de farklı katmanlarıyla içeren çok yönlü bir nitelik taşıdığını göstermektedir. Bu makalede, 17. yüzyıl Klasik Türk şiirinin önde gelen şairlerinden Nef’ȋ’nin, dönemin Veziriazamı Halil Paşa’ya yönelik tutumu incelenmiştir. Nef’ȋ, öncelikle Türkçe Dȋvȃnı’nda Veziriazam Halil Paşa’yı klasik kaside geleneği çerçevesinde övgüyle yüceltirken Sihâm-ı Kazâ adlı hiciv mecmuasında ise onu sert bir dille eleştirmiştir. Aynı şahsa yönelik bu zıt ifadeler, dönemin şair ve devlet adamı arasındaki ilişkileri, himaye sistemi ve edebi faaliyetleri göstermesi bakımından ilgi çekici bir örnek teşkil etmektedir. Makalede Nef’ȋ’nin bu iki farklı tutumu tarihȋ bağlam ve şiir dili üzerinden incelenerek Klasik Türk şiirinde övgü ve yerginin nasıl birbiriyle iç içe geçtiği ortaya konulmuştur. Sonuç olarak bu çalışma, Klasik Türk edebiyatının sadece edebȋ bir anlatımdan ibaret olmadığı, aynı zamanda dönemin siyasal ve kişisel çıkar ilişkilerini de yansıtan karmaşık bir yapı barındırdığını ortaya koymaktadır.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Classical Turkish Literature of Ottoman Field |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | November 3, 2025 |
| Acceptance Date | March 27, 2026 |
| Publication Date | April 29, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.69878/deuefad.1816177 |
| IZ | https://izlik.org/JA78DK58SJ |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 13 Issue: 1 |